Yöneticilerin velayeti ve ücretler

Abone Ol

Veli ile Vali kelimeleri aynı köktendirler.

Evin velisi, evin eğitim, sağlık, güvenlik, bakım, onarım

gibi işlerinden sorumlu olduğu gibi, Vali de ilin bütün vatandaşlarının eğitim,

sağlık, güvenlik, bakım, onarım gibi bütün ihtiyaçlarının karşılanmasını

sağlayan görevlidir.

Bu görevlerini kanun, yönetmelik, tüzük, hükümet kararları

doğrultusunda yapar.

Vali, kendi evindeki ailesinin yeme, içme, barınma, sağlık,

eğitim, güvenlik konularında ne kadar dikkatli olursa bütün halkı da kendi evi

gibi koruyacaktır.

Sevgili Peygamberimiz:

Yönetici, velisi olmayanın velisidir buyurmuş. (Ebu davud,

Sünen, K. Nikah, babünfi l-veliy, Tirmizi, Sünen, K. Nikah, bab 15 La nikaha

illa biveliyyin, İbniMace, Sünen, K. Nikah, baü men la veliyye leh)

Yöneticinin velayeti konusunda icma olduğunu haber verir

Buhari Şarihiibni Battal. Ama aile reisinin velayetinin devlet yöneticisinin

velayetinin önünde olduğuna dikkat çeker ve Sevgili Peygamberimizin hayatından

örnekler verir.

Aile reisi Kur an ın ve Sünnetin emir ve yasaklarını

çiğnemediği sürece ailenin velisinin elinden çocukları Avrupa da olduğu gibi

alınamaz.

Devleti yönetenler, halkının zor durumda olan her bir

vatandaşının ihtiyaçlarını karşılamakla görevlidir.

Bu konuda da ölçü yine devleti yönetenin evinde yenen,

içilen ve giyilenlerdir.

Sevgili Peygamberimizin, Hazreti Ebubekir in, Hazreti

Ömer in evindeki imkânlarla Medine deki herhangi bir fakir ashabın evindeki

hemen hemen aynıdır.

Hazreti Ömer in döneminde Hazreti Ömer maaş teklif

ettiklerinde Medine şartlarında bir ailenin hesabının yapılmasını istemiş ve

ona göre ücretlerin asgari ücretini kendi maaşıyla belirlemiş.

Bu konuyu en geniş işleyen Tarih-i Yakubi 2/153 de hazinden

maaş alanların listesine ve aldıklarına bakıldığında  en az maaş alanın

Hazreti Ömer olduğunu göreceksiniz.

Fakirin hali gözetilirken nasıl davranılacağını Rabbimiz

bize şöyle işaret eder:

Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden hesaba çekmez. Ancak

bilerek yaptığınız yeminlerden hesaba çeker. Bilerek yapılıp bozulan yeminin

kefareti; ailenizi doyurduğunuz yemeğin orta hallisiyle on fakiri doyurmaktır.

veya on fakiri giydirmek veya bir köle azad etmektir. Kim bunları bulamazsa üç

gün oruç gerekir. İşte yemin ettiğinizde yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi

koruyun. Şükredesiniz diye Allah ayetlerini size işte böyle açıklar. (Maide

süresi ayet 89)

Yani yeminini bozan bir kişi önce on kişiyi doyuracak

doyururken de dikkat edeceği husus, kendi ailesinin bir günlük yemek masrafını

vereceği gibi kendi yediğinden yedirmek suretiyle de verebilir.

Ramazan ayında Diyanet İşleri Başkanlığı nın ilan ettiği

rakam, en az olanıdır. Yani bundan aşağısı olamaz anlamınadır.

Siz, fitrelerinizi verirken kendi geçim standardınızı esas

alarak vermeye dikkat ediniz.

Yöneticiler, siz de asgari ücret belirlerken, işsizlere, iş

göremez durumdaki muhtaçlara maaş belirlerken kendi çocuklarınızı ve

ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak kararlar veriniz.

Sevgili Peygamberimiz buyurur:

Sizden biri kendisi için arzu ettiğini kardeşi için de arzu

etmedikçe (gerçekten) iman etmiş olmaz buyurmuş. (Buhari, Sahih, İman, Müslim,

İman, Ahmet, Müsned, 3/176, 272, 278)