Muğla‘nın Ula ilçesi sınırlarında yer alan ve halk arasında ‘‘Okkataş‘‘ olarak bilinen bölgede definecilerin tahribatına maruz kalan antik kentte yüzey araştırmalarına başlandı. Muğla Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Abdülkadir Baran, gazetecilere yaptığı açıklamada, Ula Belediyesi‘nin katkılarıyla antik kentin bulunduğu yaklaşık 350 dönümlük alanda ot temizliği yapıldığını ifade etti.
Antik kentin bulunduğu bölgenin halk arasında ‘‘Okkataş‘‘ diye anıldığına dikkati çeken Baran, kentin Kyllandos veya Thera olabileceğine dair görüşler olduğuna değindi. Yüzey araştırmaları sonrası antik kentin isminin ortaya çıkabileceğini ifade eden Baran; ‘‘Henüz tam olarak kentin isminin geçtiği bir yazıtı bilmediğimiz için antik ismini net olarak söyleyemiyoruz. 300-350 dönüm civarında alanı olan oldukça büyük bir kent. İki yüksek kayalık arasında yer alıyor. Günümüze değin kapsamlı bir arkeolojik çalışma yapılmamış bu kent, yüzyıllardır korunmasız şekilde doğanın ve insanların tahribatına maruz kalmış‘‘ dedi. Baran, yoğun bitki örtüsü altına gizlenmiş kentteki en önemli yapılardan birinin tiyatro olduğunu, kaçak kazılar yüzünden antik yapının tanınmayacak hale geldiğini vurguladı. Yrd. Doç. Dr. Baran, şöyle konuştu: ‘‘2011 yılı itibariyle Muğla Müzesi denetiminde ve Muğla Üniversitesi Arkeoloji Bölümü iş birliğinde Anıtlar Kurulu‘nun izni ve Ula Belediyesi‘nin desteğiyle burada ot ve yüzey temizliği çalışmalarına başladık. Ot temizliği sayesinde kentin kalıntılarının görülebilir hale gelmesini sağlayacağız. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından da burada yüzey araştırması başlattık. Bu kapsamda ot temizliğinin ardından yüzey araştırmaları gerçekleştirilecek. Milattan önce 5. yüzyıl sonları, 4. yüzyıl başlarından itibaren yüzeyde malzeme bulabiliyoruz. Kentin tarihi böylece 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanabiliyor. Karya uygarlığının erken dönemlerinden kalan bir yerleşim yeri.‘‘
"Tahribatı durduracağız"
Antik kentin Muğla‘da en fazla tahrip edilen ve gözden uzak kalmış yerlerinden olduğuna işaret eden Baran; ‘‘Antik kentlerimiz terk edildiği günden itibaren soyulmaya başlıyor. Bu sadece günümüzün değil, 2 bin 500 yıl öncesinin de bir insanlık sorunuydu. Burada çalıştıkça insanların tahribatını durduracağız‘‘ dedi.