Her şey daha ilkokul yıllarımızda sorulan Boş
vakitlerinde ne yaparsın sorularıyla başladı. Gerçekte öyle yapmasak da kitap
okumak, müzik dinlemek, gezmek gibi yuvarlak cevaplar verirdik genelde. Benim
boş vaktim yok diyemezdik. Boş vaktim olsa da ben onu hemen doldururum
diyemezdik. Müslümanın boş vakti mi olur veya boş vakit nedir, vaktin boş
olanı nasıl olur diyemezdik. Aklımıza bile gelmezdi böyle bir cevap
Şimdiyse, büyüdük ve kimimiz lise, kimimiz üniversite
bitirdik, kimimiz meslek hayatına atıldık. Kimimiz ev hanımı, kimimiz aile
reisi, kimimiz ise pek çok şeyi görüp yaşamış ve sessizce hayatı seyrediyor.
Fakat yaşımız kaç, statümüz ne olursa olsun bizim zamanı yönetememe, boş
vakitlerimizi değerlendirememe hastalığımız hiç geçmiyor.
Daha güne başlayamadan veriyoruz savaşımızı ve maalesef
gözlerimizi bir türlü aralayamamakla en başından mağlubiyeti kabul ediyoruz.
Önümüzde yaşanacak koskoca bir gün ve yapılacak yığınla iş varken biz elimiz
boş bir şekilde geceyi bulur ve yapamadığımız işlerin zihnimizi kemirmesiyle de
sabahı buluruz. Her gün her gece zaman kaçar biz kovalarız. Saat ilerler biz
gerileriz. Ömrümüz hızla sıfırlanırken yapmamız gereken ya da yapmak istediğimiz
işler de başlanamamış veya bitirilememiş koca bir dağ oluşturur.
Oysa biz zamana karşı yarışan bir Peygamberin ümmetiyiz.
O nun ve ashabının zamanın bile önüne geçen koşturmasını, mücadelesini
biliyoruz. Biz az bir zamana cihanı sığdırmış bir ecdadın torunlarıyız. Onların
gencecik ömürleriyle nice fetihlerin destanlarını yazdıklarını biliyoruz. Biz
hayal kurmanın bile hayal olduğu kısıtlı bir zamanda yeni bir dünyayı yüreklere
sığdırmış bir liderin talebeleriyiz. Onun vakte nasıl liderlik ettiğini biliyoruz.
Ama buna rağmen maalesef bizler zamanın karşısında hep yenik düşüyoruz.
İşlerimizi sıralayamıyor, önceliklerimizi belirleyemiyoruz. Biraz
meşguliyetimiz artsa hiç kendimize zaman ayıramamaktan yakınıyoruz. Biraz
koşuşturmamız artsa dünyanın en yorgun insanı biz oluyoruz. Sürekli yoğunuz,
sürekli meşgulüz ama yine de hiçbir işimizi tam olarak yapamıyoruz. En yakın
akrabalarımızı bile ziyaret etmeye fırsat bulamıyor, haftalar aylar geçmesine
rağmen elimize Kutsal Kitabımızı alamıyor, başladığımız bir kitabın dahi sonunu
göremiyoruz.
Peki, neden böyle oluyor Neden böylesine bereketsiz bir
zamanda yaşıyoruz Allah Rasülü nün Yarıncılar helak oldular uyarısını
defalarca kez duyduğumuz halde neden tüm işlerimizi erteliyor ve takibini
yapmıyoruz Beş şeyden evvel beş şeyin kıymetini bil; ihtiyarlık gelmeden önce
gençliğin, hasta olmadan önce sıhhatin, fakirlik gelmeden önce zenginliğin,
meşguliyetten önce boş vaktin ve ölmeden önce hayatın sözünü kulağımıza küpe
etmemiz lazımken neden verilen nimetlerin tasaddukunu yerine getiremiyoruz
Gençlik, zenginlik, sıhhat, boş vakit, en önemlisi de koskoca bir hayat bize
verilmiş en büyük emanetler değil mi ki biz bu emanetlere sahip çıkamıyoruz
Evet, bizler zamanın önüne geçen insanlar olmalıyız.
Bizler vakte önderlik edenler olmalıyız. Zaman bendedir şuuruna sahip gençler
olmalıyız. Bunun için de yoğunluk ve yorgunluktan şikâyet etmeyi bırakmalıyız.
Çünkü biz bu dünyaya yorulmaya geldik. Biz bu evrene yoğrulmaya geldik. Burada
yorulacağız ki cennette dinleneceğiz. Burada koşturacağız ki arşın gölgesinde
soluklanacağız. Bu dünya iş yeri, çalışma yeri, asıl dünyamızsa biiznillah
dinlenip nefes alma yeri olacak bize. Burası terleme Tuba Ağacı ise serinleme
olacak inşaallah.
O halde haydi kardeşim bugün yeni bir niyet alalım.
Başlayan güne direnmeden uyanalım. Tüm yapmamız gerekenleri öncelik sırasına
göre bir listeye koyalım. Tüm bunların yanında Rabbimizi niyetimize şahit
tutalım ve O ndan zamanımızı bereketlendirmesi için yardım talebinde bulunalım.
Vaktim yok, çok yoğunum sözlerini lügatimizden çıkaralım. Gün içinde
yapacağımız birkaç saatlik iş için tüm günümüzü heba etmeyi bırakalım. Günün
kalan kısımlarına da işler sığdırıp listeyi tamamlamaya çalışalım. Boş bir
saatimiz varsa o bizim için sosyal medyada vakit öldürme fırsatı olmasın.
Zamanı öldürmeyelim, zamanla ölmeyelim. Bir saatte neler yapıp hangi işlerimizi
halledebileceğimizi yaşayıp görelim. Zamanımızı bereketsiz kılanın yine
kendimiz olduğunu bilelim. Bir ayda bir kitabı bitiremeyen insanların yeni bir
dünyayı kuramayacağını düşünelim. Yeme içmeye, eğlenmeye, uyumaya, sosyal
medyaya adadığımız bir geçliğin, malayaniyle geçmiş bir ömrün her an bizden
şikâyetçi olduğunu hissedelim Aldığımız niyetle zamanın ötesine geçip vakte
liderlik edelim. Faydasız hobiler edineceğimiz boş bir vakit bırakmayalım.
Bugün ne yaptım diye düşünüp listemizi önümüze koyduğumuzda pişman olacağımız
bir dakikamız dahi geçmemiş olsun. Yapabildiklerimizi alnımızın akı ve
Rabbimizin lütfuyla işaretleyip yapamadıklarımız için ertesi güne yeni bir
niyet alalım