Gündem

Zalime dur demek yine bu millete düştü

Zalime dur demek yine bu millete düştü

Abone Ol

Uygur Özerk Bölgesi‘ndeki katliamı protesto etmek amacıyla, önceki gün İstanbul Çağlayan Meydanı‘nda Saadet Partisi tarafından düzenlenen ‘‘Doğu Türkistan ile Dayanışma ve Zulmü Tel‘in Mitingi‘‘nin yankıları sürüyor.

"Sessiz çığlık Doğu Türkistan"

Yüze yakın Sivil Toplum Kuruluşu tarafından da desteklenen miting sebebiyle Çağlayan Meydanı yine tarihi günlerinden birini yaşadı. Burada bir konuşma yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Doğu Türkistanlı kardeşlerimize destek olmak amacıyla toplandıklarını belirterek, ‘‘12 Temmuz 1995‘te, 12 bin 500 Müslüman Boşnak‘ın katledilmesinin yıl dönümünü yaşıyoruz. Irak‘ın işgaline, Gazze saldırılarına da burada ‘dur‘ dedik. Zulme ‘dur‘ demek yine bu millete düştü‘‘ şeklinde konuştu.

Uygur Özerk Bölgesi‘ndeki Çin vahşetini protesto etmek amacıyla, ‘‘Doğu Türkistan ile Dayanışma ve Zulmü Tel‘in Mitingi‘‘ düzenleyen Saadet Partisi yine mazlumun yükselen sesi oldu. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun da desteklediği Çağlayan Meydanı‘ndaki mitingde alanı dolduran yüz binler, ‘‘Yaşasın Müslüman Doğu Türkistan‘‘, ‘‘Müslüman zulme boyun eğemez‘‘ ve ‘‘Direne direne kazanacağız‘‘ sloganları atarak Çin emperyalizmi altındaki kardeşlerine sahip çıktı. Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, mitingde yaptığı konuşmada her zaman mazlumun yanında olduklarını söyledi.

Yine susuyorlar

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, "Ne yazık ki 12 bin 500 Müslüman‘ın katledildiği Srebrenica‘nın katliam yıldönümünde bu mitingi yapıyoruz. Gazze için, Irak için bu meydanda mitingler düzenledik. Ne yazık ki bugün yine burada bir başka zulüm karşısında durmak için miting yapıyoruz. Zulme karşı durmak bu aziz millete düştü. Nerede hürriyet, insan hakları ve adaletten bahsedenler? Onlar nasıl Srebrenica‘da, Lübnan işgalinde sustularsa, nasıl Gazze‘de masum bebekler öldürüldüğünde sustularsa yine susuyorlar. Nerede Batılı ülkeler, nerede BM, nerede Obama ve yönetimi? Yine suskun, yine çifte standartçılar. En acıklısı, nerde bu bizim İslam ülkelerinin anlı şanlı yöneticileri, cumhurbaşkanları, başbakanları, sultanları, kralları? Siz buradasınız, millet burada. Sanmayın ki Çağlayan‘da sadece siz varsınız. Siz 72 milyonu temsil ediyorsunuz. Haktan yana olan tüm insanlığı siz temsil ediyorsunuz" dedi.

Medya ve siyaset bu meydanı görmezden gelemez

İnsanlığın nice soykırımlar gördüğünü kaydeden Kurtulmuş, "Ama maalesef dünyayı yönetenler nerdeyse katliamları ikiye ayırdılar: Benim işime yarayan katliamlar, benim karşı olacağım katliamlar! Ama bu millet bütün katliamlara karşı çıktı. Bugün de Doğu Türkistan‘da yapılan katliama bu millet karşı çıkıyor. Biz hiçbir katliamı birbirinden ayırmadan onlara karşı çıkarken, Batı dünyası ne yapalım İsrail‘in kendisini savunma hakkı var, Saraybosna‘da insanlar katledilirken ‘ne yapalım bu bir iç savaştır‘ diyorlardı.

Ne gariptir ki 10 gündür Doğu Türkistan‘daki katliam devam ederken de Batılılar yine ‘ne yapalım bu Çin‘in iç işidir‘ diyorlar. Biz bütün katliamlara karşı çıkıyoruz ve bütün dünyanın da karşı çıkmasını bekliyoruz. Yarından itibaren medya ve siyaset çağlayandaki bu sesi görmezden gelemeyecek, herkes Doğu Türkistan‘a sahip çıkmak zorunda kalacaktır. Bu tarihi sorumluluğu yerine getirdiğiniz için sizlere teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Millet uyarıyor

Doğu Türkistanlılar‘ın 200 yıldır bir bağımsızlık savaşı verdiğine değinen Kurtulmuş, "Bu süre içerisinde 35 milyon kardeşimiz şehit edildi. Büyük medeniyetlerimize beşiklik etmiş bir topraktır doğu Türkistan. Elbette ki böyle bir yere sahip çıkmak onların Türkiyeli kardeşlerinin sorumluluğudur. Yapılmakta olan şey etnik bir çatışma, dini bir çatışma değildir. Orada yapılan bir etnik temizlik, dini bir soykırımdır. Doğu Türkistanlıları etnik olarak temizliyor, dinlerini ise katlediyorlar. Doğu Türkistan maddi ve manevi zenginlikleri ile sömürülüyor. Dilleri ve dinleri yasaklanıyor. Uygur kızları zorla fuhuşa sürükleniyor. 1940‘tan bu yana Doğu Türkistan‘da 50‘den fazla nükleer deneme yapıldı. Özellikle 11 Eylül‘den sonra Müslüman avına çıkan dünyanın karanlık güçleri tarafından Çinliler de Çin‘de Müslüman avına çıkmış durumda. Sadece 2007 yılında Çin‘de 6 bin Uygur Türk‘ü idam edilmiştir. Cuma namazını kılmak bile yasak hale getirilmiştir. Doğu Türkistan‘da tarih yok ediliyor. Nerede insan hakları ihlalinden bahsedenler? Kulaklarınız tıkmışlar, duymazdan geliyorlar. Asya‘da böyle şeylerin olması normaldir diyorlar. Çağlayan‘dakiler, aziz milletimiz de diyor ki bunlar olağan değildir, buna asla müsaade etmeyeceğiz. Biz siyaseti laf olsun diye yapmıyoruz. Bizim amacımız Türkiye‘yi yeniden ayağa kaldırmak, tüm insanlığın barış, adalet ve özgürlük içinde yaşamasıdır. Başta hükümet olmak üzere, bütün yetkilileri millet olarak uyarıyor ve tekliflerimizi sunuyorum" dedi.

İşi Allah‘a kalanın sonu muhteşem olur

Doğu Türkistan Dayanışma Başkanı Tümtürk de, "Saadet Partisi‘nin her zaman mazlumun yanında, zalime karşı olan duruşunun bir örneğini daha yaşıyoruz. Saadet Partisi‘ne bu katliama büyük duyarlılık göstererek yüz binleri harekete geçirdiği için teşekkür ediyoruz. Her türlü hak ve hürriyet elimizden alındığı için, 60 yıllık işkence Doğu Türkistan‘ı kâfirlere karşı bağımsızlık mücadelesi vermeye itmiştir. 3 bin şehit vererek yeni bir sayfa açtık. Kime derdimizi anlatsak, zor durumdasınız ama Çin çok güçlü, çok büyük, işiniz Allah‘a kaldı dediler. Evet, işi Allah‘a kalanın sonu muhteşem olur. Doğu Türkistan‘ın bu altmış yıllık çığlığına ses Türkiye‘den geldi, sana teşekkürler Türkiye. Bu sesiniz bütün Müslümanların sesi olsun" şeklinde konuştu.

Zulme karşı durmalıyız

Cansuyu Yardımlaşma Derneği Başkanı Mustafa Köylü, "Müslüman‘ın her türlü zulme karşı çıkmasının kelimeyi şehadetin bir gereği olduğunu bilmeliyiz. Bu nedenle de her yerde ve zamanda Müslümanlar olarak zulmün karşısında durmaya mecburuz, Allah bizi bu sorumlukla yaratmıştır" şeklinde konuştu.

Saadet Partisi örnek oldu

Mitingde Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ise, Kızıl Çin, Doğu Türkistan‘dan def olup gidinceye, Doğu Türkistan bağımsızlığını alıncaya kadar desteklemeye devam edeceklerini belirterek, "Nerede BM, nerede AB, nerede sözde insan hakları dernekleri, nerede İKÖ? Bu sessizlikten güç alan Kızıl Çin mazlumları idam etmeye devam ediyor. Bu şuurla buradayız, bizi kurtarın diyen Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin çağrısına cevap vermek için buradayız. Saadet Partisi‘nin bu duyarlı duruşu inşallah diğer tüm siyasi partilere de örnek olur. Terör devleti Çin‘e karşı mücadele etmek öncelikle Türkiye‘nin sorumluluğudur." ifadelerini kullandı.

Zalimler bu sesten korksun

Mitingde Çağlayan Meydanını dolduran kalabalığa hitabeden Doğu Türkistan Derneği Başkanı Hidayet Oğuzhan de, "Sallanan yumruklarınızın oluşturduğu o rüzgâr Doğu Türkistanlı şehitlerin kalbine ulaşmaktadır. Çinli zalimler bu sesinizden korkmuştur. Bugün on binlerce Çinli Doğu Türkistan‘ı terk etmek için otogarlara yığılmış, kaçıyor. Çin utanmadan tehdit etmeye devam ediyor. Dünyaya sesinizi duyurduğunuz için sizi yok edeceğiz diyor. Ama Türkiye‘nin Müslüman halkı bu tehdide göğüs gererek Çin‘e en güzel cevabı veriyor. Ancak, tutuklanan 10 bin kardeşimizin yaşamından endişeliyiz. Desteğinizi esirgemeyin.  Bu katliam, bu akıtılan kan inşallah Çin‘in sonunu getirecek ve Doğu Türkistan‘ı bağımsızlaştıracaktır" dedi.

Zalimin kırılacak eli var

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan ise, "Bu meydan bizi çok iyi biliyor. Dünya bizi bu meydandan tanıyor. Biz bu meydanda emperyalistlere, sömürgecilere lanetler yağdırdık. Nerde bir mazlum varsa o mazlum bizimdir. Nerde bir zalim varsa o zalim bizim düşmanımızdır. Şimdi yine sözümüzü yineliyoruz, ey zalimler, ey katiller, şunu bilin ki biz her zaman sizin karşınızda dimdik ayaktayız. Ey dünya, ey insanlık, işte biz yeniden Çağlayan‘dayız. Doğu Türkistan‘da yaşanan işkenceye hiç kimse dayanamaz. Orada 60 yıldır işkence, kan ve gözyaşı var. Orası için bir şey yapılmalıdır, onu da biz yapmalıyız. Doğu Türkistan bizim için Gazze, Irak, Çeçenistan, Afganistan, Bosna, İstanbul gibidir. Doğu Türkistan bizim dinimiz ve dilimizin kaynağı ve ocağıdır. İnşallah şu andan itibaren bu meydandaki haykırışlarımız Çin‘i durduracaktır" şeklinde konuştu.

Dünya birilerine dar ediliyor

Mitingde bir konuşma yapan Mukadder Başeğmez de, herkese kucağını açmış yerkürenin, bir kısım insana dar edildiğine dikkat çekerek, "Herkese yetecek kadar bereketli olan yeryüzünde birileri aç bırakılıyor. Çin halkına sesleniyorum, yöneticileriniz size de zulüm ediyor, bir çocuğu bile size çok görüyor. Kalkın ve Doğu Türkistanlı kardeşlerinize sahip çıkın. Ey Çağlayan‘a toplananlar, siz insansınız, sizi alnınızdan öpüyorum. Dünyanın bir barış ve selama ihtiyacı var" ifadelerini kullandı.

Acısını yüreğinde hissedenler Çağlayan‘daydı

Adı "Milli Görüş Meydanı"na çıkan İstanbul‘un en büyük meydanlarından biri olan Çağlayan Meydanı, Pazar günü yine tarihi bir mitinge ev sahipliği yaptı. "Kanayan bir yara gördü mü ta ciğeri yananlar" Temmuz sıcağına, Pazar tatiline rağmen, tarihi görevleri için gelmişlerdi. Kimi Doğu Türkistan‘da soykırım yapan katil Çin yönetimini protesto için aldığı vazoyu kırıyor, kimi orada can veren dindaşlarımız ve soydaşlarımız için göz yaşı döküyordu. Hedef tekti; zalimleri kınamak, mazlum insanlara yapılan zulmü tel‘in etmek, zulmün durdurulması için haykırmak. Meydanda bulunanların arasında koltuk değneğiyle gelen 70‘lik Uygur nineler de vardı, 7 yaşındaki torunları da.

Saadet Farkı

Refikimiz Tercüman Gazetesi‘nin 12 Temmuz 2009 tarihli nüshası "Saadet Farkı" manşetiyle yayınlanmış, mitinge katılan birçok kişi ellerinde bu manşeti gösteriyordu. Meydanı dolduran Saadet partililer yalnız değildi. Hak-İş‘inden Türk-İş‘ine, Cansuyu Derneği‘nden, İnsani Yardım Vakfı‘na, Sanatçı Ahmet Yenilmez‘den 35 yıldır Doğu Türkistan Davası‘nı anlatan Gazeteci Yazar Servet Kabaklı‘ya. Doğu Türkistan‘ın eski Sağlık Baükanı Dr. Reşide  Gencay‘dan Göçmenler Derneği Genel Başkanı Yakup Can‘a, Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı Ahmet Yüksel‘den ASKON Başkanı Mustafa Koca‘ya, Türk Kamu Sen Başkanı Bircan Akyıldız‘dan Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Genel Başkanı Necati Ceylan‘a, kısaca Sivil Toplum kuruluşlarının temsilcileri de oradaydı. Meydan,yer ve gök aynı renge bürünmüştü. Albayrak‘la Gökbayrak yan yanaydı. Yani Kızıl Çin‘in vahşeti Doğu Türkistan‘da acısını yüreğinde hissedenler Çağlayan‘daydı.

Övgüler Saadet‘e, lanetler Kızıl Çin‘e

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ise, hükümete 11 maddelik acil eylem planı sunuyordu. On binlerce İstanbullunun iştirak ettiği mitingde ambülanslar fenalaşan insanları hastanelere taşırken, meydandaki insanlar miting bitene kadar yerinden ayrılmıyordu. Övgüler Saadet Partisi‘ne, lanetler katil Çin yönetimine yağıyordu. Cenab-ı Allah‘dan bu mitingin, zulmün durmasına, soydaşlarımızın ve dindaşlarımızın özgürlüğüne kavuşmasına, katil Çin yönetiminin aklını başına toplamasına vesile olmasını nasip etmesini dileriz.

Sanatçı Ahmet Yenilmez, Gazeteci Servet Kabaklı ve Saadet Partili Mukadder Başeğmez, Doğu Türkistan‘daki zulme seyirci kalan Birleşmiş Milletler‘in nerede olduğunu soruyordu. Doğu Türkistanlı temsilciler de yaşanan zulmü dile getirirken Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan, Çin‘i protesto mitingiyle işin bitmediğini, asıl görevin bundan sonra başladığı söylüyordu.