FENERBAHÇE, iki haftalık ciddi puan kayıplarından sonra,
yüksek düzeyde mücadele (!) göstererek, kenardaki teknik direktörü çok zayıf
olan Kasımpaşa yı geçti. Hem de 1-1 e yakalandıktan sonra...
Maçın analizini yapmadan önemli bir yere vurgu yapmak
gerekir. O da şu: Fenerbahçe takımı, maçtan kısa bir süre önce gerçekleştirilen
ve bana göre tamamen siyasete ve hukuka, adalete aba altından sopa gösterme
olan yürüyüşten ciddi şekilde etkilenmiş. Futbolcular sahada üstünlüğü ele
geçirme, pas zenginliği ile rakibinin önlemlerini dize getirme gibi kazanma
yolundaki önemli meseleleri bir kenara bırakıp adeta kavga-döğüş sergiledi.
Bunun aksini inkar etmek mümkün müdür Alın maçın kasetini bir daha izleyin
bakalım. Futbolcuların ağızlarından dökülenlere bir dikkat kesilin. Yazıktır,
günahtır! Türkiye için adalet de Fenerbahçe için ne adaleti Adalet
Fenerbahçe ye ne yapmıştır ki Küme mi düşürmüştür, puanını mı silmiştir
Futbolcularını ağır cezaları mı çarptırmıştır Hayır! Sadece malum kişi kendini
kurtarma adına Fenerbahçe yi koluna takmıştır. Yazık! Ayıp!
İşte bu atmosferde başlayan maçta Fenerbahçe nin en
etkili, ligde açık arayı gerçekleştiren ön bloğundan sadece Kuyt vardı
takımda... Bu da topların öne getirilse bile tabelaya yansımasını güçleştiriyordu.
Orta alandan bozma Alper, kenarda işini iyi yapıp rakibin yerleşim planında en
azından sol bölgede arızalar çıkartıyordu ama... Aması Kasımpaşa kademeli
olarak toplanıyor, ancak ne var ki öne doğru hemen hemen hiç bir varlık
gösteremiyordu. Ve de maçın en ciddi pozisyonunu buna rağmen Babel
çiğneyecekti.
İkinci yarıya dönüldüğünde Holmen içeride kalmış,
Cristian çıkmıştı sahaya... İşte ne olduysa o 57. dakikada oldu. Ön libero
Kerem, saçma sapan bir eylemle ikinci sarı karttan dışarıya atıldı. Karar
doğruydu. Peki ya kenardaki hoca Öyle izledi sadece... Ne mi yapmalıydı
Babel i alıp, ön liberoya bir isim koymalıydı. Çünkü ne Scarione, ne de Castro
bu görevi yapabilirlerdi. Ama o uyudu. O uyuyunca da Emre o boşluktaki hatayı
adeta basketbolda üçlük atarcasına harika bir şutla topu doksana takarak
değerlendirdi.
Futbol bu işte... Tuhaflık her zaman var. Şota Bey, tutup
Viudez i çıkartarak Malki yi aldı oyuna... Malki de gol atmaz mı Al başına
belayı Fenerbahçe... Ama bir duran topta yine Emre topu en can alıcı yere
indirerek ikinci golün de hazırlanışında pay sahibi oldu. Zaten Kasımpaşa nın
beraberliği yalancı eylem idi, orada da kaldı.
Ersun Yanal ın bu maçta eli kolu bağlı kaldı dersek
yeridir. Ne önde doğru dürüst bir değişik yapabilirdi, ne de geride... Sadece
orta alana müdahale şansı var idi. Hele hele kenarda yarım sağlam ve acılı
Emenike den hiç yararlanma şansı yokken...
Bence Fenerbahçe bu maçı kazanmakla, ardından gelen
rakiplerine Fazla umutlanmayın mesajını bırakmış olabilir. Ancak ne var ki,
Aziz Bey ve şürekâsı malum işi kaşımaya devam ederlerse, bunun en büyük zararı
da takıma olur. Ben şimdiden söyleyeyim. Bir şey daha... Gerçek Fenerbahçe
taraftarı yürüyüş yerine basketbol maçında Ataşehir deki salonu doldurarak
önemli bir mesaj vermiştir. Tabii ki anlayana...
Bu arada Emre nin tavırları, maç sonrası yaptığı açıklama
hiç de Süper Lig kavramında değildi. Ama normal de sayılabilir. Federasyon,
Küfre hayır, siyasi slogana evet derse, bu kadarla da kalındıysa, vallahi
şükürler olsun! İster misiniz, yarın stada sandık koyulup, oy verme işlemi yapılsın.
Eh, bir o kaldı zaten