Terâvih namazı Ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsı
namazından sonra kılınan namaz demektir. Terâvih, rahatlatmak, dinlendirmek,
nefsi dinlendirmek, fasıla vermek manasına gelen Tervihâ kelimesinin
çoğuludur. Fasılalarla kılınan namaz demektir. Tadı çıkarılarak, dualarla
niyazlarda bulunularak, ferahlatan, yorulmadan zevkle kılınan namazdır Terâvih.
Günümüzde bu manasından fersah ve fersah uzaklaştırılmış uzaklaşmıştır Artık
hızlı hızlı kılınıp bir an evvel bitirilen, rahatlatan değil, yoran bir namaz
olmuştur.
Peygamberimiz (s.a.v.) in, Ramazan ayını inanarak ve
sevabını Allah tan bekleyerek ihya eden kimsenin geçmiş günahları bağışlanır
(Buhârî, Salâtü t-terâvih ,1) buyurmasından yola çıkan âlimler bu hadisle
Peygamberimiz in bilhassa gece ibadetlerinin ve teravih namazının kastettiği
yorumunu yapmışlardır. Başlangıçta Terâvih Namazı bizzat Peygamberimiz (s.a.v.)
tarafından iki veya üç gün mescidde kıldırmıştır. Ancak kılan cemaatin
sayısının artması üzerine farz olur endişesiyle Resûlullah (s.a.v.) mescide
gitmemiştir. Resûlullah ın ikinci defa teravih namazı kıldırdığına dair bir
rivayetin nakledilmemesinden hareketle teravihin risaletin son yılında teşri
kılındığı (Teşri: Peygamber in emri ve isteğiyle yapılan iş, ibadet.) görüşü
vardır. Daha sonraları Hz. Ebû Bekir döneminde Teravih namazı kılınmaya devam
etmiştir. Hz. Ömer (r.a.) Übey b. Ka b dan cemaate teravih namazını
kıldırmasını istemiş ve bu uygulama günümüze kadar sürüp gelmiştir. (Saffet
Köse, DİA, c. 40, s. 482) Önceleri Terâvih namazı kılınırken, dört rekâtta bir
selam verildikten sonra oturulup dinlenilirmiş. Sonra diğer dört rekâta geçer
onu eda ederlermiş. Bu uygulama zaman içinde değişikliğe uğramış dinlenme
fasılları yerini zikir ve salavatlarla değerlendirme şekline bırakmıştır.
Hanefi Mezhebi ne mensub olanlar bu namazı dinlenerek kılmışlar ve dinlenme
fasıllarında da salavat ve zikirlerle değerlendirmişlerdir.
Acele kılınacak bir namaz değildir Terâvih Dinlenerek,
Cenâb-ı Hakk a yakaran ilahilerle coşup, huşu içinde zikir ve salavatlarla
ilahiler eşliğinde kılınan bir namazdır Terâvih Unutulan bu Terâvih namazının
bir de yine unutturulan bir uygulama şekli daha vardır Osmanlı da Enderun
Usûlü Terâvih adını verdiğimiz bu uygulama günümüzde tekrar icra edilmeye
başlandı bazı camilerimizde. Çünkü Türkiye de musiki eğitimi almış müezzin sayısı
azalınca 1950 li yıllarında bu gelenek tamamen ortadan kalkmış. Şimdilerde
Hüdai Tasavvuf Topluluğu nu çalıştıran ve baş müezzinlik görevini üstlenmiş
olan Mehmet Kemiksiz Hocamız, 1996 yılında, Üsküdar da musiki yeteneği olan
müezzinlere eğitim verip çevre camilerde Enderun usulü teravihi kıldırmaya
başlamış. Ramazan-ı şerif ayına gireceğimiz şu günlerde de Enderun usulü
teravih namazı kılınacak camiler il il açıklanıyor. Mesela Bursa da 22 camide
Enderun Usulü Teravih Namazı kılınacakmış. Merak ettim bu teravih namazı nasıl
bir namaz ki heyecanla ballandırıla ballandırıla anlatılmakta Ramazan-ı
Şerif te oruçlu olacağımız için midir böyle ballandırmaları acaba
Enderun Usulü Terâvih Namazı
Osmanlı nın bize bıraktığı devasa kültür hazinelerinden
biri olan Enderun Usulü Terâvih Namazı, Ramazan ayına ait geleneklerimizdendir.
Başta Selâtin Camileri olmak üzere birçok camide, tekkelerde hatta konaklarda
uygulanmıştır. Günümüzde neredeyse unutulmuş olan bu gelenek, mûsikinin ibadete
yansıyan güzelliklerindendir. Enderun denmesinin sebebi bu Terâvih namazı
uygulamasının saraydan çıkıp topluma yansımasındandır. Ramazan olduğu zaman
sarayda görevli, bazı mûsiki ehli yüksek rütbeli paşalar selâtin camilere
giderek orada bu Terâvih namazı kıldırırlardı. Zaten padişah hangi camiye
giderse, Hünkâr İmamları da orada hazır bulunup, padişaha ve halka namaz
kıldırıyorlardı. Böylece bu uygulama topluma yansımıştır. Saraydan yani saray
okulu olan Enderun dan yetişen hocaların kıldırdığı bu namaz bu sebeple Enderun
Usûlü Terâvih Namazı olarak adlandırıla gelmiştir günümüze kadar... Saraydan
başlayıp en azından bütün büyük camilere yansıyacak kadar yaygınlaşan bu
geleneğin tam olarak ne zaman başladığı bilinememektedir. Bu uygulama ve
esaslarını ilk defa ortaya koyanın kim olduğuna dair net bilgiler pek yok
Hatip Zakiri Hasan Efendi ve Itrî diyenler arasında ihtilaf olsa da, hem bu
uygulama hem de diğer cami mûsikisine dair uygulamaların esaslarını Itrî nin
ortaya koyduğunu söyleyenler çoğunluktadır.
Enderun Terâvihi uygulamasının amacı, namazı farklı
makamlar kullanmak suretiyle renklendirmek, ibadeti daha ruhanî bir neşve
içerisinde tamamlamak ve bu sayede monotonluğu ve bıkkınlığı da önlemektir.
Terâvih adından da anlaşıldığı üzere burada cemaati ibadet ederken aynı zaman
da dinlendirmeyi esas alan bir namazdır. . Bu namazın salavat-ilahi ve zikirler
eşliğinde makamlarla kılınmasının başka bir amacı da cemaatin vakitlerini
camide geçirmelerini temin etmek, onları sıkmamak, davet etmek, camiye gelmeye
teşvik etmek, camiye gelenleri huşû içinde rahatlatmak, günlük işleriyle,
sıkıntılarıyla dolu kafalarını boşaltmalarını sağlayabilmektir. Bir de toplumun
kulağının bizim medeniyetimizin sesleriyle doldurulması ve bu güzel nağme ve
seslerle kulakların pasını silip kalplerin inşirah bulmasıdır.
Enderun Usulü Terâvih Namazı iki şekilde eda edilir.
Birincisi Mûsikişinas bir imamın önderliğinde, cumhur müezzinlerini (müezzinler
topluluğu, müezzinler grubu. Müezzinler bazı yerlerde ferden bazı yerlerde
müştereken iştirak ettikleri için cumhur denilmiştir.) makam geçkileri ile
yönlendirerek namaz kıldırmasıdır. İkincisi ise makam geçkilerini cumhur
müezzinlerinin yaparak imama yol açması suretiyle kıldırılan Terâvih namazıdır.
Burada dikkatinizi bir noktaya çekmek istiyorum. Teravih namazı aynı şekilde
kılınıyor. Yalnızca bu namazda okunan sûre, dua ve ilahilerin makamları,
kıraatları ve bunlarla ilgili uygulamalar farklılık gösterir. Yoksa namaz aynı
namazdır.
Dâvudî Sadâların Yol Göstericiliğiyle Eda Edilen Terâvih
Namazı
Cumhur müezzinlerinin makam geçkilerini yaparak imam
efendiye yol açması suretiyle kıldırılan Terâvih namazıdır. Bu şöyle
uygulanmaktadır:
Evvelce namaz kılınan cami-i şerifin bânisini anmak
kastıyla okunan ve salavatlama diye tabir edilen salavât-ı şerife okunmaktadır.
Buna gülbank veya Tasliye de denir ve şöyledir: Hz Resûl-i Ekrem ve Nebiyy-i
Muhterem(s.a.v.) Efendimiz Hazretleri nin mübarek ruh-i şeriflerine salavat
getirenlerin ilahi ahir ve akıbetleri hayrola. Pirimiz Bilâl-i Habeşi
Hazretleri nin ruhu şerifi için sahibü l-hayrat ve l-hasenat (camiyi yaptıranın
yani banisinin ismi, söylenir) ve kâffe-i ehl-i imanın ruhları için el-Fâtiha.
Sonra sünnet namazı kılınır. Sünnet namazından sonra
müezzinlerden biri kâmet getirir ve yatsı namazının farzı ile son sünnet
kılınır. Daha sonra Terâvihe başlamak üzere müezzin başı rast makamında
Sübhânellâhi ve l-hamdü lillâhi ve lâ ilahe illâllâhu va llâhu ekber ve lâ
havle ve lâ kuvvete illâ bi llâhi l-aliyyi l-azîm der ve buna mukabil diğer
müezzinler hep bir ağızdan: Allahümme salli alâ Muhammed derler ve Terâvih
namazına başlanır. Terâvih namazı eğer ikişer rekâtta selam vermek suretiyle
kılınıyorsa imam efendi selam verince müezzinler selama müteakip yine beraberce
Allâhümme salli alâ Muhammed derler ve namaza devam edilir. İmam efendi iki
rekâtı kıldırıp selam verince müezzinler hep beraber rast makamında ilahiye
başlarlar; Tevbe edelim zenbimize tübtü illallah / Lütfunla bize merhamet eyle
aman Allah / Sen etmez isen bizleri kim affeder Allah / Lütfunla bize merhamet
eyle aman Allah .
İlahi bitince Dâvudî sesli müezzinler yine salavât-ı
şerife söylerler. . Ancak rast makamında başlayan salavat-ı şerife uşşak
makamına tebdil edilir. İmam efendi yukarıda izah ettiğimiz üzere ikinci dört
rekâtı ikmal edip selam verince müezzinler bu sefer uşşak ilahi söylerler:
Allah emrin tutalım/ Rahmetine batalım/ Bülbül gibi
ötelim/ Allah Allah Kerim Allah/ Rahim Allah aman Allah diyelim Ya Hû .
İlahi bitince uşşak makamında girilen salavât-ı şerife
sabâ makamına veya bestenigâr makamına tebdil edilerek söylenir. İmam efendi
namazı bitirip selam verince müezzinler bu sefer sabâ makamında ilahiye
başlarlar:
Gel zikredelim/ Devran edelim/ Hakka gidelim/ Seyran
edelim/ Fani dünyada ne gördün ey dil/ Aşkullah ile cevlan edelim
İlahi bitince salavât-ı şerife ile eviç makamına girilir.
İmam efendi yine dört rekâtı eviç makamında kıldırarak selam verir. Müezzinler
bu defa eviç makamındaki ilahiye girerler: Mevlam senin âşıkların/ Devran
ederler Hu ile/ Yolundaki sadıkların/ Devran ederler Hu ile .
İlahi bitince eviç makamı olarak başlayan salavât-ı
şerife acemaşiran makamına dönüştürülür. Yani Eviç olarak başlayan salavatın
Allâhümme den sonra salli ala kısmında muhayyer perdesine basılır ve acem
perdesinde karar kılınarak acemaşiran makamına geçilmiş olur. İmam efendi
surelerini bu makamda okuduğu namazı bitirip selam verince cumhur müezzinleri
acem-aşiran ilahiyi okur. İlahi bitince baş müezzin veya görevlendireceği
müezzin arkadaşı âyet-i celilenin Rabbenâ Âmennâ bimâ enzelte
ve t-teba nerrasûl e kadar ki kısmını okur diğer müezzinler hep beraber, ara
vermeden Fektübnâ meaşşâhidîn kısmını okurlar ve Terâvih duasına geçilir. Bir
müezzin kısa bir âmin çeker müezzinler hep beraber Ve l-hamdü lillâhi Rabbilalemin
diyerek cemaati vitir namazına kaldırırlar. Vitir namazı bitip selam verilince
de geri kalan kısım cumhur müezzinliği kaidelerince tamamlanır. Müezzin başı,
âyete l-kürsiyi bitirip zül celali Sübhânallah deyince bir müezzin makamı ve
akordu bozmadan otuz üç kere Sübhânallah dedikten sonra
Sübhâne l-kerimi dâimeni l-hamdülillah diyerek
hamdeleyi diğer bir müezzine devreder. Öteki müezzin de otuz üç kere el-hamdü
lillâh dedikten sonra Rabbi l-âlemine Teâlâ şânühüllahü ekber diyerek ism-i
celali diğer bir müezzine bırakır. Tesbihler böylece birbirine sıra ile
bırakılıp söylenir. Bitince diğer bir müezzin Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ
şerîkeleh lehü l-mülkü ve lehü l-hamdü ve hüve alâ külli şey in kadîr der ve
bütün koro Sübhâne Rabbiye laliyyi l- a le l-vehhâb der ve duaya yani
âminlere geçilir. Âminler duanın en ilgi çeken tarafıdır. Birinci âmini alan
müezzin girizgâh yaparak ikinci müezzine bırakır. İkinci müezzinin çektiği âmin
için Büyük âmin tabiri kullanılır. Sebebi ise ilk âmin sözünün makamın
güçlüsü üzerinde nefesin yettiği kadar uzatır ve bu arada dua mahiyetinde; Yâ
Hazreti Allah, şefaat ya Resûlallah veya Yâ müfettiha l-ebvâb ifteh lenâ
hayra l-bâb gibi dualara benzer duaların okunmasıdır. Büyük âmin bitince başka
bir müezzin karara gitmek üzere devralır ve kısa âminlerle koroya teslim eder.
Koro da Vel hamdü lillahi Rabbilâlemin diyerek namazı tamamlar. İmam efendi
mihrabiyye (namazların sonunda ahlak ve sosyal konulara dair ayetlerden oluşan
bir aşr-ı şerifin okunmasına mihrabiyye denilir.) okursa sonunda Fatiha çekerek
namazı bitirir. Yok, eğer mihrabiyye okumuyorsa o zaman da müezzin başı Kabülü
Hakk celle ve alâ Fatiha diyerek namazı bitirir. Terâvih biter ama coşku
bitmez Dâvûdî sadâlar yol açarlar semalara