HİZMET HAREKETİ, tıpkı geleneğini devam ettirdiği
Bediüzzaman Said Nursi nin yaptığı gibi radikal İslâmcı hareketler kadar,
SİYASAL İSLÂMCI HAREKETLERE de hep mesafeli durmuştur. Bu mesafeyi hasmane ve
rekabetçi bir tutumdan ziyade, sadece uzak durma şeklinde tanımlamak doğru
olacaktır. Bu anlamda HİZMET HAREKETİ, sosyal açıdan görünürlük kazandığı İLK
GÜNDEN İTİBAREN, siyasal İslâmcılığın Türkiye deki temsilcisi durumundaki
İSLÂMCI-SİYASÎ OLUŞUMLARA hep şüpheyle yaklaşmıştır. Mesela, SİYASAL
İSLÂMCILIĞIN ÇATI YAPISI NİTELİĞİNDEKİ NECMETTİN ERBAKAN IN SÜREKLİ
KAPATILDIKLARI İÇİN FARKLI İSİMLERLE YENİDEN KURULAN HİÇBİR PARTİSİNE DESTEK
VERMEMİŞTİR. Bunun yerine GÜLEN İN TAKİPÇİLERİ, özgür iradeleriyle kendilerine
uygun ve yakın buldukları merkez partilere oy ve destek vermeyi tercih
etmişlerdir... SİYASAL İSLÂMCILIK ile
hoşgörülü sivil İslâmî anlayıştaki HİZMET HAREKETİ, kendi paralel rotalarında
yol alırken yollarının 2000 li yılların başında, tarihlerinde ilk kez olmak
üzere kesiştiğini görmekteyiz. Daha doğrusu HİZMET HAREKETİ o güne kadar
olageldiği şekilde kendi rotasında devam ederken, SİYASAL İSLÂMCI gelenekten
gelmekle birlikte bu mirası reddettiğini, köklü şekilde değiştiğini ve hatta
MİLLÎ GÖRÜŞ GÖMLEĞİNİ ÇIKARDIĞINI söyleyen AKP, merkeze ve doğal olarak
HİZMET HAREKETİ nin izlediği rotaya yaklaşmıştır. Hatta süreç içerisinde yer
yer bu iki hareket arasında örtüşmeler bile olmuştur.
Sivil İslâmî çizgisini aynen sürdüren HİZMET HAREKETİ,
eski MİLLÎ GÖRÜŞÇÜLER tarafından kurulduğu halde SİYASAL İSLÂMCILIKTAN
VAZGEÇTİĞİ izlenimi veren AKP nin büyük ihtiyaç duyduğu medya desteğinin yanı
sıra sivil, akademik ve bürokratik insan sermayesini bu yeni yapılanmanın
istifadesine sunmuştur. AKP nin HİZMET HAREKETİ NİN rotasıyla buluşmasının
oluşturduğu sinerjiyle Türkiye, AB üyelik süreci manivelasını da kullanarak,
tarihi boyunca görmediği önemde büyük reform ve demokratikleşme hamleleri
gerçekleştirmiş ve militarist vesayetçi yapıları geriletmeyi başarmıştır. Ancak
bu süreç boyunca Hizmet Hareketi hiçbir zaman AKP partizanı olmamıştır. Sadece
inandığı değerler ve demokratik ilkelerle örtüştüğü oranda AKP nin reformlarına
ve demokratikleştirici politikalarına destek vermekten çekinmemiştir. / Zaten
ne olduysa AKP nin ilk yola çıktığında hayal bile etmediği büyük bir başarıya
ulaşmasıyla olmuştur. Önce 12 Eylül 2010 anayasa referandumu ile vesayetçi
yapıların sökülüp atılması, arkasından yeni anayasa yapma vaadiyle gidilen 12
Haziran 2011 genel seçimlerinde yüzde 50 gibi muazzam oy alması AKP nin üst
kadrolarını ve lideri etrafına kümelenen bir oligarşik zümreyi farklı bir
beklentiye yöneltmiştir. Neticede, artık önlerinde dengeleyici ve frenleyici
gücünü hesap etmek zorunda olacakları hiçbir dinamik kalmamıştı. Öyleyse
YENİDEN KENDİ ASILLARINA VE KÖKENLERİNE NEDEN DÖNMESİNLERDİ KÖKENLERİ
İTİBARIYLA YOLA ÇIKTIKLARI SİYASAL İSLÂMCILIĞIN GEREĞİNİ NEDEN YAPMASINLARDI ..
2011 deki büyük seçim zaferinden hemen sonra öyle de
yapmaya başladılar. Fikrî kökeni dışarıdan olan SİYASAL İSLÂMCILIK ne
vaz ediyorsa hepsini gerçekleştirmeye koyuldular. Öncelikle bu toplumu
kafalarındaki ideal topluma dönüştüreceklerdi. Sonra da buradaki dayatmacı
SİYASAL İSLÂMCILIK projesinin başarılarının verdiği güçle İslâm dünyasının
lideri olacaklardı. Hesapları buydu ve bunun için daha fazla demokrasiye, daha
nitelikli bir hukuka ya da standartları yükseltilmiş hak ve özgürlüklere değil,
sadece ve sadece daha fazla güce ve iktidara ihtiyaç vardı. Bu yüzden de
AKP nin ilk iki dönemindekinden çok farklı ve hatta tamamen o dönemdekilere
ters politikalar izlenmeye başlandı. Topluma umut veren demokratikleşme ve
reform süreçleri büyük ölçüde durduruldu. Bununla da yetinilmedi HSYK, Sayıştay
ve diğer yüksek yargı alanlarında hızla geri adımlar atılmaya başlandı. Aynı
şekilde basın, ifade ve toplanma özgürlükleri tırpanlanmaya, illegal
fişlemelerle kendi anlayışlarına tehdit gördükleri her unsuru medyadan ve
bürokrasiden tasfiyeye giriştiler. / Böylece sivil İslâmî yaklaşımın en güçlü
temsilcisi HİZMET HAREKETİ ile geldiği SİYASAL İSLÂMCI GELENEĞE ani bir geri
dönüş yapan AKP nin yolları yeniden ayrıldı. Aslında, SİYASAL İSLÂMCI KÖKTEN
gelmekle birlikte değiştiğini söyleyerek kendisine paralel bir rotada seyreden
HİZMET HAREKETİ ne yaklaşan AKP, YENİDEN SİYASAL İSLÂMCILIĞA DÖNEREK BU ROTADAN
KENDİSİ UZAKLAŞTI. KENDİ ASLÎ YÖRÜNGESİNE hızla geri döndü. HİZMET HAREKETİ ise
bugün, tıpkı eskiden beri olduğu gibi, hep inandığı ve savunageldiği hoşgörülü,
kuşatıcı, özgürlükçü sivil İslâmî anlayışa ve demokratik değerlere sımsıkı
bağlı kalarak yoluna devam etme çabasında./ Evrensel demokratik değerler
dünyasında karşılığı da olan HİZMET HAREKETİ nin bu ahlakî ve değer merkezli bağımsız
duruşunu büyük bir tehdit olarak gören AKP ise, hiçbir ilke ve değer
tanımaksızın çılgınca ve hoyratça bir yıkıma girişmiş bulunuyor. Hukuk,
demokrasi ve etik değerler açısından örneği görülmedik bu yıkımı, tüm dünyayla
birlikte biz de, büyük bir şaşkınlık içerisinde izlemeye devam ediyoruz.
(Bülent Keneş, Zaman yazarı, Today s Zaman Genel Yayın Yönetmeni; Zaman,
25.01.2014)