Zalimler

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Zulüm, yaratılış düzenindeki uyumu, imar ve ıslahı bozmaktır. Bu anlamda en büyük zalim; bir bütün halinde, din ve düzen olarak İslam’ı yaşamayandır. Rum 41: “İnsanların bizzat kendi elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıktı, düzen bozuldu ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de tuttukları kötü yoldan dönerler.” ABD ve İsrail’in olduğu her ülkede, huzursuzluk ve iç çatışma eksik olmuyor. Atalarımız; yeryüzünde fesat çıkartan zalimlerin çıkardığı fitneyi ifade için; “gavurun dolaştığı yerde ot bitmez” sözünü söylemişlerdir. Bunun canlı örneğini Gazze’de görüyoruz. ABD ve İsrail, Gazze’yi ot bitmez, insan yaşamaz hale getiriyorlar. Zalimin zulmüne sessiz kalanlar da, zalimdirler.

Yaratılış düzenini, tabiatı ve toplum bünyesindeki dengeyi hep, inkârcılar, müşrikler, münafıklar bozmaktadır. Hâlbuki göklerin ve yerin Nur’u olan Allah, âlemlere rahmet Peygamberi aracılığıyla, insanları aydınlığa çağıran bir Kur’an gönderdi. Bu Kur’an ve âlemlere rahmet olan elçi, bütün insanları İslam’a; yani, her şeyin en güzeline, doğrusuna, adil düzene, karanlık gibi olmayan iyiliklere davet ediyor. Buna rağmen, İslam’ı yok sayanlar, telkin ettiği adil düzeni beğenmeyenler, iradelerini ve isteklerini İslam’a bağlamayanlar, kendileri karanlıkta kaldıkları gibi, çevrelerini de karartıyorlar. İnsanın benliğinde ve yeryüzünde barışı sağlamak için gönderilmiş olan İslam’ın saadet düzenini reddediyorlar. Haddi aşarlar, yoldan çıkıyor, ölçüsüz hareket ediyor, bozgunculuk yapıyor ve olması gereken dengeyi bozuyor, krize, haksızlığa, zulme ve adaletsizliğe yol açıyorlar. Bu gibi insanlar; üzerinde bulundukları yol ve anlayış zulüm olduğu halde, onlar bu kötü durumlarını göremiyor, Allah’ın gazabına doğru koşuyorlar. İşte bu tür insanlar zulüm yapıyorlar ve de zalimdirler.

ZALİM TİPLER

Denilir ki; üç çeşit zalim vardır. Birincisi: Allah’a karşı isyan eden kâfirler, ortak koşan müşrikler ve münafıklardır. Allah’ın ayetleri, kendisine hatırlatıldığı zaman kibirlenerek yüz çeviren inkârcılar, yalan veya uydurma diyen müşrikler, bu ayetleri istismar eden münafıklar zalimdirler. Şirk, en büyük zulümdür. Ve günümüzde bütün dünyayı etkisi altına almıştır.

İkincisi: Toplum ve kişi haklarına tecavüz edenlerdir. Bu kamu haklarına saldırı ve kişinin ister doğuştan ister sonradan elde ettiği haklarını gasp etme, kişiye veya kamuya her türlü zararı vermek şeklinde ortaya çıkar. Hak ve adaleti dağıtma makamında olanlar, adaletten ayrılırlarsa, emaneti ehline vermezlerse, ehliyet ve liyakate itibar etmezlerse zalim olurlar.

Halkına zulmeden, onların haklarını vermeyen, toplum düzenini sağlamak için gönderilmiş İslam’a itibar etmeyen kişi ve düzenler de zalimdirler. Faiz, zulümdür. Zulmün, kişiden kitleye, kitleden kişiye doğru gerçekleşmesi arasında fark yoktur. Kim olursa olsun toplumun ve kamunun haklarına tecavüz edenler, onların haklarını vermeyenler, hakların kullanımını rüşvet, torpil, baskı, şiddet ve terörle engelleyenler zalimdirler. Üçüncüsü: Kendi kendine zulmeden zalimler. Bu, kişinin Allah ve Resulü’ne isyan ederek içine düştüğü günahkârlık ya da bedenin veya ruhun hakkını vermeyerek, kendi bünyesindeki dengeyi bozmaktır. İnkârından veya günahından dolayı azabı hak edenler, kendi kendilerine zulmedenlerdir. Allah, onlar hakkında; “Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmettiler” demektedir.

Allah’ın insanlar için razı olduğu yol İslam’dır. Onlardan kimileri, batıla meylederek nefislerine zulmederler, kimileri İslam’ca düşünüp yaşayarak orta bir yol izlerler, kimileri de hayırda yarışırlar. Kur’an’a inandığı ve onu hayat kaynağı bildiği halde, Allah’ın koyduğu sınırları aşanlar kendi nefislerine karşı zalim olurlar. Bütün inkârcılar, müşrikler ve münafıklar zalimdirler. Müminlerden bazıları ise Allah’ın koyduğu ölçüleri kabul etmekle beraber, nefislerine karşı zulmederek o ölçüleri uygulamakta hata yapıp günah işlerlerse kendilerine zulmetmiş olurlar.

ZALİME KARŞI

İslam; zalimlere karşı direnmektir. Zalimler, İslam yolunun ve insanlığın düşmanıdırlar. Müslümanlara, hayatı yaşanmaz hale getiren bütün zulümlere karşı direnmeyi, Kur’an emretmektedir. Bu mücadele, müminlerin toplu eylem gerektiren görevleridir. O yüzden müminler, güçlü bir teşkilât yapısına sahip olmalıdır. Müslümanlar ittifak halinde olup, planlı ve programlı bir çalışma yapacak bir teşkilata sahip değillerse, zalimlerle mücadele etmeleri hayal olur. “Küfür tek millettir” esası gereği bugün Siyonizm bütün insanlığı kapsayacak şekilde bir teşkilat yapısı kurmuş ve kurumsallaşmasını da buna göre tamamlamıştır. “Yeni Dünya Düzeni” diye ifade edilen yapı, Siyonizm’in kurduğu ve yürüttüğü bir şeydir. Bileşmiş Milletler ve NATO, Siyonizm’in kuruluşudur. Müslümanlar da “müminler tek bir ümmettir” esası gereği, birlik ve beraberliğini sağlamış durumda değillerdir. Müslümanlar; İslam Birliği’ni kurmadan, İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatını ve İslam NATO’sunu hayata geçirmeden zalimlere karşı mücadele etme şartlarından mahrum kalırlar. Millî Görüş hareketinin çıkış noktası da İslam Birliğini ve İslam NATO’sunu kurmaktır. Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya kurmak, Millî Görüş’ün şiarıdır. Selam hidayete tabi olanlara…