Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (c.c.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Zalim; zulmeden ve zulüm işleyen kimsedir. Zulüm; esas itibariyle çok çirkin bir eylemdir, zalim de bu çirkin eylemi failidir. Zalim denince aklımıza, merhametsiz, haksızlık yapan, gaddar ruhlu, işkence eden, baskı yapan kimse gelir. Zalim, hak sahibine hakkını vermeyen, baskı, şiddet ve kanun gücüyle fert ve toplumun hak ve hukukuna tecavüz eden, onlara kötülük edendir. Zulüm; bir hak veya görevi kötüye kullanmak, ihlal etmektir. Zalim ise, bir hak veya görevi kötüye kullanan, ihlal eden kişidir. Cenab-ı Allah’a isyan eden bir kimse üç temel hakka tecavüz etmiş olur. 1. Kulu olduğu Allah’ın haklarına tecavüz etmiştir. 2. İsyana alet ettiği bütün eşyanın, varlıkların, organların, insanların, meleklerin hakkına tecavüz etmiştir. 3. Kendi haklarına tecavüz etmiştir. İnsanın Cenab-ı Allah’a karşı sorumlu olduğu ibadet, hilafet, emanet, imaret görevleri vardır. Allah’a isyan eden bir kimse bu görevleri yapmadığı zaman kendi bedenine ve ruhuna de zulmetmiş olur. Kur’an, günah işlemeyi bu sebeple, zulüm olarak niteler. Zalim kelimesi, inkârcıların, müşriklerin, münafıkların sıfatı olarak kullanılır. Aslında inkâr, şirk ve nifak büyük bir zulümdür. Faizci kapitalist nizama meyletmek gibi zulüm zihniyeti taşıyan fert ve topluluklar, hem kendileri hem de başka toplumlar için karanlık üretip taşırlar, karanlık işler çevirirler. Bunlar karanlığın ve karanlık işlerin adamıdırlar.
ZALİMİN ZULMÜ
İnsanoğlu yeryüzünde yaşadığı “dünya hayatının” hesabını “hesap gününde” sadece Cenab-ı Allah’a verecektir. İster kâfir olsun ister müşrik, münafık, fasık ve facir olsun, ister mümin olsun, istisnasız bütün insanlık bu hesaptan geçirilecektir. Bu hesabın sonunda; iman edenler, hayatına İslam’ı ikame edip, iş görenler, adalet ile hükmedip yönetenler, Allah’ın affına koşanlar cennet ile mükâfatlandırılacak olanlar olacaktır. Yine bu hesabın sonunda kâfirler, müşrikler, kitap ehli olup İslam’dan yüz çevirenler, münafıklar, fasılar, facirler, zulüm ile hükmedip yönetenler, Allah’ın gazabına koşanlar, cehennem ile cezalandırılacak olanlar olacaktır. Cehenneme ancak zalimler gidecektir. Zalimi zulmü cehenneme taşıyacaktır. Hakiki zulüm; yaratılış düzenindeki uyumu, imar ve ıslahı bozmak, Cenabı Allah’ın indirdiği kitap ile hükmetmemek ve yönetmemektir. En büyük zalim; din ve düzen olarak İslam’a teslim olmayan, helali haram, harımı helal sayan, adil düzen yerine faizci kapitalist düzeni ikame edendir. Yaratılış düzenini, tabiat ve toplum düzenini hep bu zalimler bozmaktadır.
Hak Kitap Kur’an’ı görmek istemeyenler, getirdiği düzeni beğenmeyenler, iradelerini ve isteklerini bu Kitaba bağlamayanlar, kendi hevalarına, aşırı istek ve arzularına uyanlar, kendileri ile birlikte, çevrelerini de karanlığa götürürler. Haddi aşarlar, yoldan çıkarlar, ölçüsüz hareket ederler, bozgunculuk yaparlar ve emredilen düzeni bozarlar. Kaosa, haksızlığa, zulme ve adaletsizliğe yol açarlar. İşin garibi, bu gibi insanlar, zalim oldukları halde kendilerini böyle görmezler. İslam’a karanlık, insanları Adil Düzene davet edenleri de karanlık davetçisi diye suçlarlar. Kimileri de ya kör inadı sebebiyle, ya da aşırı cahil olması yüzünden, Allah’ın insanlar için seçtiği İslâm’ı din ve düzen olarak bu çağda yaşamanın imkânsızlığına inanırlar. İslam Birliği yerine Avrupa Birliğini, Adil Düzen yerine Faizci Kapitalist nizamı, maneviyatçı eğitim yerine materyalist eğitimi, Kur’an ahlakı yerine batı ahlakını benimsemek, zulümdür ve bu yolları takip edenler ise zalimdir. Allah zalimlerin sevmez.
ZALİM TİPLER
İnkârcılar; Allah’a, İslam’a, Kitaba, Peygambere, Müslümanlara düşman olanlardır. Bunların tarihteki önderleri; Nemrutlar, Firavunlar, hahamlar, inkârcı Yahudiler ve kâhinler olmuştur. Günümüzde ise bunlar, Siyonistlerdir. Müşrikler; bunlar da Allah’a, İslam’a, Kitaba, Peygambere, Müslümanlara düşmanlık edenlerdir. Zanlarını ilahi ahkâma denk görenler de bu guruptandır. Bunların tarihteki önderleri rahipler, haçlı Hıristiyanlar, Ebu Cehil’ler olmuştur. Günümüzde bu kesimi AB ülkeleri, ABD ve müttefikleri temsil etmektedir.
Münafıklar; bunlar da Allah’a, İslam’a, Kitaba, Peygambere, Müslümanlara düşman oldukları halde bunu gizleyen, ancak düşmanlıklarının gereğini yapmaktan geri durmayanlardır. Bunlar haktan gözüküp batıla hizmet edenlerdir. Helali haram, haramı helal sayanlardır.
Günahkârlar; bunlar inanmış olmalarına rağmen, çeşitli zaaflarından dolayı harama bulaşıp kendilerine zulmedenlerdir. Bu tiplerin hepsi zalimlerdir.
ZALİME MEYLETMEK
İnananların her şartta uyması gereken esaslardan birisi de “zalime meyletmek” konusudur. Müslüman fert ve toplumun “zalimlere meyletmesi” Cenab-ı Allah’ın yasakladığı şeylerdendir. HUD 113: “Zulmedenlere meyletmeyin; sonra (onlara dokunacak) ateş size de dokunur. Sizin Allah’tan başka velileriniz yoktur. Sonra yardım göremezsiniz.” Müminler zalimlere sevgi besleyemezler, onları veli yani dost ve stratejik ortak edinemezler, onlara hiç bir konuda yardımcı olamazlar. Müslümanların düşmanlığı, ancak zalimleredir. Faiz zulümdür, faizci düzeni yürüten bir kadroya destek vermek de zulümdür. Bir müminin böyle bir kadroya destek olması düşünülemez. Kur’an, müminlere zalimler hakkında net bir tavrı emrediyor. Zalimler; insan, toplum, yönetim, hüküm hayatında dengeyi bozan faizci kapitalist düzeni yürütürler ve haksızlık ve adaletsizliğe sebep olurlar. Onlar, Allah’ın gazap ettiği kimselerdir. Zalimler ile mücadele etmek bir Müslümanlık görevidir. Peygamberimiz: “En üstün cihat, zalim bir sultan (yönetici) karşısında hakkı söylemektir” diyerek bu mücadeleyi emretmiştir. Günümüzde bu mücadeleyi Milli Görüş-Saadet Partisi yürütmektedir. Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır. Zulüm ile yapılan çabuk yıkılır. Zalim, ettiğini bulur. Zalimin hasmı Allah’tır. Saadet Partisi’nin şiarı; kim olursa olsun mazluma yardım etmek, kimden gelirse gelsin zulme karşı olmaktır. Selam hidayete tabi olanlara…