Zalimler müttefikimiz oldu! Ağla ey Müslüman!

Abone Ol

Farkındaysanız hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de Başbakan Davutoğlu, yapmış olduğu siyasi konuşmalarda safları ayrıştıran ve kendi taraftarını sıkılaştıran bir dil kullanmaktadır. Bunu sağlayabilmesi için hem içerde hem de dışarıda bir düşman olması gerekmekteydi. İçerdeki düşman muhalefet ve muhalefetin geçmişi. Dışarıda ise, İsrail’di. Kitleleri politize etmek gerekti. Başka türlüsü çok kolay olamazdı. Algı oluşturup, algıları yönetmek ancak TV ve gazetelerle olabilirdi. Şimdiye kadar siyasetçilerin yapmış olduğu çalışmaların dışında, bilimsel çalışma yaparak iktidarda kalmayı başardılar. Oysa dikkat edildiğinde görülecektir ki; söylemleri ile yaptıkları örtüşmüyordu. Kısa zaman önce bunu paralı askerlik yasasında gördük. Değil mi

İçteki durumu, değişim-dönüşümü gözden kaçırmak için mutlaka bir dış düşmana ihtiyaç vardı. one minute’ler, Mavi Marmara’lar, Siyonist İsrail söylemleri devreye giriyordu. Tayyip Erdoğan bir anda büyük kahraman, İsrail’e karşı Ortadoğu’nun büyük lideri olduruluvermişti.

Sonra bu planın ömrü bitti.

Hemen devreye Esad girdi. Esad’la onca canciğer kuzu sarması durumundan, birden neden düşman durumuna geçmişlerdi Esad gündemdeyken İsrail’in artık süratle düşman konumundan sessizce çıkarıldı. Zaten bunun zamanı gelmişti. Bu arada PKK meselesinin de Amerikan isteği doğrultusunda düşman konumundan çıkarılmalıydı. O zaman ne yapmak lazımdı

Tabi ki yeni plan, yeni bir algı devreye girmesi gerekiyordu. Dolayısıyla acilen yeni bir düşman bulunmalıydı. İsrail ve PKK’nın yerine. Hemen bir düşman oluşturmak ve kitleleri yönlendirmek lazımdı. Lazımdı ki halkın dikkati o yöne kaysın. Hem medya hem de insanlar konuşacak bir konu bulsun. Amaçlanan yol inşaatı tamamlansın ve bir yol kazası olmasın

Aranan kan bulundu!

Asıl düşmana (İran)’a ön düşman olarak Suriye. Anti-demokratik, bağnaz ve zalim ilan edildi. Canciğer kuzu sarması dostluk durumundan Suriye, gene Erdoğan tarafından birden can düşmanı ilan edildi. Yani; İsrail’in düşman konumundan çıkarılmasına karşın, alternatif düşman Suriye ilan edildi. 

Bu da yetmedi...

Erdoğan; İsrail’e yaptığı bütün diklenmelerine karşı sanki “özür “ mahiyetinde, İsrail’in korunmasına yönelik Füze rampalarını, Patriotları Türkiye sınırına konuşlandırılmasına izin verdi. İsrail’le ticaret büyüdü…

Ve son olarak da NATO’da İsrail’in üyeliğine onay verdi. Çoğu gazetenin sütunları arasında kalan, Jerusalem Post gazetesinin yayınlayıp Dışişleri Bakanlığı kaynaklarının doğruladığı habere göre, Türkiye’nin de onayıyla İsrail bundan böyle NATO’nun ortak üyesi olarak ittifakın seminer ve çalışmalarına katılabilecek. (Radikal 24.12.12)

İsrail’in resmi müttefikimiz olmasını resmen kabul ettik! Her ne kadar 2013’teki NATO tatbikatları konusunda bir plânlama yapılmadığı belirtilse de, NATO üyesi olmayan İsrail, bundan böyle NATO’nun bütün askerî programlarına katıldığı gibi NATO nezdinde daimî temsilcilik kuracak. Türkiye, ilişkilerde doğrudan bağlantılı olarak İsrail’le daha güçlü bir ortaklık ve dayanışma içinde olacak “One minute”’nin yerini “Yes! Allright! (Evet, tamam, Peki) aldı sanırım!  Yıllardır, Türkiye tarafından veto edilen ve NATO’ya üye olamayan İsrail, artık AKP sayesinde NATO üyesi oldu! Yani bundan sonra İsrail’in düşmanı bizim düşmanımız.!!  Bunu bir sol hükümet yapsaydı ne olurdu Cuma namazı sonrası eylemler olur muydu Olurdu! Peki, şimdi ne deniliyor “Bir bildikleri var”

Hey Millet artık İsrail’e saldırana karşı İsrail ile beraber karşı koyacağız..!! NATO’dan dolayı müttefikimiz eğer İsrail’e bir saldırı olursa İslam ülkelerinden karşısında bizi bulur. Ağla Filistin’im ağla

Kısaca uluslararası sularda Türk bayraklı mavi Marmara gemisine saldırıp dokuz sivilimizi öldüren, yüzlercesini günlerce fizikî ve psikolojik işkenceye tâbi tutan İsrail, Türkiye’nin “özür dileme” ve “maktullerin yakınlarına tazminat ödeme” şartlarını yerine getirmediği halde, Türkiye tarafından ödüllendiriliyor. Tek Müslüman üye ülke olarak, İslâm dünyasından ve Filistin’den gelen bütün uyarılara rağmen, İsrail’in OECD üyeliğini veto etmeyip onaylaması gibi… Kısaca söylemek gerekiyorsa, hem NATO’ya katılmasına hem de OECD üyeliğine Türkiye onay veriyor. Sol hükümetler bile buna onay vermemişti. Demek ki Türkiye, İsrail savaş uçaklarının amansız ambargo ve ablukasındaki Gazze’ye günlerce ateş yağdırdığı saldırısında İsrail’e karşı sert söylemlerle “ya elimizle, ya dilimizle müdahale edeceğiz ya da kalbimizle buğz edeceğiz” dediği süreçte İsrail’e el altından ilişkiler geliştirilmiş… Ağla Müslüman ağla.