Beyaz Saray ile yargı arasındaki güç savaşında son raunt tamamlandı ve milyonlarca göçmen ailenin soluksuz beklediği karar nihayet açıklandı. Amerikan rüyasının temel sütunlarından biri olan anayasal hak, Trump'ın başkanlık kaleminden çıkan tek bir imza ile silinip atılamayacak kadar derin bir hukuki zırha büründü.
Anayasanın 14. ek maddesi Trump'ın önünü kesti
Trump’ın 20 Ocak 2025’te göreve gelir gelmez masaya koyduğu ve ülkede yasadışı veya geçici statüyle bulunan ebeveynlerin çocuklarına vatandaşlık verilmesini durduran kararnamesi, Yüksek Mahkeme duvarına çarptı. Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmede, bu çocukların da ABD Anayasası’nın 14. ek maddesi kapsamında "doğuştan vatandaş" sayılacağı vurgulandı.
Kararı kaleme alan Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts, 14. ek maddenin İç Savaş’ın ardından özgür kalan eski kölelerin haklarını korumak için getirildiğini anımsattı. Roberts resmi karar metninde, "Vatandaşlık, hem o dönemde hem de günümüzde, siyasi topluluğumuza özgürce katılma hakkı anlamına geliyordu. Bu vaat bu topraklarda özgür doğan herkese verilmiştir" ifadelerini kullandı.
Hesaplar şaştı: Trump mücadeleyi Kongre'ye taşıyor
Yargıdan gelen bu ağır darbenin ardından Beyaz Saray'da planlar değişti. Trump, kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda kararı "çok kötü" şeklinde nitelendirerek sert tepki gösterdi.
Vatandaşın gözü bundan sonra Washington'daki siyasi hamlelerde olacak; zira ABD Başkanı geri adım atmaya niyetli görünmüyor. Trump, "Uzun ve hantallaşmış bir anayasa değişikliğine gerek yok" diyerek parlamentoya acil çağrıda bulundu. Doğumla vatandaşlık uygulamasını ülkeye karşı adaletsiz ve aşırı pahalı olarak tanımlayan Trump'ın, bu hakkı yasama yoluyla bitirmek için mücadeleyi Kongre üzerinden yürüteceği ifade edildi.
150 yıllık gelenek
ABD'de doğumla vatandaşlık hakkı, 1868 yılından bu yana yürürlükte olan 14. ek maddeye dayanıyor. 1898 yılında Çin kökenli Wong Kim Ark’ın açtığı tarihi dava ile göçmen ailelerin çocuklarını da kapsayacak şekilde genişletilen bu hak, Amerikan göçmenlik sisteminin en güçlü omurgasını oluşturuyor. Seattle’da bir yargıcın geçtiğimiz yıl 23 Ocak'ta verdiği yürütmeyi durdurma kararının ardından Yüksek Mahkeme'ye taşınan dosyanın, başkanlık kararnameleriyle anayasanın delinemeyeceğini bir kez daha tescillediği aktarıldı.
Gözler şimdi Beyaz Saray'ın baskısıyla Kongre'de başlayacak yeni yasa tasarısı trafiğine ve Cumhuriyetçilerin atacağı ilk adımlara çevrildi.