Yükselen Kürt siyaseti

Abone Ol

Uzun

bir süredir bölgedeki yükselen Kürt siyasetini takip etmeye

çalışıyorum. Gelişmeleri biraz takip edenler Kürtlerin bugün hiç

olmadığı kadar ülkeler arası dayanışma içerisinde olduklarını ve hiç

olmadığı kadar büyük bir iletişim ağına sahip olduklarının

farkındadırlar. İsteyenin istediğini yapmakta özgür olduğu günümüzde bu

tarz bir kenetlenme son derece demokratik karşılanabilir, ancak

gelişmelerin son dönemlerde gerçekleştirilmeye çalışılan bölgesel dizayn

ile paralel ilerlemesi kafalarda soru işaretleri yaşatmaktayken, tüm

bunların ısrarla görmezden gelinerek hiç yaşanmıyormuşçasına kaleme bile

alınmaması bölge ile ilgili ümit var olanları ürkütmektedir.

Gerçekten

de dünya siyasetini iyi takip edenler ve dünyanın nereden nereye doğru

ilerlediği teşhisini iyi koyabilenler yakın gelecekte Ortadoğu

siyasetinde Kürtlerin bugünkünden daha fazla etkin rol oynayacağını

rahatlıkla tahmin edebilirler. Ancak buradaki soru tıpkı Arap Baharı

sürecinde olduğu gibi Kürt siyasetindeki bu yükselişin doğal

dinamiklerle mi yoksa birilerinin müdahalesi ile mi gerçekleştiği

sorusudur. Ben asırlık devletlerin bile rahat hareket edemediği Ortadoğu

gibi bir coğrafyada Kürt siyasetinin tek başına kendi dinamikleri ile

bu kadar yükseleceğine imkân veremeyenlerdenim. Kürtler illaki de nerede

olursa olsun her türlü özgürlük ve eşitliği sonuna kadar hak ediyorlar.

Ancak geçmişten de alınacak çok dersin olduğu da kesin.

Planlanan Ne Olabilir

Son

gelişmelerle birlikte Kürtler ile ilgili hiç de hoş olmayan planların

yapıldığı kesin. Ben büyük güçlerin önceliğinin farklı ülkelerde yaşayan

Kürt vatandaşların refahı olduğunu düşünmüyorum. Bölgede var olan

devletler için en kötü sonuç sayılabilecek bir Kürt devletinin

kurulması, ayrılıkçı Kürtler için bir devrim olarak görülebilecekse de

Arap Baharı gösterdi ki bugünlerde gerçekleşen devrimler hiçbir şekilde

istikrar ve refahın garantörü olamıyor. Aksine Arap Baharı ülkelerinin

içerisine düşmüş olduğu bu durum, bölgede yeni siyasal oluşum peşinde

koşan her türlü etnik, mezhebi ve elitist gruplara ders olmalıdır.

Şaşırtıcı Gelişmeler

Kürt

siyasetinin yükselişi her ne kadar dillendirilmese de Kürt siyasal

aktörler durumun fazlasıyla farkında. Fakat gizliden gizliye bu

siyasetin merkezinin neresi olacağının çekişmesi hissedilir düzeyde. Bir

bakıyorsunuz Barzani ön plana çıkıyor, ama diğer taraftan bu çıkış

büyük tepki toplayabiliyor. Tek başına bu durum bile Kürt siyasetinin ne

kadar müdahalelere maruz kaldığını ve kimi aktörlerin çıkarlarına göre

yönlendirilmeye çalışıldığını gösteriyor. Hele hele İran gibi mezhebi

bir baskının fazlasıyla hissedildiği bir ülkede Sünni Müslüman sıfatıyla

ortaya çıkan Kürt din adamlarının Türkiye yi Suriye deki katliamlar

konusunda uyarması bizlere hiç inandırıcı gelmiyor. Galiba üzücü olan

asıl nokta demokratik hak peşinde koşan Kürtlerin farklı ülkelerde bir

tehdit unsuru olarak kullanılması durumudur.

İsrail ile Yakınlaşma

Her

şey bir yana bugünlerde bizlere en şaşırtıcı gelen gelişme bazı Kürt

tarafların İsrail ile aşırı derecede yakınlaşmak istemesidir. Bağımsız

bir devlet arzusunda olanların kendi mücadelelerini İsrail in

mücadelesine benzettiklerini zaten biliyorduk. Ancak bugün Kürt kanaat

önderlerinden medyada tanınan basın mensuplarına kadar birçok kişinin

kardeş ülke olarak tanımladıkları İsrail ile ilişkilere öncelik

verilmesini istemeleri bizlere çok tuhaf geliyor. Bölgenin en demokratik

ülkesi sıfatıyla İsrail e bağlanmak istiyoruz deseler herhalde kimse

şaşırmayacak. Bu yakınlaşmanın sonucu bugüne kadar komplo teorisi olarak

tanımlanan birçok tezin haklılığını ortaya çıkarır mı bilinmez, ancak

Ortadoğu da yeni dönemde İsrail, çatışmaların göbeğinde güvenlik

sıkıntısı çekmeyen bir ülke olmaya doğru ilerliyor.