Gazze de yaşanan acı olaylar, düpedüz soykırım bir kez
daha yüreğimizi dağlıyor. İnsanlık tarihine kara leke olarak geçecek günler
yaşıyoruz. Bir avuç yiğit Filistin mücahit, destan yazıyor, Allah ın yardımıyla
olağanüstü başarılar elde ediyorlar.
Savunmasız, kuşatılmış ve 8 yıldır ambargoya maruz kalmış
ve abluka altına alınmış bir millet! Günlerdir havadan, karadan ve denizden;
savaş uçağı, füze, roket ve top atışlarıyla tanklarla saldırdılar, kimyasal
silahlar, gazlar kullandılar.
Ama yıldıramadılar.
Tüm dünya seyrediyor. Sadece iki ülke Şili ve Venezüella,
işe yarar, dişe dokunur tepki verdi. Biri ilişkileri ticareti kesti. Diğeri
terörist canavar barbar İsrail elçisini ülkesinden kovdu.
Dünyanın pek çok yerinde Müslüman kanı dökülüyor. Hepsi
kardeşimiz ama hiç birisi Filistin kadar etkilemiyor bizi. Çünkü Siyonistler
Müslümanların varoluşsal düşmanı.
Çünkü Filistin ümmetin onuru. Filistin düşerse ümmet düşecek te ondan.
***
Doğrusu Sn. Başbakan, İsrail katliamını gündeme getirerek
iyi bir iş yapmış oluyor. Ancak sözün
etkisini göstermesi için en küçüğünden
tek bir tane bile olsa adım atmalı.
Kardeşlerim ne olur Filistin e dua edin sorumluluk
makamında bulunanların söyleyeceği söz değildir. Devlet adamlarının yapacağı
şeyler, halktan farklı olmalıdır.
Bağırıp çağırmanın ve esip gürlemenin işe yaradığı,
etkili olduğu zamanlar elbet vardır. Ancak İsrailli Siyonistler için asla
değil. Doğuştan vahşi yaratıklar ancak kaba kuvvetten, güçten anlar.
Çünkü biliyorlar ki, ne kadar bağırırsan bağırır, orada
duracaksın , öte geçmeyeceksin. Bağırmadan öte kılını kıpırdatmayacaksın.
Tamam, başkası bağırmıyor da, ama bu seni kurtarmaz. Sen
elindeki imkânlarla ne yaptığından, değerlendirip değerlendirmediğinden
sorumlusun.
***
Kimse sizden, Türk Silahlı Kuvvetleri nin (TSK) savaş
uçaklarını gönderip Telaviv i bombalamanızı, İsrail e savaş ilan etmenizi
beklemiyor. Hatta diplomatik ilişkilerinizi kökünden kesmeyi de talep etmiyor.
Dünya lideri rolüne girip Müslüman ülkelere çağrı
yaparak ortak askeri güç oluşturmanızı falan da bekleyen yok.
Yapabileceğiniz basit şeyler var. Neler mi Uçaklarınıza yakıt vermiyoruz, verene de
aracı olmuyoruz. İsrailli vatandaşların ülkemize girişine vize şartı koyduk.
Mersin den Hayfa limanına ticari gemileri durdurduk. İzmir den İsrail e kalkan gemi seferlerini
iptal ettik. THY nin İsrail e uçuşlarını roket korkusuyla değil; katliam
gerekçesiyle süresiz askıya aldık.
Her türlü askeri malzeme satışını yasakladık. Manavgat
suyunu iptal ettik. Ülkemizdeki NATO füze kalkanları kaldırdık. Devr-i
iktidarımızda on kat artışla 4 milyar doları aşan ticaretimizi dondurduk.
Sizden bunu duymak istiyoruz.
Füze kalkanı, yakıt ve silah satışıyla ilgili iddiaları
inkâr etseniz de, kendiniz de inanmıyorsunuz, kimse de tatmin olmuyor.
Hele Yahudi Ödülü nün iadesi, sembolik ama son derece
önemli bir mesaj olacaktır. O tarihlerde böyle şeylerin olmadığı savunması ise,
tek kelimeyle traji-komik...
İslam İşbirliği Teşkilatı (IIT) ve Birleşmiş Milletler
(BM) her şeye rağmen iyi bir girişiminizle katliamı durdurmaya yarayabilir.
Olmadı, biz bunları yaptık diyebilecek bir sözünüz olur.
Aylar boyu meydanlarda pelesenk edilip birden bire şafak
vakti paralel operasyon bile ülkemizdeki Gazze duyarlılığıyla oluşan havayı
dağıtmaya yönelik olduğu izlenimi verir, niyetiniz sorgulanır.
Ülkemizde üç gün süreli milli yas ilanı güzel bir
fikir. Ancak bu da sanki operasyonun bir diğer parçası
***
Şuurlu camia, Sivil Toplum Örgütleri, Yardım Kuruluşları
ve vatandaşlar kendi çaplarında tepkilerini ortaya koyuyor.
Yardım toplamak güzel şey de, bu da istismar konusu
olmamalı. İsrail in 2009 yılı saldırısında toplanan 53 trilyon Gazze yardım
paralarının hala ulaştırılmadığını resmi cevap yazısından biliyoruz.
Yüreğimiz yandığından haykırıyoruz. Derdimiz, Filistin e
bağırmanın ve gaz almanın dışında bir çözüm ortaya konmasıdır.
Ne yazık ki birileri, işi siyasete dökmüş, adamımıza laf gelmesin de her şey feda olsun
mantığında. Yanan canlar, yok olan bir millet umurlarında değil.
Ama bizim yüreğimiz Gazze yle yanıyor