Dostluk; karşılıklı birbirine bakmak değil, aynı yöne
birlikte bakmaktır. der Exupéry. Bugün aynı yöne bırakın karşılıklı bile
bakamayanların kullandığı ağızlara sakız bir kavramdır. Dostluğu yücelten,
azlığından niteliğinden bahsedecek değilim. Çünkü herkesin kendince bir tanımı
ve dostluğa bakışı var. Bugün yol yürümek üzere hayatlarında kendilerine yoldaş
olarak seçtikleri kimselerle kurdukları bağı dostlukla ifade edenlerin, yol ve
yolculuk hakkında nasıl düşündükleri ve bu düşüncelerini ifade etme biçimleri
önem arz eder. Bu noktada günümüz insanının sıklıkla kullandığı ve giderek
tükettiği hatta tiki gençlerin biraz daha kanattığı en önemli özellik, haslet,
kavram; dostluktur. Kişinin dostu bütün dünyasının aynasıdır çünkü Kişi
arkadaşının dini üzeredir.
Bugün aynı yöne, aynı kıbleye yönelen aynı secdeye varan
insanların dünyalarının farklılaşmasını hayretle izlemek, kalp sahiplerine her
şeyden ağır gelmektedir. Beyhude bir söylevin ötesine geçmeyen sıradan bir söz
gibi ağızdan çıkan dostum ifadesi davranışlara bakıldığında kılıksız riyakâr
bir kelime gibi görünüyor. Sadece varlığın değil yokluğun hatta her insanın
alnına herhangi bir nedenle gözyaşı akıtma yazgısı yazılmış olduğu bilgisiyle o
gözyaşının aktığı omzu paylaşmaktır. Hayatı birlikte her türlü yönü ile katık
edip yaşayabilme ve insan kalabilme gayretinin yoldaşlığıdır, dostluk. Dostluk,
yürüme halidir. Hiçbir durgunluğu, durağanlığı kabul etmez; çünkü dostluk
iyiye, güzele, faydalıya seferdir. Bunu kâinatın en güzeli Efendimiz (sas) ve yol
arkadaşı Hz. Ebubekir in hicreti göstermektedir. Onlar ki Yesribi, Medine yapan
bir yolculuğun güzide yolcularıdır. Yol ve yolcuyu; bu yolculuktan, seferden
daha iyi anlayabiliyoruz. Efendimizin,
Hz. Ebubekir e Korkma üçüncüsü Allah olan iki kişiye kim ne yapabilir
ifadesi bizleri bir eşiğe getiriyor. Ve bizler için yürünen yolu, seçilen
yoldaşı yani dostu neyin, hangi özelliğin perçinlediğini daha yakinen müşahede
edebiliyoruz.
Yol, aşktır. Yolculuk, aşkın bir eylemdir. Yolculuk ise
divanelerin, serdengeçtilerin, gönül ehli insanların işidir. Yolculuk cefalı
bir eylemdir. Ve bu eylemi kolaylaştıran en önemli yardımcı yol arkadaşı,
dostlardır. Öyle olmasa kişiyi tanımanın yollarından biri yolculuk olur muydu
Önemli bir sefer arifesinde, yelkenleri doldurmuş bir şekilde sefere çıkıyoruz.
Unutmayalım, ne seferin ne de yolun sahibiyiz. Bizler seferle mükellef, yolun
da emanetçileriyiz. Bu bakımdan yola zarar vermeden, sefere halel getirmeden
yürümek zorundayız. Bu bakımdan aynı yöne bakan ve kalplerinde rıza, içlerinde
hoşnutlukla, işleri de zarafet ile yapmak durumundayız. Çünkü biz sadece
bugünün değil, ta ilk Peygamber Hz. Âdem (as) ile başlayan bir seferin, bu
zamana ait halkalarıyız. Söz emanetinin yüklenicileri olarak, Derviş Yunus un
Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı/ Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir
söz deyişini en güzel şekilde ifademize katıp, yolda karşılaştığımız
muhataplarımıza derdimizi aktarmak durumundayız.
Yol; tembellik, hele bıkkınlık, kem söz hiç kaldırmaz. Ki
en önemlisi de yolu bozmadan, yoldakileri bozguna uğratmadan bu seferi
tamamlamak ilk önceliğimiz olmalı. Sevgili dostum, şair Douglas MALLOCH, ne güzel ifade etmiş Dağ
tepesinde bir çam olamazsan, /Vadide bir çalı ol. /Fakat oradaki en iyi küçük
çalı sen olmalısın. /Çalı olamazsan bir ot parçası ol, bir yola neşe ver. /Bir
misk çiçeği olmazsan bir saz ol. /Fakat gölün içindeki en canlı saz sen
olmalısın. /Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya mecburuz. /Dünyada hepimiz
için bir şey var. /Yapılacak büyük işler, küçük işler var. /Yapacağınız iş,
size en yakın olan iştir. /Cadde olamazsan patika ol. /Güneş olamazsan yıldız
ol. /Kazanmak yahut kaybetmek ölçü ile değildir. /Sen her neysen, onun en iyisi
olmalısın. Ol vakit sefer belli dostum, kalk ve yürü, yürümek durmaktan
iyidir. Hoşça bakın zatınıza
Taş Gemi
Arayanların Bulduğu Durak / Son Gezgin Sahaf
1- Kendine münhasır bir yerdir.
2- Aradığını bulmanın yeri ya da bulmana yarayacak yolun
tarifini aldığın yerdir.
3- Van Kedisi Pusat ın kendisini sevdirmesidir. Kedi ve
kitap, kütüphane üçgenidir.
4- Güzel bir tebessüm, hoş sohbet Nebi nin tekkesidir.
5- Sadece kitap aramak için gidilmez, biraz muhabbet demi
alınır ama çıkarken muhakkak kitapla çıkılır.
6- Bestseller değil, hakikinin izinin sürüldüğü yerdir.
Eskinin, eskimeyenin kıymetinin bilindiği yerdir.
7- Ankara nın, ihtiyar ve yalnız insanlarının eli, kolu
hatta Marmara Sokağın kedilerinin görünce sevindiği, mahallenin güzel abisidir.
Dağarcık
Bırakın Yürüsün Serçeler...
Mustafa Toprak ın, Bırakın Yürüsün Serçeler isimli öykü
kitabı MGV Yayınları ndan çıktı. Mustafa Toprak deyince nerede ne zaman onunla
karşılaşacağınızı kestiremezsiniz. O bir sinema filminden size göz kırparken,
bazen bir otobanda otostop yaparken de karşınıza çıkabilir ya da vapurda siz
martılara simit atarken sessizce size sokulup sizi bir oyunun parçası
yapabilir. Ya da bir bankta kurguladığı kısa öykünün kahramanı. Ama o bizi bu
sefer öykülerini topladığı kitabıyla yakaladı. Hayatın içinden sıcak, küçük ama
etkili öyküler. O, Şikâyet makamında değilim, tüm rütbelerimi kuru temizlemeye
verdim. 15 gün içerisinde alınmayan elbiselerden sorumlu değiliz. yazıyordu
duvarda. Siz sorumlu değilseniz ben hiç değilim. Ben gökyüzüne bakacağım
bundan sonra. Siz ne haliniz varsa görebilirsiniz. diyor. O, Göğe bakma
durağı nda bekleyenlerden.
ALINTILAR
İlhami Algör, Albayım Beni Nezahat İle Evlendir, İletişim
Yay.
Mustafa Toprak, Bırakın Yürüsün Serçeler, MGV Yay.
Turgut Uyar, Göğe Bakma Durağı (Seçme Şiirler), YKY