Zaman?da, Millî Görüş karşıtlığı itirafnamesi - 2

Abone Ol

HİZMET HAREKETİ, tıpkı geleneğini devam ettirdiği

Bediüzzaman Said Nursi nin yaptığı gibi radikal İslâmcı hareketler kadar,

SİYASAL İSLÂMCI HAREKETLERE de hep mesafeli durmuştur. Bu mesafeyi hasmane ve

rekabetçi bir tutumdan ziyade, sadece uzak durma şeklinde tanımlamak doğru

olacaktır. Bu anlamda HİZMET HAREKETİ, sosyal açıdan görünürlük kazandığı İLK

GÜNDEN İTİBAREN, siyasal İslâmcılığın Türkiye deki temsilcisi durumundaki

İSLÂMCI-SİYASÎ OLUŞUMLARA hep şüpheyle yaklaşmıştır. Mesela, SİYASAL

İSLÂMCILIĞIN ÇATI YAPISI NİTELİĞİNDEKİ NECMETTİN ERBAKAN IN SÜREKLİ

KAPATILDIKLARI İÇİN FARKLI İSİMLERLE YENİDEN KURULAN HİÇBİR PARTİSİNE DESTEK

VERMEMİŞTİR. Bunun yerine GÜLEN İN TAKİPÇİLERİ, özgür iradeleriyle kendilerine

uygun ve yakın buldukları merkez partilere oy ve destek vermeyi tercih

etmişlerdir...  SİYASAL İSLÂMCILIK ile

hoşgörülü sivil İslâmî anlayıştaki HİZMET HAREKETİ, kendi paralel rotalarında

yol alırken yollarının 2000 li yılların başında, tarihlerinde ilk kez olmak

üzere kesiştiğini görmekteyiz. Daha doğrusu HİZMET HAREKETİ o güne kadar

olageldiği şekilde kendi rotasında devam ederken, SİYASAL İSLÂMCI gelenekten

gelmekle birlikte bu mirası reddettiğini, köklü şekilde değiştiğini ve hatta

MİLLÎ GÖRÜŞ GÖMLEĞİNİ ÇIKARDIĞINI söyleyen AKP, merkeze ve doğal olarak

HİZMET HAREKETİ nin izlediği rotaya yaklaşmıştır. Hatta süreç içerisinde yer

yer bu iki hareket arasında örtüşmeler bile olmuştur.

Sivil İslâmî çizgisini aynen sürdüren HİZMET HAREKETİ,

eski MİLLÎ GÖRÜŞÇÜLER tarafından kurulduğu halde SİYASAL İSLÂMCILIKTAN

VAZGEÇTİĞİ izlenimi veren AKP nin büyük ihtiyaç duyduğu medya desteğinin yanı

sıra sivil, akademik ve bürokratik insan sermayesini bu yeni yapılanmanın

istifadesine sunmuştur. AKP nin HİZMET HAREKETİ NİN rotasıyla buluşmasının

oluşturduğu sinerjiyle Türkiye, AB üyelik süreci manivelasını da kullanarak,

tarihi boyunca görmediği önemde büyük reform ve demokratikleşme hamleleri

gerçekleştirmiş ve militarist vesayetçi yapıları geriletmeyi başarmıştır. Ancak

bu süreç boyunca Hizmet Hareketi hiçbir zaman AKP partizanı olmamıştır. Sadece

inandığı değerler ve demokratik ilkelerle örtüştüğü oranda AKP nin reformlarına

ve demokratikleştirici politikalarına destek vermekten çekinmemiştir. / Zaten

ne olduysa AKP nin ilk yola çıktığında hayal bile etmediği büyük bir başarıya

ulaşmasıyla olmuştur. Önce 12 Eylül 2010 anayasa referandumu ile vesayetçi

yapıların sökülüp atılması, arkasından yeni anayasa yapma vaadiyle gidilen 12

Haziran 2011 genel seçimlerinde yüzde 50 gibi muazzam oy alması AKP nin üst

kadrolarını ve lideri etrafına kümelenen bir oligarşik zümreyi farklı bir

beklentiye yöneltmiştir. Neticede, artık önlerinde dengeleyici ve frenleyici

gücünü hesap etmek zorunda olacakları hiçbir dinamik kalmamıştı. Öyleyse

YENİDEN KENDİ ASILLARINA VE KÖKENLERİNE NEDEN DÖNMESİNLERDİ KÖKENLERİ

İTİBARIYLA YOLA ÇIKTIKLARI SİYASAL İSLÂMCILIĞIN GEREĞİNİ NEDEN YAPMASINLARDI ..

2011 deki büyük seçim zaferinden hemen sonra öyle de

yapmaya başladılar. Fikrî kökeni dışarıdan olan SİYASAL İSLÂMCILIK ne

vaz ediyorsa hepsini gerçekleştirmeye koyuldular. Öncelikle bu toplumu

kafalarındaki ideal topluma dönüştüreceklerdi. Sonra da buradaki dayatmacı

SİYASAL İSLÂMCILIK projesinin başarılarının verdiği güçle İslâm dünyasının

lideri olacaklardı. Hesapları buydu ve bunun için daha fazla demokrasiye, daha

nitelikli bir hukuka ya da standartları yükseltilmiş hak ve özgürlüklere değil,

sadece ve sadece daha fazla güce ve iktidara ihtiyaç vardı. Bu yüzden de

AKP nin ilk iki dönemindekinden çok farklı ve hatta tamamen o dönemdekilere

ters politikalar izlenmeye başlandı. Topluma umut veren demokratikleşme ve

reform süreçleri büyük ölçüde durduruldu. Bununla da yetinilmedi HSYK, Sayıştay

ve diğer yüksek yargı alanlarında hızla geri adımlar atılmaya başlandı. Aynı

şekilde basın, ifade ve toplanma özgürlükleri tırpanlanmaya, illegal

fişlemelerle kendi anlayışlarına tehdit gördükleri her unsuru medyadan ve

bürokrasiden tasfiyeye giriştiler. / Böylece sivil İslâmî yaklaşımın en güçlü

temsilcisi HİZMET HAREKETİ ile geldiği SİYASAL İSLÂMCI GELENEĞE ani bir geri

dönüş yapan AKP nin yolları yeniden ayrıldı. Aslında, SİYASAL İSLÂMCI KÖKTEN

gelmekle birlikte değiştiğini söyleyerek kendisine paralel bir rotada seyreden

HİZMET HAREKETİ ne yaklaşan AKP, YENİDEN SİYASAL İSLÂMCILIĞA DÖNEREK BU ROTADAN

KENDİSİ UZAKLAŞTI. KENDİ ASLÎ YÖRÜNGESİNE hızla geri döndü. HİZMET HAREKETİ ise

bugün, tıpkı eskiden beri olduğu gibi, hep inandığı ve savunageldiği hoşgörülü,

kuşatıcı, özgürlükçü sivil İslâmî anlayışa ve demokratik değerlere sımsıkı

bağlı kalarak yoluna devam etme çabasında./ Evrensel demokratik değerler

dünyasında karşılığı da olan HİZMET HAREKETİ nin bu ahlakî ve değer merkezli bağımsız

duruşunu büyük bir tehdit olarak gören AKP ise, hiçbir ilke ve değer

tanımaksızın çılgınca ve hoyratça bir yıkıma girişmiş bulunuyor. Hukuk,

demokrasi ve etik değerler açısından örneği görülmedik bu yıkımı, tüm dünyayla

birlikte biz de, büyük bir şaşkınlık içerisinde izlemeye devam ediyoruz.

(Bülent Keneş, Zaman yazarı, Today s Zaman Genel Yayın Yönetmeni; Zaman,

25.01.2014)