TÜRK siyasetindeki keskin üslup ve tavır, toplumu olumsuz yönde etkiledi, etkiliyor. İnsanları birinden birine taraf olmaya zorlamaktan, kendisinden olmayana hoşgörü göstermemeye, kendi haricindekileri hain, kafir vs ilan etmeye kadar farklı şekillerde toplumun söylemleri ve tavrı değişti. İnsanlar, siyasetin sorumsuz üslup ve tavrı yüzünden arkadaşlarına, kardeşlerine, komşularına, toplumu paylaştığı tüm diğer insanlara manasız şekilde düşmanlaştı, nefretle doldu. Bunu görmek gerek.
Türk toplumunu saran bu durum, aklıselimi de öldürüyor. Herkesi kendi kutbuna çekilmeye, kendi kabuğunda yaşamaya, gücü eline geçirenin diğerlerine tahakküm kurmaya çalışmasına neden oluyor. Bu ülkede her meşrepten, her düşünceden insanların olduğu ve karşılıklı sevgi, saygı, hoşgörü ve muhabbet çerçevesinde bir arada yaşamaya mecbur olduğumuzu yeniden hatırlamamız gerekecek.
Siyasetteki üslup ve tavır bozulması, siyasetin seviye kaybıyla ilgili bir durum. Ancak bu seviye kaybı, sadece bilgi, görgü, tecrübe, vizyon, öngörü vs eksikliğiyle ilintili değil. Siyasete acilen insanlık erdemleri takviyesi yapılması gerekiyor. Türk siyasetinin ve siyasetçisinin, 2 oy fazla alayım aculluğunu ve pragmatizm çapaçulluğunu bir kenara bırakıp, insani erdemleri yeniden hatırlaması şart olmuş durumda.
Ekonomik vaatler verilecek tabii, verilmelidir de. Siyasi projeler, dış politikaya dair hayaller de anlatılacak, tartışılacak. Maddi yönden yoksunluk yaşayan insanlara yönelik herkesin bir projesi, planı zaten olmak zorunda.
Ancak bir de insani erdemleri öne alan bir elem ve söylem zamanı değil mi bugün Türk toplumu, son derece gergin, huzursuz, geleceğe dair endişeli, yakınındaki insanlara şüpheyle ve öfkeyle bakar olmuş. En basit bir insani jesti, en sıradan bir yardımı bile kolayca saçma sapan bir komplo teorisine çevirmeye meyilli durumda. Toplumun içinde bulunduğu güvensizlik ve hoşgörüsüzlük ortamını yeniden inşa etmek gerekiyor.
Siyasetçiler, meydanlarda öyle konuşuyorlar, birbirlerine öyle laflar atıyorlar ki, zannedersiniz ki bir araya geldiklerinde tekme tokat kavga edecekler herhalde. Halbuki, onlar da bu tür sert söylemlerin “profesyonel” bir oy kazanama, partililerinin saflarını sıklaştırma, kutuplaşan toplumda kendine mevzi edinme aracı olduğunu biliyorlar.
Biliyorlar ama 2 tane fazla oy alabilme uğruna bu sorumsuzca söylemleri terk etmiyorlar. Tersine, dozajını arttırıyorlar, daha da sertleşiyorlar. Halbuki, diğer partilerin de bu ülkenin partileri olduğu ve bunların mensuplarının da bu ülkenin insanları olduğunu hatırlasalar bir an, dozajı insani erdem seviyesine düşürecekler muhakkak.
Bir tabir vardır ya, “Yüz yüze bakmak” diye. İşte bu ülkede yaşamaya mecbur insanları, birbirlerinin yüzüne bakamayacak noktaya getirmek nasıl bir vebaldir, hiç düşünülüyor mu İnsanlar artık sevinçlerini bile diğer insanlara hakaret etmek, diğer insanları aşağılamak ve rahatsız etmek maksatlı yapıyor. Dindar olduğu söylenen insanların, üstelik de meskun mahalde 3-4 saat yüzlerce araba kornasıyla sevinmesi diye bir şey olabilir mi yani Gecenin 12’sinde otobüs kornasına aralıksız basmak diye bir sevinç gösterisi çok saçma.
2 tane oy daha fazla alabilme uğruna, birbirleriyle hukuku olan insanları bile yüz yüze gelemeyecek duruma getiren bir siyaset anlayışına yapılabilecek en büyük iyilik, insani erdemleri hatırlatmak, “3 günlük dünyada değmez bunlara” demektir.
Hiçbir iktidar, hiçbir güç, hiçbir makam, hiçbir oy, insanları birbirlerinin yüzüne bakamayacak derecede birbirlerine düşman etmeye değmez. Artık biraz durup düşünme ve aklıselimle hareket etme zamanıdır. Bu ülkenin insanları birbirinin düşmanı değil sonuçta.