Yoran değil rahatlatan namazmış terâvih -1

Abone Ol

Terâvih namazı Ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsı

namazından sonra kılınan namaz demektir. Terâvih, rahatlatmak, dinlendirmek,

nefsi dinlendirmek, fasıla vermek manasına gelen Tervihâ kelimesinin

çoğuludur. Fasılalarla kılınan namaz demektir. Tadı çıkarılarak, dualarla

niyazlarda bulunularak, ferahlatan, yorulmadan zevkle kılınan namazdır Terâvih.

Günümüzde bu manasından fersah ve fersah uzaklaştırılmış uzaklaşmıştır Artık

hızlı hızlı kılınıp bir an evvel bitirilen, rahatlatan değil, yoran bir namaz

olmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.) in, Ramazan ayını inanarak ve

sevabını Allah tan bekleyerek ihya eden kimsenin geçmiş günahları bağışlanır

(Buhârî, Salâtü t-terâvih ,1) buyurmasından yola çıkan âlimler bu hadisle

Peygamberimiz in bilhassa gece ibadetlerinin ve teravih namazının kastettiği

yorumunu yapmışlardır. Başlangıçta Terâvih Namazı bizzat Peygamberimiz (s.a.v.)

tarafından iki veya üç gün mescidde kıldırmıştır. Ancak kılan cemaatin

sayısının artması üzerine farz olur endişesiyle Resûlullah (s.a.v.) mescide

gitmemiştir. Resûlullah ın ikinci defa teravih namazı kıldırdığına dair bir

rivayetin nakledilmemesinden hareketle teravihin risaletin son yılında teşri

kılındığı (Teşri: Peygamber in emri ve isteğiyle yapılan iş, ibadet.) görüşü

vardır. Daha sonraları Hz. Ebû Bekir döneminde Teravih namazı kılınmaya devam

etmiştir. Hz. Ömer (r.a.) Übey b. Ka b dan cemaate teravih namazını

kıldırmasını istemiş ve bu uygulama günümüze kadar sürüp gelmiştir. (Saffet

Köse, DİA, c. 40, s. 482) Önceleri Terâvih namazı kılınırken, dört rekâtta bir

selam verildikten sonra oturulup dinlenilirmiş. Sonra diğer dört rekâta geçer

onu eda ederlermiş. Bu uygulama zaman içinde değişikliğe uğramış dinlenme

fasılları yerini zikir ve salavatlarla değerlendirme şekline bırakmıştır.

Hanefi Mezhebi ne mensub olanlar bu namazı dinlenerek kılmışlar ve dinlenme

fasıllarında da salavat ve zikirlerle değerlendirmişlerdir.

Acele kılınacak bir namaz değildir Terâvih Dinlenerek,

Cenâb-ı Hakk a yakaran ilahilerle coşup, huşu içinde zikir ve salavatlarla

ilahiler eşliğinde kılınan bir namazdır Terâvih Unutulan bu Terâvih namazının

bir de yine unutturulan bir uygulama şekli daha vardır Osmanlı da Enderun

Usûlü Terâvih adını verdiğimiz bu uygulama günümüzde tekrar icra edilmeye

başlandı bazı camilerimizde. Çünkü Türkiye de musiki eğitimi almış müezzin sayısı

azalınca 1950 li yıllarında bu gelenek tamamen ortadan kalkmış. Şimdilerde

Hüdai Tasavvuf Topluluğu nu çalıştıran ve baş müezzinlik görevini üstlenmiş

olan Mehmet Kemiksiz Hocamız, 1996 yılında, Üsküdar da musiki yeteneği olan

müezzinlere eğitim verip çevre camilerde Enderun usulü teravihi kıldırmaya

başlamış. Ramazan-ı şerif ayına gireceğimiz şu günlerde de Enderun usulü

teravih namazı kılınacak camiler il il açıklanıyor. Mesela Bursa da 22 camide

Enderun Usulü Teravih Namazı kılınacakmış. Merak ettim bu teravih namazı nasıl

bir namaz ki heyecanla ballandırıla ballandırıla anlatılmakta Ramazan-ı

Şerif te oruçlu olacağımız için midir böyle ballandırmaları acaba

Enderun Usulü Terâvih Namazı

Osmanlı nın bize bıraktığı devasa kültür hazinelerinden

biri olan Enderun Usulü Terâvih Namazı, Ramazan ayına ait geleneklerimizdendir.

Başta Selâtin Camileri olmak üzere birçok camide, tekkelerde hatta konaklarda

uygulanmıştır. Günümüzde neredeyse unutulmuş olan bu gelenek, mûsikinin ibadete

yansıyan güzelliklerindendir. Enderun denmesinin sebebi bu Terâvih namazı

uygulamasının saraydan çıkıp topluma yansımasındandır. Ramazan olduğu zaman

sarayda görevli, bazı mûsiki ehli yüksek rütbeli paşalar selâtin camilere

giderek orada bu Terâvih namazı kıldırırlardı. Zaten padişah hangi camiye

giderse, Hünkâr İmamları da orada hazır bulunup, padişaha ve halka namaz

kıldırıyorlardı. Böylece bu uygulama topluma yansımıştır. Saraydan yani saray

okulu olan Enderun dan yetişen hocaların kıldırdığı bu namaz bu sebeple Enderun

Usûlü Terâvih Namazı olarak adlandırıla gelmiştir günümüze kadar... Saraydan

başlayıp en azından bütün büyük camilere yansıyacak kadar yaygınlaşan bu

geleneğin tam olarak ne zaman başladığı bilinememektedir. Bu uygulama ve

esaslarını ilk defa ortaya koyanın kim olduğuna dair net bilgiler pek yok

Hatip Zakiri Hasan Efendi ve Itrî diyenler arasında ihtilaf olsa da, hem bu

uygulama hem de diğer cami mûsikisine dair uygulamaların esaslarını Itrî nin

ortaya koyduğunu söyleyenler çoğunluktadır.

Enderun Terâvihi uygulamasının amacı, namazı farklı

makamlar kullanmak suretiyle renklendirmek, ibadeti daha ruhanî bir neşve

içerisinde tamamlamak ve bu sayede monotonluğu ve bıkkınlığı da önlemektir.

Terâvih adından da anlaşıldığı üzere burada cemaati ibadet ederken aynı zaman

da dinlendirmeyi esas alan bir namazdır. . Bu namazın salavat-ilahi ve zikirler

eşliğinde makamlarla kılınmasının başka bir amacı da cemaatin vakitlerini

camide geçirmelerini temin etmek, onları sıkmamak, davet etmek, camiye gelmeye

teşvik etmek, camiye gelenleri huşû içinde rahatlatmak, günlük işleriyle,

sıkıntılarıyla dolu kafalarını boşaltmalarını sağlayabilmektir. Bir de toplumun

kulağının bizim medeniyetimizin sesleriyle doldurulması ve bu güzel nağme ve

seslerle kulakların pasını silip kalplerin inşirah bulmasıdır.

Enderun Usulü Terâvih Namazı iki şekilde eda edilir.

Birincisi Mûsikişinas bir imamın önderliğinde, cumhur müezzinlerini (müezzinler

topluluğu, müezzinler grubu. Müezzinler bazı yerlerde ferden bazı yerlerde

müştereken iştirak ettikleri için cumhur denilmiştir.) makam geçkileri ile

yönlendirerek namaz kıldırmasıdır. İkincisi ise makam geçkilerini cumhur

müezzinlerinin yaparak imama yol açması suretiyle kıldırılan Terâvih namazıdır.

Burada dikkatinizi bir noktaya çekmek istiyorum. Teravih namazı aynı şekilde

kılınıyor. Yalnızca bu namazda okunan sûre, dua ve ilahilerin makamları,

kıraatları ve bunlarla ilgili uygulamalar farklılık gösterir. Yoksa namaz aynı

namazdır.

Dâvudî Sadâların Yol Göstericiliğiyle Eda Edilen Terâvih

Namazı

Cumhur müezzinlerinin makam geçkilerini yaparak imam

efendiye yol açması suretiyle kıldırılan Terâvih namazıdır. Bu şöyle

uygulanmaktadır:

Evvelce namaz kılınan cami-i şerifin bânisini anmak

kastıyla okunan ve salavatlama diye tabir edilen salavât-ı şerife okunmaktadır.

Buna gülbank veya Tasliye de denir ve şöyledir: Hz Resûl-i Ekrem ve Nebiyy-i

Muhterem(s.a.v.) Efendimiz Hazretleri nin mübarek ruh-i şeriflerine salavat

getirenlerin ilahi ahir ve akıbetleri hayrola. Pirimiz Bilâl-i Habeşi

Hazretleri nin ruhu şerifi için sahibü l-hayrat ve l-hasenat (camiyi yaptıranın

yani banisinin ismi, söylenir) ve kâffe-i ehl-i imanın ruhları için el-Fâtiha.

Sonra sünnet namazı kılınır. Sünnet namazından sonra

müezzinlerden biri kâmet getirir ve yatsı namazının farzı ile son sünnet

kılınır. Daha sonra Terâvihe başlamak üzere müezzin başı rast makamında

Sübhânellâhi ve l-hamdü lillâhi ve lâ ilahe illâllâhu va llâhu ekber ve lâ

havle ve lâ kuvvete illâ bi llâhi l-aliyyi l-azîm der ve buna mukabil diğer

müezzinler hep bir ağızdan: Allahümme salli alâ Muhammed derler ve Terâvih

namazına başlanır. Terâvih namazı eğer ikişer rekâtta selam vermek suretiyle

kılınıyorsa imam efendi selam verince müezzinler selama müteakip yine beraberce

Allâhümme salli alâ Muhammed derler ve namaza devam edilir. İmam efendi iki

rekâtı kıldırıp selam verince müezzinler hep beraber rast makamında ilahiye

başlarlar; Tevbe edelim zenbimize tübtü illallah / Lütfunla bize merhamet eyle

aman Allah / Sen etmez isen bizleri kim affeder Allah / Lütfunla bize merhamet

eyle aman Allah .

İlahi bitince Dâvudî sesli müezzinler yine salavât-ı

şerife söylerler. . Ancak rast makamında başlayan salavat-ı şerife uşşak

makamına tebdil edilir. İmam efendi yukarıda izah ettiğimiz üzere ikinci dört

rekâtı ikmal edip selam verince müezzinler bu sefer uşşak ilahi söylerler:

Allah emrin tutalım/ Rahmetine batalım/ Bülbül gibi

ötelim/ Allah Allah Kerim Allah/ Rahim Allah aman Allah diyelim Ya Hû .

İlahi bitince uşşak makamında girilen salavât-ı şerife

sabâ makamına veya bestenigâr makamına tebdil edilerek söylenir. İmam efendi

namazı bitirip selam verince müezzinler bu sefer sabâ makamında ilahiye

başlarlar:

Gel zikredelim/ Devran edelim/ Hakka gidelim/ Seyran

edelim/ Fani dünyada ne gördün ey dil/ Aşkullah ile cevlan edelim

İlahi bitince salavât-ı şerife ile eviç makamına girilir.

İmam efendi yine dört rekâtı eviç makamında kıldırarak selam verir. Müezzinler

bu defa eviç makamındaki ilahiye girerler: Mevlam senin âşıkların/ Devran

ederler Hu ile/ Yolundaki sadıkların/ Devran ederler Hu ile .

İlahi bitince eviç makamı olarak başlayan salavât-ı

şerife acemaşiran makamına dönüştürülür. Yani Eviç olarak başlayan salavatın

Allâhümme den sonra salli ala kısmında muhayyer perdesine basılır ve acem

perdesinde karar kılınarak acemaşiran makamına geçilmiş olur. İmam efendi

surelerini bu makamda okuduğu namazı bitirip selam verince cumhur müezzinleri

acem-aşiran ilahiyi okur. İlahi bitince baş müezzin veya görevlendireceği

müezzin arkadaşı âyet-i celilenin Rabbenâ Âmennâ bimâ enzelte

ve t-teba nerrasûl e kadar ki kısmını okur diğer müezzinler hep beraber, ara

vermeden Fektübnâ meaşşâhidîn kısmını okurlar ve Terâvih duasına geçilir. Bir

müezzin kısa bir âmin çeker müezzinler hep beraber Ve l-hamdü lillâhi Rabbilalemin

diyerek cemaati vitir namazına kaldırırlar. Vitir namazı bitip selam verilince

de geri kalan kısım cumhur müezzinliği kaidelerince tamamlanır. Müezzin başı,

âyete l-kürsiyi bitirip zül celali Sübhânallah deyince bir müezzin makamı ve

akordu bozmadan otuz üç kere Sübhânallah dedikten sonra

Sübhâne l-kerimi dâimeni l-hamdülillah diyerek

hamdeleyi diğer bir müezzine devreder. Öteki müezzin de otuz üç kere el-hamdü

lillâh dedikten sonra Rabbi l-âlemine Teâlâ şânühüllahü ekber diyerek ism-i

celali diğer bir müezzine bırakır. Tesbihler böylece birbirine sıra ile

bırakılıp söylenir. Bitince diğer bir müezzin Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ

şerîkeleh lehü l-mülkü ve lehü l-hamdü ve hüve alâ külli şey in kadîr der ve

bütün koro Sübhâne Rabbiye laliyyi l- a le l-vehhâb der ve duaya yani

âminlere geçilir. Âminler duanın en ilgi çeken tarafıdır. Birinci âmini alan

müezzin girizgâh yaparak ikinci müezzine bırakır. İkinci müezzinin çektiği âmin

için Büyük âmin tabiri kullanılır. Sebebi ise ilk âmin sözünün makamın

güçlüsü üzerinde nefesin yettiği kadar uzatır ve bu arada dua mahiyetinde; Yâ

Hazreti Allah, şefaat ya Resûlallah veya Yâ müfettiha l-ebvâb ifteh lenâ

hayra l-bâb gibi dualara benzer duaların okunmasıdır. Büyük âmin bitince başka

bir müezzin karara gitmek üzere devralır ve kısa âminlerle koroya teslim eder.

Koro da Vel hamdü lillahi Rabbilâlemin diyerek namazı tamamlar. İmam efendi

mihrabiyye (namazların sonunda ahlak ve sosyal konulara dair ayetlerden oluşan

bir aşr-ı şerifin okunmasına mihrabiyye denilir.) okursa sonunda Fatiha çekerek

namazı bitirir. Yok, eğer mihrabiyye okumuyorsa o zaman da müezzin başı Kabülü

Hakk celle ve alâ Fatiha diyerek namazı bitirir. Terâvih biter ama coşku

bitmez Dâvûdî sadâlar yol açarlar semalara