Yüzeysel tartışma, derin kriz !..

Abone Ol

Bazı muhnalafet partileri ile medyanın bir bölümü kriz tellallığına soyunmuş görünüyor.. Başbakan Erdoğanın bir liman ve havaalanının Rumlara açılması teklifinin ardından Genelkurmay Başkanlığı nın, "Kendilerine konu ile ilgili bilgi verilmdeği"ni açıklaması daha sonra benzer açıklamanın Cumhurbaşkanlığından da gelmesi bazılarının iştahını kabartmış görünüyor.. İç politikadaki sükunetten rahatsızlık duyanlar Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanının, "Görüş sorulmadığı, bilgi verilmediği" şeklindeki açıklamaları elbette önemlidir. Hatta bazı konularda ortak görüşler oluşturulması ülke yönetiminin tabii bir neticesidir. Ancak, bu olmadı diye medyanın "derin kriz" çığlıkları atmasını da anlamak mümkün değil.

Devletin zirvesinde bilerek ya da bilmeden ortaya çıkmış bir iletişim eksikliğinin çözüm yeri herhalde medya ortamı olmamalıdır. Bu arada Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada Genelkurmay Başkanlığı na bilgi verildiğinin açıklanması buna karşılık Genelkurmaydan bunun tersinin duyurulması doğrusu kafaları karıştırmaktadır. Sanki bu kafa karışıklığına bile bile imkan verilmektedir. Öyle bir görüntü ortaya çıkıyor.

Başbakan Erdoğanın Afyonkarahisarda yaptığı konuşmada, "Çankayaya mı soracağız" şeklindeki çıkışı ise yüzeysel tartışmalar ile derin krize nasıl çanak tutulduğunun bir ifadesiydi. Gerçi Başbakan ABye yazılı bir metin sunmadıklarını, sadece sözlü olarak bir öneride bulunduklarını, konu yazılı metin sunma noktasına geldiğinde gerekli bilgilendirmelerin yapılabileceğini dile getirmesi insana, "Ülkemi ne durumlara düşürdüler " sorusunu hatırlatıyor.

Bu arada CHPGenel Başkanı Baykal ise tam bir fırsat kollayıcı havada kriz çığırtkanlığına soyunmuş görünüyordu.. Baykalın Erdoğana yönelik, "Büyükanıt yerine Bushla Karamanlisle konuşuyor" açıklaması Hükumet-Genelkurmay sürtüşmesinden siyasi çıkar sağlama düşüncesinin bir yansıması değilse nedir

Bu arada bir gazete önce "Hükumet öneriyle ilgili Çankaya köşküne bilgi vermedi. Sezer de TVden öğrendi" şeklinde kendisine sızdırılmış bir haber yayınlıyor, ertesi gün de Cumhurbaşkanı Sezere güya bu haber doğrulatılmak surteyle tartışmanın bir kaç gün daha uzatılması sağlanmış oluyordu. Olayları sulandırmak ve abartmak konusunda sanıyorum üzerimize yok. Olayların yatışmasından  ziyade körüklenmesinden, bir yanlış uygulama ya da anlamanın krize dönüşmesinden fayda umanlar var ülkemizde.

Belli mevkilerde bulunanların siyasi ve ideolojik kabullerinin ülkenin çıkarlarının önüne geçmesinin verdiği zaranları hep bilmemize rağmen bu tutumumuzdan vazgeçemiyoruz. Yeri geldiğinde vatan-millet nutukları atanların önce suyu bulandırıp sonra da bulanık suda avladıkları balıkları kendi kovalarına atmaları arasında ciddi bir çelişki var. Ve bu çelişki yıllardan beri yaşanıyor.

İsteniyor ki, sinirler gerilsin, bazı mevkilerde bulunanlar gerilen sinirlerine hakim olamayarak sözler etsinler ondan sonra da bunlara gün doğsun.. Filan şöyle dedi ki, falan sert çıktı gibi manşetlerle olayın kızışmasını seyretsinler..

Bu ne biçim ruh halidir anlamak mümkün değil. Tartışılması gereken esas konu da unutulup gidiyor.. Esas tartışılması gereken konu Türkiyenin bir liman ile havaalanını Rumlara açma teklifi iken falan makama haber verilip verilmediği üzerinde tartışma yoğunlaştırılarak dikkatler o tarafa çekiliyor ve durduk yerde de ülkede kriz havası estiriliyor.. Bunu kimisi oy hesabıyla yapıyor, kimisi de maddi çıkarlarına uygun gördüğü için.. Peki ülke çıkarı ne olacak, bunu kimler düşünecek