YPG terör örgütünün Beşşar Esad yönetimi ile masaya oturduğu, özellikle de Münbiç’in pazarlık konusu olduğu haberleri son günlerde medyaya sıkça yansımaya başladı. Bu tür görüşmeler Münbiç’te ABD ile Türkiye birliklerinin devriye görevini sürdürdüğü, hatta bu konu ile ilgili görüntülerin medyada yer aldığı bir dönemde oluyorsa, yani Münbiç’te YPG bir oyun peşindeyse bunu sadece kendi gücüne güvenerek yapamaz. Mutlaka YPG’yi öne süren, bu konuda Esad’a da baskı uygulayan, ABD’dir. Aksi halde YPG terör örgütünün gücünü abartmış oluruz. Bu bakımdan medyaya Münbiç ve YPG ile ilgili yansıyan haberleri “Münbiç’te YPG oyunu” şeklinde vermek ABD ikiyüzlülüğünü gizlemekten öte bir anlam ifade etmez. Hatta diyebiliriz ki ABD Münbiç konusunda Türkiye ile anlaşmış olsa da bunun gerçeği yansıtmadığını, Türkiye’nin isteklerini haklı buluyormuş gibi bir tavır takınarak Münbiç’i Esad rejimine devretmenin hazırlıklarını sürdürdüğünü düşünmek ve söylemek yanlış olmayacaktır.
Medyaya yansıdığı kadarıyla PKK/YPG terör örgütünün Esad rejimi ile sürdürdüğü görüşmelerde mesafe alındığı, Münbiç’in geleceği konusunda nelerin yapılacağında mutabık kalındığı belirtiliyor. Toplantıda terör örgütü ile Esad rejiminin Münbiç bölgesindeki polis gücünün Şam destekçisi aşiretler ve YPG/PKK’lı teröristlerce oluşturulmasında mutabık kalındığı da ileri sürülüyor ki, eğer böyle ise, “Türkiye ile ABD Münbiç konusunda nasıl bir anlaşmaya vardırlar?” sorusunun cevabını herkes vermeye çalışmalıdır. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Türkiye Münbiç’in YPG’den temizlenmesi için bastırınca ABD ister istemez bu isteğe evet demek zorunda kaldı. Yani, Münbiç’in teröristlerden temizlenmesi hususunda mutabakat sağlanmıştı. Bu husus Türkiye ile ABD tarafından ortaklaşa sağlanacaktı. Yapılan açıklamalar bunu gösteriyordu.
Ancak, eğer böyle bir anlaşmada ABD samimi ise YPG-Esad görüşmesinin anlamı nedir? Terör örgütü bu cesareti ABD’den almıyorsa kimden alıyor? Bu sorulara verilecek her türlü cevap ABD’nin ikiyüzlü davrandığını gösterir. Öyle olunca da ABD, Türkiye’ye verdiği sözlerden çok terör örgütüne ve Esad’a verdiği sözlere sadık kalmayı tercih ediyor demektir ki, o zaman Suriye’nin terör örgütlerinden temizleneceğine dair tüm söylemler anlamsızlaşıyor.
Tüm bu bilinenlerin ışığında kesin olarak ortaya çıkan gerçek, gerek Suriye ve gerek Irak’ta terör örgütleri ile yürütülen mücadelede kendi göbeğimizi kendimizin kesmek zorunda olduğumuzdur. Buna bir de bölgemizdeki terör örgütlerinin işin başından beri arkasında Haçlı-Siyonist ittifakının bulunduğu gerçeği eklendiğinde terörle mücadelede ABD ile işbirliğinden lehimize bir sonuç çıkması mümkün değildir. Böyle olunca da bölgemizin terör örgütlerinden temizlenmesi, huzura kavuşması için öncelikli olarak ABD ve koalisyon ortaklarından temizlenmesi gerekiyor. Terör örgütünün Esad rejimi ile görüşmelerini doğru okuyabilmek için öncelikli olarak olayı, “Münbiç’te YPG oyunu” şeklinde vermek yerine “Münbiç’te YPG değil ABD oyunu” olarak takdim daha gerçekçi olacaktır. Çünkü PKK/YPG, ABD’nin bölgemizdeki piyonudurlar. Hem de 30 yılı aşkın bir süreden beri bu piyon sahneye sürülüyor. Kısacası, teröristler ABD’nin oynattığı kuklalardan ibaret. Böyle olunca kuklalara tüm dikkatleri toplamak kuklacıyı gözden kaçırmamıza yol açıyor. Kuklalardan kurtulmanın yolu onları oynatan elin kırılması ya da etkisiz hale getirilmesinden geçiyor. Bunun için de uluslararası ilişkilerde dost-düşman tanımının yeniden yapılması, ona göre tavır alınması gerekiyor. Bu yapılmadığı/yapılamadığı, hep düşmanlar dost, dostlar düşman olarak belirlenirse daha çok canımız yanacaktır.