“Zamanın Kıymeti”

Abone Ol

Günümüz insanı en fazla zamanına kıymakta,

Vaktini hoyratça harcamakta.

Zaman mefhumu öylesine kıymetlidir ki,

Rabbimiz, kutlu kitabında; geceye, gündüze, tan yerine, sabaha, şafağa, kuşluk vaktine ve ikindiye yemin etmiştir.

Zaman, mekândan daha kıymetlidir çünkü.

Peygamberimizin de gündemindedir zaman;

”İki nimet vardır. İnsanların çoğu bunları (değerlendirmede) aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.”

Sıhhati âlimler, gençlik olarak yorumlamışlardır.

Ne var ki gençlik, âlimlerin onca ikazlarına karşın günümüzde adeta zaman cellâdı gibi yaşamaktadırlar.

Geçenlerde genç bir kızımız akranına acımaktaydı. Neden diye sorduğumda, “Hiç sosyalleşmiyor, kafasını kaldırmadan ders çalışıyor” dedi. Nasıl sosyalleşecek ki dediğimde o genç kız, “Ben ve arkadaşlarım kafelere gidiyoruz, neşeli bir grubumuz var, saatlerce oturuyoruz, sohbet ediyoruz” dediğinde.

Sosyalleşmenin zamanı katletmek olduğunu anlıyorum.

Yaşamı restore etmenin ilk adımı vakti iyi değerlendirmektir.

İmam Gazali; “Vakitlerin ömrün, ömrün de sermayendir. Her gün ömürleri azalmasına rağmen malları arttığından dolayı sevinen ahmaklar gibi olma. İlmin ve amelin artması dışında bir şeye sevinme.”

Miskinlik, tembellik, uyku; en hayırsız hastalıklar olarak vakti katletmekte.

Eskiler güzel demişler: “Bugünün işini yarına bırakma.”

İşler birikir, ödevler artar, imtihanlar ağırlaşır.

Ebu’d-Derda: ”Senin hayatın günler demektir. Her bir gün geçince bir parçan gider.”

Tabiinden A. ibn Abdikays’a bir adam, “Benimle konuşur musun?” diye sorar. O da, “Güneşi yerinde tut, seninle konuşayım” der. Yani güneşin dönmesini engelle, zamanı durdur da konuşayım der.

Tabiinden Katade, doğuştan kör olmasına karşın ilim tahsil etmeye çok hırslı idi. Katade, el-Museyyeb in yanında sekiz gün kaldı. Âlim ona şöyle dedi; ”Ey âmâ git artık, suyumu çıkardın.”

Zamanının siyasilerine muhalefetinden ötürü el Museyyeb’e kızgın güneş altında altmış kırbaç cezası uygulandı. Halkın onunla konuşması da yasaklandı. Katade, konuşma yasağına aldırmayıp âlimin yanına koştu, onun ilminden yararlandı.

İmam Ebu Yusuf, ölüm döşeğinde bile fıkhi bir meseleyi müzakere edip öyle vefat etmişti. Yine Ebu Yusuf, yanında 29 yıl kaldığı hocası Ebu Hanife’nin ilim meclisinde bulunabilmek için vefat eden oğlunun kefenlenmesini arkadaşlarına bırakmıştı.

U. ibn Yaiş, “Otuz yıl geceleri kendi ellerimle bir şey yemedim. Ben hadis yazarken, kız kardeşim ağzıma lokma koyuyordu.”

İbnu’l-Cevzi, misafirler geldiğinde onlarla konuşmasına engel olmayacak işlerle meşgul olur; kâğıtları kesme, kalemleri yontma ve defterleri demetleme işini görür.

Bursevi şöyle der: “İlim sahiplerinin yanına varan akıllı, anlayışlı kişiler az konuşurlar, tez kalkarlar. Ahmaklar ise zamansız gelirler ve çok otururlar.”

Doksan yaşındaki Dil Bilgisi üstadı Sa’leb, yürüme esnasında kitap okurken bir çukura düşüp vefat ediyor.

Biruni, can çekişip, nefesi gelip giderken bile Feraiz meselesini öğreniyordu.

Razi, ya kitap istinsah eder ya ders verir, ya kitap ya da Kur’an okurdu. Boş zamanı yoktu.

Hatib Bağdadi, yolda yürürken elindeki eseri mütalaa ederdi.

Sadece “Fünun” adlı eseri sekiz yüz cilt olan İbn Akil, zaman kazanmak için ekmeği çiğnemek yerine ıslatarak yemekteydi.

İmamu’l-Harameyn gibi bir dâhi, ümmetin imamı; elli yaşında olmasına rağmen dil bilgisi üstadı bir âlime öğrencilik yapmıştı.

Günümüzde kimi imamlar ise hâlâ kutlu kitabı yanlış okumakta, mahreç ve tecvit eksikliklerine karşın öğrenme arzuları bulunmamakta.

İslam âlimlerinin pek çoğu vefatları esnasında bile ilmi bir konuyu müzakere etmişlerdi.

Babanzade de rahatsız olmasına karşın hazırladığı hadis kitabının, hasta namazı ile ilgili kısmını araştırırken secdede vefat etmişti.

İlim, kendisiyle iştigal eden insana hemen faydalar sağlamasa bile, vaktin kendisiyle ölüp gittiği boş şeylerden alakayı kesmesi bile yeterlidir.

Bu konuda genç bir anne, ağır hasta evladının başında darmadağın olmuşken; ilmî kitaplara sığındığını ve onların da kendisine şifa olduğunu, teskin ettiğini anlatmıştı.

 

Geniş bilgi için bknz. Abdulfettah ebu Gudde, “Zamanın Kıymeti” (Çev. Enbiya Yıldırım, Ankara, 2023.)