Yüzde 6 büyüme ve köle işçiler

Abone Ol

Açıklanan 2006 yılı büyüme rakamı yüzde 6 ve fert başına düşen milli gelir ise yaklaşık 5 bin 500 dolar imiş.. Açıklanan bu iki rakama bakarak işsizliğin azalmış olduğunu, zenginliğin dar ve sabit gelirli kitlelere de yansıdığını düşünmemiz gerekir.. Normal işleyen bir ekonomide böyle olur.. Meseleye ülkemiz açısından baktığımızda açıklanan yüzde 6 büyüme ve fert başına düşen milli gelirin 5 bin 500 dolar civarına yükselmiş olmasından zenginler hariç milyonların payına birşeylerin düştüğünü söylemek mümkün değildir.

Ülkemizde hala asgari ücretin altında ve günde en az 12 saat çalıştırılan işçiler varsa ve bunların çok büyük bir bölümü de kayıt dışı ise, kısacası ülkemizde işçiler köleleştirilmişse ve buna da uygulanan ekonomik model zemin hazırlamışsa açıklanan büyüme ve fert başına düşen milli gelir rakamları ne anlama gelir

Ülkemizde bazı sektörlerde uzun yıllardan beri işçilerin bir ay çalıştırılıp bir hafta ya da 15 gün sigortalı gösterildiğini biliyoruz.. Çalışma sürelerinin günde 8 saatle sınırlı olmadığını, sabah ezanında evlerinden çıkan insanların yatsı namazında ancak dönebildiklerini bilmeyen yoktur. Ancak, şimdi bu uygulama sadece belli sektörlerle sınırlı olmaktan çıkıp yaygınlık kazanmıştır. Kayıtsız kuyutsuz ücretli köleler oluşturulmuştur ve bunlar sadece patronların cüzdanlarının biraz daha şişkinleşmesine katkıda bulunmaktadırlar. Üzülürek belirtmeliyim ki ülkemizde iki sınıf oluşmuştur. Bu şartlar değişmeden, işçilerimiz kölelikten kurtarılmadan büyüme rakamlarını ciddi bulmak mümkün değildir.

Ekonomimizin büyümesi elbette bizi de mutlu eder.. Ancak, bizdeki büyüme hormonlu büyüme olarak gelişiyor. İthalata dayalı, yerli üretimi ve istihdamı artırıcı bir büyüme olmadığını görüyoruz.

Diyebiliriz ki, ithalat yaptığımız ülkelerin işçilerine servet aktarıyoruz buna karşılık kendi işçilerimizi boğaz tokluğuna ve mesai sınırlandırması olmadan çalıştırıyoruz.  Elbette asgari ücretin altında bir rakamı işçilerine reva gören patronların hiç olmazsa işçileri sigortalı yaptırmalarını beklemek mümkün olmaz. Boğaz tokluğuna çalışan bu köleleştirilmiş insanlar sağlık hizmetlerinden ister istemez yeşil kart alarak yararlanıyorlar. Bu bakımdan Çalışma Bakanlığının başlattığı "Kayıt Dışı İstihdam ile Mücadele Programı"nı gönülden destekliyorum.. Ama, bir sonuç alınamayacağına olan kanaatimden dolayı da üzülüyorum. Resmi işsizlik rakamının yüzde 10un üzerine çıkmış olduğu bir ülkede, insanlar sigortaya falan bakmadan gönüllü olarak asgari ücretin altında bir rakama razı olup çalışıyorlarsa kayıt dışını önlemek mümkün olabilir mi

Kayıt dışının önlenebilmesi için işsizlik oranının çok aşağılara çekilmesi öncelikli şarttır. Büyüme rakamları isterse her yıl yüzde 10un üzerinde artsın, eğer bu büyümeyle orantılı olarak yeni istihdam alanları açılmıyor, işsize iş kapısı olmuyorsa fert başına düşen milli gelirin artması sadece zenginlerin daha da zenginleştiğini, hem de fakir kesimin daha da fakirleşmesi pahasına zenginleştiğini gösterir.

Köleleğin kaldırıldığı bir zamanda ülkemizde çağdaş ücretli köleler oluşturduğumuz gerçeğini görmezden gelerek bir yere varmamız mümkün olamaz.. Toplumsal huzuru, güveni, sevgi ve saygıyı fertlerarası ilişkilere hakim kılamayız. Bu arada sendikaların ellerini, patronlar istediler diye zayıflatılarak devre dışı bırakanlar, bir iş yerinde sendikaya giren işçilerin ertesi günü kapının önüne konulmasını engelleyecek bir düzenlemenin bulunmayışı da bugün oluşmuş olan işçi köleler sisteminde önemli katkıda bulunmuştur. Bu işçiler sadece patronların insafına terkedilmiştir. Onlar da insafa gelip yanlarında çalıştırdıkları insanları düşünecek fikri ve manevi zihinsel yapıya sahip olmadıklarına göre işçilerin köleliği sürüp gidecek demektir.