Kapitalizm öylesine ikiyüzlü bir toplumsal sistemdir ki,
en uysal milletleri bile mal ve para hareketliliği fetişizmiyle gözü dönmüş bir
hayduda çevirebilir.
Japonya gibi trafikte korna çalmayı bile saygısızlık
olarak gören bir milletin zamanında Mançurya gibi yerlere saldırması başka
nasıl açıklanabilir Ya mallar girecektir ya da asker
İşte benzer bir süreç içerisinden bugünlerde komşu
Yunanistan da geçmektedir.
İktidara gelen Çipras liderliğindeki Syriza yönetimine
bir bakıyorsunuz, radikal sol olarak geldi, ama gerek mülteci politikasını
değiştirme gerekse de Türkiye yle bile her türlü sınırları kaldırma politika
iddialarıyla şimdiden yeni solun tıpkı sağ gibi kapitalizmi mümkün olduğunca
kullanmak isteyeceğini ispatlıyor.
Ancak nasıl kapitalizm tarih boyunca illaki bir noktadan
sonra karanlık yüzünü ortaya çıkardıysa, mümkün olduğunca kapitalize edilmeye
çalışılan Yunan barış açılımının da bir noktadan sonra benzer yüzünü
göstermeyeceğinin garantisini kimse veremez.
Bugüne kadar günden güne eriyen Yunan ekonomisi başta ABD
tarafından olmak üzere geçici bir tedaviyle iyileştirilmeye çalışılıyor.
Efe delikanlı olarak ortaya çıkan Çipras ise hemen
dengeye gelerek ilk ziyaretini Kıbrıs a yaptı ve Yunan müesses nizamının nasıl
da yerli yerinde durduğunu gözler önüne serdi.
Ben Yunanistan ın nihai olarak düzlüğe çıkarılmak
istenmediğini düşünenlerdenim. Ekonomisi daima dışarıdan kontrol edilen ve
halkın hiçbir zaman tatmin edilemediği bir Yunanistan ise belli bir seviyeden
sonra her yere saldırabilecek Batı dan çıkan bir IŞİD e dönüşebilecektir.
Üstelik Yunanistan ın Kıbrıs ile olan mazisi ve her geçen
gün Akdeniz de kendini daha fazla hissettiren İsrail de hesaba katıldığı zaman
İsrail-Yunanistan-Kıbrıs ekseninde mesele daha mantıklı bir şekilde
kavranabilir.
Kısa vadede yok artık denilebilecek bir öngörü olsa da ve
birçok analist tarafından şuan imkânsız olarak değerlendirilebilecek olsa da
tarihe not düşmekte fayda var.
Bu Yunanistan, Türkiye nin başına çok iş açar.
Çok değil birkaç yıl önce Türkiye ve Suriye arasında da
aynı hava estiriliyordu. Maddiyat üzerinden bir barış sağlanabilir deniliyordu.
Sonuç ise, maddiyatın öncelleştirildiği yerde barış
kayboldu.
Tarihten ekilip yetişen nefret tohumlarıyla birlikte ise
gerilimin daha üst seviyelere tırmandırılması Charlie Hebdo kampanyasına benzer
bir kampanyanın başlatılmasına bakar.
Son söz, Yeni Osmanlı projesi çöktü diye destanlar yazan
Batı, tam da bunu eski dış politik çıkmazları Türkiye nin başına yeniden
musallat ederek ispatlama çabası içerisine girebilir. Türkiye barış naralarına
kolay kanmamalıdır.