Bugün yaşadığımız dünyada ileri teknoloji sahibi gelişmiş bütün ülkeler de dâhil olmak üzere siyaset algı yönetimleri üzerinden yapılmaktadır. Siyaset hayatında algı yönetimi aynı zamanda büyük yalanlar anlamına gelmektedir. Gözünü kan ve mal bürümüş küresel güçlerin yalanları anlamına gelmektedir. Doğudan batıya dünyanın dört bir yanında tek bir insan evladının gözünün yaşına bakmadan menfaatler üzerine inşa edilen bir sistem demektir. Irak’ta bütün dünyanın gözünün içine baka baka kitle imha silahları yalanı ile milyonları katledip sonra “pardon yanılmışız” demektir. Arap baharı yalanı ile devletleri çökertmek, insanları mülteci durumuna düşürmek, vatansız, evlatsız, anasız, babasız bırakmaktır. Hedonizm, gastronomi, teknoloji, medya ve para silahları ile hiçbir renkten, dilden, dinden insanı ayırt etmeden sömürmek demektir.
Daha yüzlerce örnek ile açıklanabilecek algı yönetimi insanların duygularına hitap edip hassas oldukları yönlerini hedef alarak akıl ve mantığı kullanılamaz hale getirmek suretiyle aldatmak demektir. Maalesef ülkemizde de algı operasyonlarının çeşitlerini görmek mümkün. Haber kanalları, diziler, televizyon programları ve sosyal medya kullanılarak insanlar sanal olarak oluşturulmuş gerçek dışı bir dünyada yaşatılmaktadır. Elbette böylesi bir dünyada hak merkezli, akla ve mantığa hitap eden, gerçekleri menfaatlerle takas etmeden siyaset yapmak oldukça zordur ve hatta bu ateşten gömlek giymek anlamına gelmektedir. Ülkemizde oynanan oyunları bozmak, algı operasyonlarını kırmak için çalışan yegâne siyasal hareket Saadet Partisi’dir.
Saadet Partisi’nin Ankara’da düzenlediği aday tanıtımı ve kampanya lansmanına cepsiz ceket damgasını vurdu. Herkesin heyecanla ve merakla beklediği cepsiz ceket sahnedeydi. Cepsiz ceket adeta yeni bir umut ışığı gibi seçmenle buluştu. Tüm algı yönetimlerine karşı sapa sağlam bir hakikat inancının simgesiydi cepsiz ceket. Cepsiz ceket, milletimizin yerel yönetimlerden şikâyet ettiği tüm konulara bir çözüm önerisi olarak sahnedeydi. Cepsiz ceket, “daha bitmedi, Saadet Partisi var, her karanlık sonrası bir aydınlık, her gece sonrası bir sabah var” diye haykırıyordu. Cepsiz ceket, “durun ey kalabalıklar bu sokak çıkmaz sokak” diye salonu inletiyordu. Cepsiz ceket, “haydi hep beraber yeniden aydınlık dolu yarınları inşa edeceğiz” diyordu. Cepsiz ceket, “biz bitti demeden bitmez” diye çığlık atıyordu. Cepsiz ceket, menfaatin, adam kayırmanın, torpilin, rüşvetin, yanlış yönetimin, haksızlığın, hukuksuzluğun karşısında hakkı haykırıyordu.
Saadet Partisi, Milli Görüş’ün 50. yılında akıllara durgunluk veren muhteşem bir kampanya ile er meydanına çıkmış oldu. Her türlü algı yönetimlerine, haksızlıklara, karalama, iftira ve hakaret kampanyalarına karşı nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiğini en güçlü şekilde ortaya koymuş oldu. Elinde dünyalık imkânları barındıranların değil, haklı olanların güçlü olduğunu, asıl kazananın vazgeçmeyenler olduğunu ortaya koymuş oldu. Maddi sıkıntıların, zorlukların, ötekileştirmenin, yok saymanın karşısında nasıl siyaset yapılacağının dersini vermiş oldu hem de siyaset üzerine yapılacak akademik çalışmalara araştırma konusu olacak kalitede. Şimdi sıra bu muhteşem hazırlık ve organizasyon sonrasında Saadet Partisi teşkilatlarına gelmiştir.
Bugün, toplumun her kesimini kucaklama ve bağrımıza basma vaktidir. Bugün, geçmişte yaşananları unutarak tekrar canı gönülden kucaklaşma vaktidir. Bugün, takatimizin sonuna kadar her zamankinden daha bir aşk, azim ve heyecanla çalışma vaktidir. Bugün, cadde cadde, sokak sokak, ev ev, kapı kapı, gönülden gönüle yol alma vaktidir. Bugün, maddi manevi tüm imkânlarımızı seferber ederek sevgi, saygı, muhabbet ve samimiyetle gayret etme vaktidir. Bugün, tüm algı yönetimlerine karşı zafere giden yolda inançla koşma vaktidir.