BAZEN omuzlarınızdaki yük o kadar ağırlaşır ki, olduğunuz
yerde duraksar ve bir destekçi ararsınız.
Yorulursunuz, dünya ile kurduğunuz ünsiyet kadardır
yükünüz.
Acılar gitti sanırsınız fakat acıdan geriye tortular
kalmıştır.
İncindiğiniz anlarda ruhunuzun üzerine çöreklenmiştir
hüzün.
Söylemek isteyip de söyleyemedikleriniz vardır bir de.
Ah şöyle söylesem.
Bir de şunu deyiverseydim.
Aslında karşı çıkacaktım ama olmadı.
Çekindim.
Yalnız bırakılmaktan korktum.
O yüzden hüznü yük olarak taşımaya rıza gösterdim
dersiniz.
Çocukluğunuzdan beri sustuğunuz o kadar şey vardır ki,
hiçbir şey silinmemiştir.
Haklı olduğunuzu bilirsiniz
Konuşmanız gerektiğinin farkındasınızdır. Ama size
öğretilen hep susmaktır
Oysa susmak bazen yük olarak gelir size ve bu yükü
sırtlamakta zorlanırsınız.
Kendi yükünüz değildir sadece taşıdığınız bir de
insanların yükü vardır.
Tıpkı sizin gibi taşımakta olduğu yükün altına ezilenlere
karşı kayıtsız kalamaz ve bir tarafından da ben tutayım dersiniz. Ama gücünüz
yetmez ayaklarınızda derman kalmaz ve öylece kalırsınız.
Ve anlarsınız ki, dünya yüksüz, dertsiz bir mekan değil.
Acıyı ve neşeyi aynı anda alırsınız sırtınıza. Yükünüz
her gün biraz daha artsa da taşımaktan başka seçeneğinizin olmadığını
bilirsiniz. Yalnız olmadığınızı gördükçe artar cesaretiniz. Ve yükünüzün insana
has bir yük olduğunun farkına varırsınız.