Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızdan yetkililere mesaj var

Abone Ol

Bir süredir çeşitli temaslarda, araştırma ve gözlemlerde bulunmak üzere Avrupa’da bulunuyorum. Gittiğimiz bölge ve şehirlerde insanlarımızla, gençlerimizle konuşuyor, öncelikli gündemlerini anlamaya çalışıyorum.

Şu ana kadar edindiğim izlenim; Avrupa’da yaşayan insanımızın büyük çoğunluğunun halini anlatmak için sıklıkla kullanılan “ne orada ne burada” olma durumunun oluşturduğu kasvetin olanca ağırlığıyla kendisini hissettirmesidir.

Bir yandan özellikle genç kuşakların Türkiye ile bağları nostaljik seviyede seyrederken diğer yandan ise insanlarımız Avrupa’da karşılaşılan kurumsal dışlayıcılıklar ve ırkçı yaklaşımlar nedeniyle “yabancı” psikolojisinden kurtulamamaktadır. 

Arada kalmışlık hissine atıf yapan bu durum, esasında yalnızca orada yaşayan insanımızın dikkate alması gereken bir durum değil, aynı zamanda Türkiye’de yetkililerin de gündemine alması gereken bir nitelik arz ediyor.

Elbette özellikle yetkililerin bu sorunların sebeplerine yoğunlaşması gerekiyor. Bunlara yönelik değinilecek birçok nokta bulunuyor belki ama bugün somut bir örnekten söz etmek istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Avusturya’nın doğal güzellikleriyle bilinen Vorarlberg bölgesinde birtakım ziyaretlerde bulundum.

Aynı zamanda bir kahve molası verelim düşüncesiyle durakladığımız bir işletmenin önünde kahvelerimizi içerken orada bulunan birkaç kişiyle tanışma ve konuşma imkânımız oldu.

Uzunca bir süredir burada yaşadığını öğrendiğimiz ve bizlere de çok yakınlık gösteren bu kişiler, tam anlamıyla yurt dışında yaşayan insanımızın ruh halini yansıtıyordu.

Her şeyden evvel net olarak görüyorsunuz ki; bedenleri her ne kadar Vorarlberg’de olsa da zihinleri büyük ölçüde Türkiye’de.

Türkiye’nin gündemini o kadar yakından takip ediyorlar ki, şaşırmamak elde değil. Esasında Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musunuz diye sorsanız muhtemelen çoğunluğun verdiği cevabı alacaksınız. Yani Avrupa’da kalmayı daha fazla tercih edecekler. Buna karşın Türkiye gündemini yakından takip etmekten de vazgeçmiyorlar.

Birçok konudan bahsettiğimiz sohbetin sonunda konu genelde emeklilerin hakları meselesine ama özelde kısa zamanlı çalışma hakkına geldi. Okurlarımız bilirler, bu köşeden bu konuyu birkaç kez dile getirmiştik. 2020 yılının Kasım ayında hükümet, Türkiye’den emekli olup Avrupa’da yaşayanların en fazla 450 Euro kazanabilmesine müsaade edilen bir yasal düzenlemeyi hayata geçirmişti.

Minijob düzenlemesi diye bilinen bu durumun gerçekçi olmayan bir nitelik arz ettiğinden, yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etmiştik. Ne yazık ki, bu çağrılarımız karşılık bulmadı. Şu anda bu düzenlemenin üzerinden 1,5 sene vakit geçmiş oldu. Gördük ki, tam da tahmin ettiğimiz gibi pratikte birçok insanımız mağduriyetler yaşamış ve yaşamaya da devam ediyor.

Sohbet ettiğimiz bu insanlarımız özetle bizlere şu mesajı verdi: “Önümüzde seçimler var. Eğer hükümet yurtdışı seçmenlerin çoğunluk desteğini almaya devam edecekse taleplerimize kulak vermesi gerekiyor. Biz ülkemizi seviyoruz. Bu tür sorunlu düzenlemeler adeta Türkiye ile bağlarımızı zayıflatmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyor. Aidiyetlerimiz, bağlarımız zayıflatılıyor. Yetkililer buna müsaade etmemeli.”

Yürekten ve samimi olarak dile getirilen bu sözlere kulak vermek gerekmektedir. Nitekim çözüm önerileri de çok kolay olan bu konuların devlet katında basit meseleler olduğunu unutmamak gerekmektedir.

Zira Türkiye’de yaşayan emeklilerin haklarını da gözeterek yapılacak adilane bir düzenleme Türkiye’ye kaybettirmeyecek, kazandıracaktır.

Umarım, başta Çalışma Bakanlığı’nın değerli yetkilileri olmak üzere yurtdışında yaşayan insanımızın sorunlarıyla ilgilenmesi gereken kurum ve kuruluşlar bu tür talepleri dikkate alırlar.

Nitekim bu sayede oluşacak ya da geliştirilecek bağlara hem Türkiye’nin hem de yurtdışında yaşayan insanımızın ziyadesiyle ihtiyacı var.