Bismillâhirrahmânirrahîm!
GEÇTİĞİMİZ Cumartesi, “İdeal Yöneticinin Vasıfları” başlığı altında, Millî Görüş’ün “Temel Uygulama Esasları”nın 12 maddesinden 8’ini anlatmıştık. Bunlar: “1. İman, 2. İlim, 3. İhlâs, 4. İhsan, 5. İttika, 6. İyi ahlâk, 7. İttifak, 8. İstişare” idi. İsterseniz, gerisini de bugün tamamlayalım:
9. İTAAT: Allah ve Rasülü’nün emirlerine göre hareket etmeye çağıran bir emire uymaktır. Çalışmaların düzen ve disiplin içinde yürümesi ve sonuca ulaşması için “itaat” şarttır. Allah’ın emridir: “Ey iman edenler! Allah’a, Rasülü’ne ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin!” (Nisâ, 59)
Hz. Ali (r. a.) şöyle der: “İslâm, İslâm olmaz; imam olmadıkça! İmam, imam olmaz; cemaat olmadıkça! Cemaat, cemaat olmaz; itaat olmadıkça!” Cemaatle namazlarda da usûl böyledir. Ancak buradaki “imam”dan maksat emir, lider, başkandır.
İtaat o kadar önemlidir ki, âlimler “Ne kadar itaat, o kadar zafer!” ölçüsünü koyarlar. Bu kural bize, “Baş başa bağlı…” ilkesiyle çalışmayı öğretir. Uhud Savaşı’nda Allah Rasülü’nün (s.a.v.) okçulara, “Ben emir vermedikçe yerinizden ayrılmayın” buyurmasına rağmen; yerlerini terk etmeleri, kazanılmış zaferi kaybettirdi. Erbakan Hoca şöyle der: “İtaat etmeliyiz; alınan kararları yerine getirme konusunda başkana itaat etmeli, aksaklık göstermemeliyiz.” (Davam, Necmettin Erbakan, Sh. 33)
Ancak şu hallerde emire uyulmaz: 1. Emirin İslâm’dan dönmesi, 2. Aklını yitirmesi, 3. Düşmana esir düşmesi, 4. Görevlerini yapamayacak derecede uzuvlarını kaybetmesi!”
VEREN EL OLABİLMEK
10. NEFİS TERBİYESİ: “Nefis, insanı Allah yolundan uzaklaştırmak ister. Hak davaya inanan kişi, devamlı nefisle mücadele halindedir. Nefis terbiyesi kişinin kendisiyle mücadelesidir. Tek kişinin tek kişiyle mücadelesi! Büyük cihat budur. Nefsini yenen cihatta zorlanmaz. Zafer, önce kişinin zihninde kazanılır. Bu da Allah’ın koyduğu ölçülere uymakla başarılır. Müslüman aklına geleni, nefsine uyanı değil; Allah’ın emrine uyanı yapar.
Her insanda nefis vardır. Allah’ın rızasını kazanmak için nefis ıslahı şarttır. Bu konuda Allah’ın yardımı istenmelidir. Yusuf’a (a.s.), Mısır sultanının hanımı musallat olduğunda, Allah’ın yardımı olmasaydı, o kötü fiil gerçekleşiyordu. “Yusuf dedi ki: Bununla beraber nefsimi temize çıkarmıyorum. Nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53)
11. İNFAK: İnsanın mal, servet ve gayretini Allah yolunda harcamasıdır. Bir sefer öncesi Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in (r.a.) mallarını harcama yarışına girmeleri infaktır. İnfakla mal eksilmez. Hz. Ebubekir (r.a.) defalarca malının tamamını Allah yolunda harcadı; defalarca yeniden zengin oldu. İnfak, namaz ibadeti gibi farzdır. Rabbimiz buyurur:
“Sizler Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz! İçinizden kimisi cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse kendisi için yapar. Allah zengindir. Siz fakirlersiniz! Allah sizden sonra başka bir topluluk getirirse, onlar sizin gibi yapmazlar.” (Muhammed, 38) Müslüman hakkın üstün gelmesi davasında malıyla, canıyla cihat eder. İnfak zaferi müjdeler.
SADIKLARDAN OLUNUZ
12. SADAKAT: Allah’a karşı kulluğumuzu doğruluk ve sadakatle yapmamız demektir. “Tasadduk” denilen “Allah yolunda harcama” ancak sadıkların vasfıdır. Sadakat ve vefakârlık dava ve teşkilât mensubunun en önde gelen özelliğidir. Sadakat o kadar önemlidir ki, ayırt edici özelliği “sıddîk-i ekber-en büyük sadık” olan Hz. Ebubekir’i (s.a.v.) sahabenin en önünde tutan onun inanç sadakatidir. Sadakat, büyük meziyettir.
Kur’an’da sıkça, “Sadıklardan olunuz!” emirlerini görürüz. Bir ayette, “Ey iman edenler! Allah’tan sakınınız ve sadıklarla beraber olunuz” (Tevbe, 119) buyrulur. Davada sebat etmek zaferi hızlandırır. Dava devamlılığı sadakatle sağlanır. Bir hevesle işe başlayıp bırakmakla; o konuda sebat göstermek aynı şey olamaz. İşlerin hayırlısı, az da olsa “devamlı” yapılanıdır.
Yunus Emre’yi 8 asırdır insanlığa hizmet ettiren vasıf 40 yıl hocası Taptuk Emre’nin dergâhında pişmesidir. Teşkilât çalışmalarında da mesafe alabilmek böyle bir sadakate bağlıdır. Erbakan Hoca, “Çalışmalarda dünyalık elde etmeye yönelenler, kendisinde başka kusur aramasın” derdi. Davam kitabında da, “Sadakat; zoru görünce kaçmamak, cazip makam ve menfaatlere kanmamaktır” (sh. 33) der.
Millî Görüşçüler, “Temel Uygulama Esasları”nı iyi öğrenip içselleştirerek bu esaslara harfiyen uymalıdırlar. Bir çalışmanın cihat olabilmesi bu esaslara uymaya bağlıdır. Bu niyetimizi hiçbir zaman bozmamalıyız. Dava adamlığı budur. Amellerin kıymeti niyetlere göredir. Fıkıhta bir kural vardır: “Niyet bozulunca amel işe yaramaz.”