Sanat piyasasındaki teşvikler Türkiye vasatında büyük
muharebelere sebep olur sittin senedir. Ayıplanacak bir şey midir bu; olabilir!
Devlet sanatçılığı ihdas edilmişti bir ara mesela, nasıl
bir şey olduğunu merak ettiğimiz. Devlet sanatçıları ortalığa döküldüğünde
akıllı uslu müzakereler yapılmamıştı pek; tek vuruşluk tepki gösteren politik
rol sahipleriyle bir takım muhterislerin hücumları ön plana çıkmıştı.
Müzik piyasasındaki maddi ve manevi kamu korumacılığını
yaygın ve görünmez bir hal aldığı için ses tellerimizi yormayalım. Oysa sinema,
tiyatro gibi sanatlara devletçe yapılan ekonomik destekler alenileştiğinde
piyasa karışır. Makuliyet sınırını aşan hırgürler çıkar. Örneğin, bu sanatları
siyasi ve ideolojik bir aygıt olarak icra edenler devlet desteğini aldıklarında
sus pus, alamadıklarında kin kus pozisyonuna bürünürler. Gerek sinema gerekse
tiyatroda başlarına devlet kuşu konanların genellikle vesayetçi ve statükocu
kesimler olduğunu da hatırlatalım. Bu güruh içinden sırf devlet desteği almak
için kurulan ve aldıkları bu destekle varlıklarını sürdüren özel grupların
(mesela özel tiyatro topluluklarının) olduğu zaman zaman kayıtlara düşer.
Devletin yayın dünyasına da farklı ölçeklerde destekler
verdiği sıradan bilgiler arasındadır. Kütüphanelere kitap satın alımı gibi.
Yayıncılara yönelik katkılar nitelikli primler şeklinde son yıllarda artış
gösterdi. TEDA Projesi, uluslararası kitap fuarlarına katılım desteği, vb.
bunlar arasındadır. 2014 te bunlara bir yenisi daha eklendi: Edebiyat
eserlerinin yayımını destekleme
Bu sonuncusu Edebiyat Eserlerini Destekleme Projesi
resmi başlığı ile sunuldu. Projenin yönetmeliğinde özgün edebiyat eserlerini
üretecek veya bunları yayımlatacak yazarlara destek vermeyi birinci amaç
maddesi olarak kaydetmekle birlikte, ipin ucu yayıncıya veriliyordu. Sözgelimi
projeyi başlatan Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü nün paydaşları
arasında, her ne kadar açıkça belirtilmediyse de, yayımcı örgütleri başı
çekiyordu. Diğer belirsizlikler gibi, işlev sahibi kurumlar arasında yazar
örgütlerinin olup olmadığını da bilmiyoruz. Fakat olsalar da yazar örgütlerinin
yönetim kadrolarının genellikle yazar olmayan kişilerce işgal edildiği bir
anormallik içindeyiz. Dolayısıyla karar verme mekanizmasının içinde yazarların
pek etkili olamadıkları ortadadır. Buradan da sağlıklı bir sonuç ne kadar
çıkar, tartışılır
Projenin icrasının bir aşaması olan eser seçimini hangi
kurulun yaptığı (kurulun kimlerden oluştuğu) tartışmasının yanı sıra,
tartışılacak bir başka şey kimlerin yayın desteği alma şansını yakaladığı
hususuydu. Bakanlık maalesef tercih edilen yazarları da açıklamamıştı.
Şeffaflıktan uzaklık tabiatı gereği tepkilere sebep oluyordu. Gerçi eseri yayım
hakkı elde eden kimi şair ve yazarlar gelen tepkiler üzerine durumlarını
açıklamaktan çekinmediler. Böylece tepki sahiplerini kendi üzelerine çekmişler,
şaibe ye iştirak etmişlerdi
Tepki sahiplerinin genellikle eski resmî zihniyetin
işbirlikçileri arasından çıktığı düşünülürse, şaibe denen şeyin artniyetli
bakışlarla az biraz ilgisi olduğu söylenebilir. Sözgelimi meseleyi Gizli
destek! Gizli kapaklı destek! gibi sığ siyaset malzemesi yapanlar bu bakışın
temsilciliğine soyunmuşlardı. Kürtçe edebiyata destek yok! diyenleri
artniyetli saymasak da istifhamdan uzak tutamayız.
Para mukabili edebi eser, özellikle de şiir yazılıp
yazılamayacağı hususunu tartışma arenasına servis edenler diğerlerine göre
makul bir noktadan vuruyorlardı. Üstelik şairleri, hepi topu yüzde 10 (4 kişi)
olmakla beraber, toplu katliam mekanizmasına tabi tutmak cinfikirliliğini de
yan ceplerinde taşıyorlardı. Bunlar bir tarafa, devlet desteği almaya aday şairler için masumiyet karinesini
işletmekten yana olanları da atlamayalım: Devletin şiiri satın almaya parası
yetmez! bu cümledendir.
Sürecin ihmal edilmeyen bir başka yönü, yayımlanması
tercih edilen edebî eserlere verilecek olan bedelin (463 bin lira) yetersiz
olduğu fikriydi. Gerçekten de (özellikle
diğer sanatlarla mukayese edildiğinde) söz konusu bedel oldukça komik
kaçıyordu. Bu komikliği dile getirenlerin şu görüşü mizah bakımından yabana
atılır cinsten değildi: Bakanlık, kendisine önerilen bütün eserleri
bastırabilirdi; devlet için bunu yapmak çok da zor bir şey miydi !.
Şimdi toparlayalım bakalım, nasıl olacaksa! Memlekette
yeni bir şey başlatılmış. Devlet, yazarları/yayıncıları ucundan kıyısından
desteklemek istemiş. İyi mi etmiş, kötü mü Bu hamur çok su götürür. Nice
kabuk oyunu oynasanız sonuca bir türlü gidemezsiniz. Ya ak gelecektir kabuk
ya kara. Bahis de uzadıkça uzayacaktır. En azından şimdilik böyle. Öyle ya,
hele bir yayımlansın teşvik alan eserler. Boylarını poslarını görelim. Hangi
niteliklere haizler görelim. Fakat ihtiyatlı cümlelerimizi Eflatun
hazretlerinin Glaukon a söylediği şu cümleyle süslemekten çekinmeyelim: Devlet
seçkin yurttaşlar yetiştirmeğe uğraşıyorsa, bu onların keyiflerince yaşayıp,
dilediklerini yapmaları için değil, devlet düzenini sağlamlaştırmaya yardım
etmeleri içindir.