Nuri Maliki gibi Halife Hafter de her türlü dış yardıma ve desteğe açık olduklarını duyurdu. Daha doğrusu Kerame Operasyonunun ve dolayısıyla Hafter’in Sözcüsü Muhammed Hicazi ‘ İçişlerimize karışmama karşılığı her türlü dış yardıma hazırız’ demiş. Acaba bu dış yardımı yapacak ülkeler veya kurumlar birer hayır cemiyeti mi Yoksa enayi mi Hafter’in hatırına niye yardım yapsınlar Bu durumda dış ülkelerin büyükelçileri önünde mendil açsalar daha iyi! ABD’nin terör listesine aldığı Ensaru’s Şeria örgütüyle sürtüşmeye ve çatışmaya girdiklerini de söyleyerek Batı nezdinde itibar kazanmaya ve duygu sömürüsü yapmaya başladılar. ‘Bizi görün, sizin için savaşıyoruz’ demeye getiriyorlar. Bu açıklamalar açıkça bir kez daha gösteriyor ki, Kerame Operasyonu vekalet operasyonudur. Hafter’in yürüttüğü çatışmalar da vekaleten yürütülen çatışmalardır. Hafter, Çad’da esirken Amerikalılar tarafından kurtarılmış ve devşirilmiş birisi. 20 yıl süredir ABD’de kalmış. Bu ülkede hangi bağlantıları kurduğunu merak etmeye bile gerek yok. İster gönüllü isterse bordrolu çalışsın: Hafter sonuçta bir ajan. Artık nüfuz ajanı olarak tanımlamak da mümkün değil. Pekala dört dörtlük bir ajan. Tarih Libya’da da tekerrür ediyor. Burada da Hafter gibi kimileri işgali ve işgal dönemini özlüyor. Yeni veya ikinci bir işgal dönemi olması için de canla başla çalıyor. Yeter ki ülke kendi evlatlarına bırakılmasın. Ruhlarına uşaklık sinmiş. Ya da kifayetsiz muhterisler!
*
Irak’ta sömürge tarihi asimetrik bir biçimde Nuri Maliki üzerinden tekerrür ediyor. Mısır’da sömürgecilik tarihi ise Sisi üzerinden tekrarlanıyor. Libya’da ise Hafter var. Kimileri bu yüzden onu ‘Hafter Karamanlı’ olarak anıyor. Osmanlı döneminde Kuzey Afrika ülkeleri genellikle vekaleten yönetilmişlerdir. Osmanlı’ya bağlı olarak Cezayir’i vekaleten Day(ı)lar, Tunus’u Baylar ve Libya’yı da Karamanlılar yönetmiştir. ABD 1800’lü yıllardan itibaren bir dünya devleti olmaya başlamıştır. Önce Latin Amerika ile ilgilenmiş sonrasında da Akdeniz’e açılmıştır. Lakin gemileri burada rahat yüzü görmemiştir. 1800’lerin başında Akdeniz’de de korsanlık ve fidyecilik alıp başını gitmişti. Bugün IŞİD gibi örgütlerin yaptığı gibi o günlerde de korsanlar kaçakçılık yapıyor ve adam kaçırıyor ve fidye alıyorlardı. 1803 yılında ABD Başkanı Thomas Jefferson döneminde Amerikalılar Trablusbgarb kuşatmışlar lakin Philadephia gemisi mürettebatıyla birlikte Libyalıların eline geçmiştir. Amerikan gemilerinin korsanların taarruzuna maruz kalmaması için Amerikalılar bilahare Yusuf Karamanlı ile anlaşırlar. Yılda yarım milyon kuruşa gemilerin güvenliği temin edilecektir. Amerikalılar bir dönem sözlerine sadık kalırlar. Ardından ise meblağı yüz bin kuruşa indirirler. Yusuf Karamanlı’ya da ‘Allah’a dayandıklarını ve güvendiklerini’ söylerler.
*
Bunun üzerine Karamanlılar Amerikalılara Libya ve kıyılarını dar ederler. Lakin denizde başarılı olamayan Amerikalılar karaya asker sevk ederler. Derne’ye doğru seyirlerinde Yusuf Karamanlı’nın kardeşi Ahmet Karamanlı veya Hamit Karamanlı onlara eşlik/rehberlik yapar. Yusuf ile arası iyi olmayan kardeşini ayartmışlardır. Onu devşirirler. Derne’yi ele geçirdikten sonra iki taraf arasında anlaşma yapılır ve bu anlaşma mucibince Amerikalılar Derne’yi tahliye ederler ama buna mukabil para ödemeden Yusuf Karamanlı Amerikan gemilerine göz kulak olacak ve korsanlığa izin vermeyecektir. Kısaca, ABD-Libya ilişkilerinin tarihi epey eski. 212 yıl veya daha fazla geriye gidiyor. Geçmişte deniz seyrü seferiyle ilgilenen Amerikalılar günümüzde daha ziyade petrolle ilgileniyorlar. Bundan dolayı Libya ilgi alanlarındadır. Yusuf-Ahmet-Hamid Karamanlı kardeşler ile karmaşık ilişkileri olmuştur. Bugün de Hafter gibilerle aynı şekilde karmaşık ilişkilere sahipler. Hafter, Kaddafi’nin güvenilir adamlarından iken Auzu Şeridi ile ilgili savaştan sonra Çad askerlerine esir düşünce kapağı ABD’ye atmış ve sadakatini Amerikalılara kaydırmıştır. Şimdi yabancılara ve özellikle de Amerikalılara vekaleten Libya’yı yönetmeye talip. Ülkesini İslamcılardan temizlemek ve ele geçirmek için uçan kuştan medet bekliyor. Namına duyurulur!