“Ekonomik büyümenin, milli geliri artırmanın yolu üretmekten geçiyor” mu dediniz? Doğruluğu biraz şüpheli hale gelmiş durumda artık. Büyümenin, milli geliri artırmanın yolu en kestirme olarak “istatistiklere takla attırmaktan” geçebilmekte çünkü. İstatistikleri, verileri istediğiniz gibi eğip bükerek, çekip uzatarak her türlü sonucu alabilmek mümkün.
Bunun böyle olduğunu “bir gecede 3’e katlanan milli gelir”de yaşadık. Birisi de çıkıp bir anda milli gelir 3 bin 500 dolardan 10 bin dolara nasıl çıkar demedi. Daha doğrusu birçok kimse bunu söyledi, ancak bu soruya ısrarla yanıt verilmedi.
5 sene gibi bir sürede milli geliri 3’e katlamanın, yıllık yüzde 35-40 büyüme gibi akıl, mantık ve matematik dışı bir durum olduğu bile gözardı edildi. Ve böyle bir büyümenin yaşanmadığı da söylenmedi nedense. Bu akıldışı durumu (daha doğrusu hesap oyununu) gerçek olarak kabul ediyoruz ve üzerine de vaatler, nutuklar inşa edebiliyoruz. Gerçekten de ilginç.
Halbuki, matematik diye bir gerçek var, hayatın gerçekleri var, insanların deneyimleri var. Bu söylenen milli gelir artışı (kağıt üstünde değil de) gerçekten olmuş olsaydı, bu kadar kredi ve kerdi kartı borçlusu olmazdı en başta. Geliri artmış olan bir kimse, mantıken maddi olarak rahatlamıştır ve gidip de bankaya borçlanmayı istemez durduk yerde.
Bu argümanın hesaplama yönteminden kaynaklandığını, bu değişikliği yapanlar da söylediği halde, nedense hala “milli geliri 3’e katladık” denebiliyor. Ancak öte yandan da, bir zamanlar dünyanın en büyük 16’ncı ekonomisi olan Türkiye’nin 18’inci sıraya gerilediğini göz ardı ediliyor. Bu hesaba göre, demek ki bazı ülkeler milli gelirlerini 4’e, 5’e katlamışlar da bizi geçmişler! Elbette ki böyle bir şey söz konusu değil.
Gerilememizin sebebi, istenilen düzeyde büyümemiş olmamız. Büyüyoruz ancak bizim gibi “gelişmekte olan ülkeler” (yani ne uzayıp ne kısalan ülkeler) için yüzde 5’in altındaki oranlar bir bakıma yerinden saymayı işaret ediyor. Buna “orta gelir tuzağı” deniyor ve Türkiye’nin bu durumdan yana sıkıntılı olduğu bilinen bir gerçek.
Dolayısıyla bırakın “3’e katladık” sözlerini, “şu kadar çeyrektir büyüyoruz” ifadeleri bile tek başına yeterli gelmiyor. Yüzde 5’in altındaki büyümenin milli geliri reel olarak artırmayacağı, hatta gerileteceğini geçtiğimiz günlerde Ekonomi Bakanı Zeybekci de söylemişti.
Şimdi de yine bir hesaplama yöntemi değişikliği söz konusu ve bu yeni yöntem sayesinde büyümenin olduğundan fazla çıktığı söylenmekte. Baz yıl olarak küresel krizin çok olumsuz etkilediği ve ekonominin daraldığı 2009’un belirlenmesinin de milli geliri “yapay” olarak büyüttüğü söyleniyor konunun uzmanları tarafından. Çok ciddi bir iddia! Ancak üzerinde durulmadı nedense.
Ekonomi açısından çok zorlu ve sıkıntılı geçen, birçok sektör için “daha kötüsü olamaz” dedirten 2016’da ekonomik büyümenin yüzde 2.9 çıkması da buna bağlanıyor. Üçüncü çeyrekte daralan ekonomideki daralma miktarının son bir “revizyon”la iyileştirildiği belirtiliyor. Birçok ekonomist bu iddiaları dillendirmekte.
Bunlar çok fazla teknik konular gibi değerlendirilebilir. Ancak, 2016 gibi ekonomik sıkıntıların zirve yaptığı bir yılda milli gelirin nasıl olup da 9 bin 250 dolardan 10 bin 800 dolara çıktığı gerçekten hayrete değer bir konudur.
Bunun gerekçesinin insanlara anlatılması gerekmektedir. Yoksa hiç kimselerin anlamadığı bir hayli teknik birtakım ifadelerle, yöntemlerle vs gerçeği olduğundan farklı göstermek de kimseye bir şey kazandırmaz.
Bir gerçek var: yüzde 5’in üzerine bir büyümeyi yakalayamadık ve reel olarak da milli gelirimiz artmıyor. Nokta!