İsrail ve ABD destekli Mısır daki askeri cunta,
saltanatını sürdürebilmek için elinden geleni arkasına bırakmıyor. Zalimlerin
öylesine gözü dönmüş ki, varlıklarını sürdürebilmek için dünya yansa
umurlarında değil. Varsa yoksa kendilerinin ve efendilerinin menfaatleri.
İhvân-ı Müslimîn in lideri ve bazı yöneticilerini çoktan tutukladılar bile.
Ayrıca, İhvân ın 530 yöneticisini öldüreceklerini ilân ettiler.
Darbeci Sisi generali 20. 8. 2013 günü Fransız Le Monde
gazetesinden Serge Michel e verdiği mülâkatta insan olanın kanını donduracak
açıklamalar yaptı: Biz, 90 milyon Mısırlıyız. Müslüman Kardeşler sadece 3
milyon. Hepsini tasfiye etmek sorun değil. 6 ayda bitiririz. 90 lı yıllarda biz
bunu yaptık.
Darbeci zalimler amaçlarına ulaşmak için her yolu mubah
görüyorlar. Soykırım noktasına ulaşmış katliam yapmaktan çekinmiyorlar. 3
Temmuz dan bu yana binden fazla insan hayatını kaybetti, on binden fazlası da
yaralandı. Darbecilerin açıklamalarına bakılırsa, bu soykırımın daha ileri
boyutlara ulaşacağı anlaşılıyor. Dünyanın jandarmalığına soyunan ABD, dünya
barışını sağlamayı amaçladıklarını söyleyen BM ve NATO gibi uluslararası
kuruluşlar niçin sessiz dersiniz Çünkü onlar da bu sinsi plânın içindeler.
Yaşayarak gördük ki, bu ülke ve kuruluşlar dünya barışını sağlayamıyorlar.
Gözü dönmüş darbeciler, Mursî ve İhvân ı suçlamak için
yalan ve iftiranın her çeşidini söylüyor; suikast da dahil her türlü hile ve
entrikaya başvurmaktan geri durmuyorlar. Nitekim 3 Temmuz dan beri gazetecilik
tarihine geçecek yayınlarına şahit olduğumuz Millî Gazete, dünyayı şok edecek
bir plânın ayrıntılarına ulaştı. Bu plâna göre, Mursî yi ortadan kaldıracak
bir suikast düzenlenecek ve dünya kamuoyuna Mursî intihar etti asparagas
haberi yayılacak. (22. 8. 2013)
Zalimler Yaptırımdan Anlar
Mısır da kan gövdeyi götürürken, dünya yaşananlara
seyirci durumunda. Uluslararası kuruluşlardan tıs yok. Saadet Partisi nin
Mısır daki darbeciler ve onları destekleyen zalimleri protesto için düzenlediği
ve yüz binlerce insanın katıldığı iki ayrı mitingi, pek çok medya kuruluşu
görmedi, duymadı (!) bile. Gelişmeler, içteki ve dıştaki münafıkları o kadar
açıktan ele verdi ki
Başbakan açıklama yapıyor: Darbenin İsrail destekli
yapıldığına dair elimizde belgeler var. Bu, bütün dünyanın bildiği bir gerçek.
Çünkü bu sefer oyun açıktan oynandı.
Başbakan a söylenecek bir sözümüz var: Sen, yalnız olup
biteni anlatacak at yarışı spikeri değilsin ki. Bir muhalefet partisi de
değilsin. Sen, çare ve çözümler üretmesi, tedbirler alması gereken bir makamda
bulunuyorsun. Sonra, zalimler lâftan, kınamaktan anlamaz. Onların anlayacağı
dil, güç ve yaptırımdır. Erbakan Hoca ne güzel söylerdi: Zalimler lâftan
değil, güçten anlar.
Sayın Başbakan! Bir zamanlar fahrî muhabirliğini yaptığınız
Millî Gazete, yapılması gerekenleri şöyle özetledi: BOP eş başkanlığından
ayrılınız. Musevi Komitesi tarafından verilen Üstün Cesaret Ödülü nü iade
ediniz. Kürecik teki radar üssünü kapatın ve Patriotları geri gönderin. İsrail
tehdidini dikkate alan politikalar üretin. Danimarka ve Hollanda nın yaptığı
gibi büyükelçilerimizi geri çekin. Mavi Marmara katliamının hesabını sorun.
Olayları yalnız lâfla geçiştirirseniz sizin BOP Eş
Başkanı olmanız; boğazınızı yırtarcasına Medeniyetler İttifakı nı savunmanız;
her fırsatta güçlü olduğunuz, dünyada itibar kazandığınız gibi icraat ve sözler
havada kalmaz mı Söylemekten bıkmadığınız gücünüzü, böyle yaptırımlarla şimdi
göstermeyecek de ne zaman göstereceksiniz
Müslümanlar Ȃcilen Toparlanmalı
Bütün Müslüman ülkeler sıranın kendilerine de gelmekte
olduğunu bilmeliler. Zalimlerin acımasızlığını dikkate almalılar. Bir an önce,
Bir uykuya daldık ki, cehennemde uyandık gafletinden kurtulmalılar.
İslâm âlemini tehdit eden büyük tehlike adım adım
yaklaşıyor. Zalimler, Müslümanların parça parça olmasından cesaret alıyorlar.
Şunu bilelim ki, zalimler zayıf ve korkaktırlar. Soykırım ve katliam yaparak
terör estirmeleri, içlerindeki çaresizlik korkusunun tezahürüdür. Irkçı
emperyalizm ve tüm zalimler zayıftır. Güç, İslâm âlemindedir. Ȋman, İslâm, hak
ve hakikatten başka güç yoktur. Şüphesiz Rabbinin her şeye gücü yeter.
(Furkan, 54)
Müslümanlara karşı diş bileyenlerin sözleri dillerinden
dökülmüştür. ABD eski Başkanı George W. Bush, İkiz Kuleler in vurulmasından
sonra, Bu bir Haçlı seferidir, beni Tanrı görevlendirdi sözünü sarf etmiş;
Fransa eski Cumhurbaşkanı Jack Chirac, Biz hepimiz Bizans ın çocuklarıyız
demiş; İsrail Arz-ı Mev ud a ulaşmayı inanç haline getirmiş ve Sovyetlerin
dağılmasından sonra İskoçya da yapılan ilk NATO toplantısında İngiltere eski
Başbakanı Margaret Teacher şunları söylemişti: Düşmanı olmayan ideoloji
yaşayamaz, bizim yaşayabilmemiz için mutlaka düşmanımız olması lazımdır.
Sovyetler Birliği dağıldı ve düşman olmaktan çıktı. Onun yerine yeni bir düşman
koymamız gerekir. Bu yeni düşman İslâm olacaktır. (D - 8, Bülent Alan, Yörünge
yy. Sh.10)
Rabbimiz uyarıyor Ey îman edenler! Yahûdileri ve
Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin
tarafını tutarlar).
Erbakan Hoca; 19. 9. 2008 deki Konya iftarında
Müslümanların görevini şöyle hatırlatmıştı: Maddi güç, yanlış zihniyetlerin
eline geçmiştir. Onların hâkimiyeti altındaki dünya bu zulümleri yaşamaya
mahkûmdur. Kurtuluşun ilâcı dünyayı onların hâkimiyetinden kurtarıp ecdadımızın
kurduğu gibi, âdil bir saadet dünyası kurmaktır.
Ey İslâm âlemi! Toparlanıp bütün kurumlarıyla İslâm
Birliği nin âcilen kurulması gereken bir noktadayız. Peki, ne duruyorsunuz