Yozlaşmış sistem bindiği dalı kesiyor!..

Abone Ol

Küresel ölçekte sürdülülebilir olmayan eğilimlerde ısrar

ediliyor ve bunun sonucu olarak sorunlar ağırlaşıyor, belirsizlik ve

kırılganlık yeni rekorlara koşuyor. Durum böyle olunca beklentilerin

olumsuzlaşması ve güven bunalımının derinleşmesi kaçınılmaz oluyor. Gerçekler

dışında herşeyin hesapsızca tartışılması, günü kurtarmak adına yalan ve

iftiradan medet umulması bir yandan kafaları karıştırıyor, diğer yandan

istikrarsızlığı yeni rekorlara tırmandırıyor. Geçen hafta yayınlanan yazımızda

belirtmiştik: Bu tür dönemlerde fiziki altın, rakipsiz olarak güvenli liman

olma özelliğini pekiştiriyor ve çöküşe kadar olan dönemde öncü gösterge rolü

üstleniyor.

Uluslararası düzeyde altının fiyatı sert bir şekilde

gerilediğinde riskten kaçınma eğilimi güçleniyor, menkul ve gayrimenkul

şeklindeki varlık değerleri geriliyor; bilançolar yıprandıkça kredi krizi

devreye giriyor, finansal sermaye akımlarının yön değiştirmiş olması bu sonuçta

belirleyici oluyor. Altının sert bir şekilde gerilemesinin ardından Türkiye

gibi gelişmekte olan ekonomilerin parası sert bir şekilde geriliyor, kriz

korkusu her tarafı sarıyor. Gerek küresel kriz gerekse son üç ay içinde yaşanan

gelişmeler bu açıdan ilginç bir paralellik sergiliyor.

Altını rakip olarak gören ve tempolu bir şekilde gerilemesine

sevinen kurumsal yapı devamında güçlenen riskten kaçınma eğilimi sebebiyle neye

uğradığını şaşırıyor, iyice kırılganlaşıyor. Kendi ayağına kurşun sıktığını

anladığında iş işten geçmiş ve telafisi imkansız oranda güç kaybetmiş oluyor.

Bu ilişkiler zinciri nedeniyle çöküşe kadar olan dönemde altın öncü gösterge

haline geliyor. Yükselmesi enflasyon baskısında artış ve devamında ekonomik

daralma, gerilemesi ise riskten kaçınmaya bağlı kredi krizi ve ekonomik daralma

habercisi haline geliyor. Parasal genişlemenin devam etmesi umudu ile başta

altın olmak üzere emtia fiyatlarını yönlendirmeye çalışanların açgözlülüklerine

yenik düşmesi olasılığı güçleniyor. Enflasyon ve faizlerin yükselmesi, ekonomik

daralma, varlık değerlerinin gerilemesi, emtia fiyatlarının düşmesi veya

yükselmesi gibi eğilimlerin her biri sistemin kabusu haline geliyor; ağırlaşmış

sorunlar nedeniyle sürdürülebilir olmayan bu süreç yalandan medet uman siyasi

iradeler ve sistemi oluşturan kurumlar yanı sıra aldatılan geniş kesimleri hallaç

pamuğu gibi atıyor. Aslında uzatmaları oynanan bu maçın sonucu biliniyor:

Sistem yıpranmaya devam edecek ve kaybedecek; ona rakip olan altın ise çöküş

sonrasında da likiditesini koruyabilen yegane enstruman haline geleceği için

kazanmış sayılacak.

Uzatmaları oynamak ve görünüşü kurtarmak adına varlık

fiyatlarını balonlaştırmak, aldığı borcu geri ödeyemeyecek olanları

kredilendirmek, hesapsız bir şekilde arzı arttırarak rekabet koşullarını bozmak

gibi eğilimler hiç bir zaman çözüm olmadı, bundan sonra da olmayacak. Gelişmiş

ekonomi Merkez Bankalarının hesapsız parasal genişlemesi ve finansal sermayenin

gelişmekte olanlara spekülatif akımı küresel ekonomiyi iyice kırılgan hale

getirdi. Bu saatten sonra gerçeklerin açığa çıkmasını, güven bunalımının

oluşması ve derinleşmesini, riskten kaçınma eğiliminin güçlenmesini kalıcı

olarak önlemek pek mümkün görünmüyor. Sorunu küçük iken çözmemenin,

sürdürülebilir eğilimlerden vazgeçmenin bedeli sistemik çöküş ve büyük bir

istikrarsızlık olacak gibi görünüyor.

İnsanlık 1995 sonrasında giderek büyüyen ve kendi kendini

besleyen çok büyük bir şuursuzluk yaşadı veya bu akıntıya kapılmaya zorlandı.

Bunun süresine ve hesapsızlığına denk bir maliyeti olacak. Herkes kaybedecek,

aklını iyiye kullanıp nefsine hakim olabilenlerin kayıpları görece hafif

olacak... Daha güçlü olmak adına açgözlülüğüne yenik düşenler ise ava giderken

av olacak!.. Varlık ile yokluk arasındaki farkın sıfırlanacağı koşullar ile

herkes tanışacak!..