Yön tayini

Abone Ol

AB İlerleme Raporunun açıklandığı akşam, televizyon ekranlarında izlediğimiz gazeteci yorumculardan birisi şunları söylüyordu: "Eğer AB olmazsa, Türkiye nin yönünü doğuya çevireceği tezleri külliyen yalandır. Türkiye nin yönü bin yıldır batıya doğru çevrilmiştir. Türkiye, batı idealinden asla vazgeçmez"

Bir medeniyet tasavvuru olarak önümüze konulan ve yaklaşık 40 yıldır kapısında dikilip içerden gelecek "buyur sesini" beklediğimiz AB hülyası, aslında ülkemizin yanlış yön tayininden başka bir şey değildir. "AB olmazsa, Türkiye nin yönünü doğuya çevirmesi mümkün değildir" şeklindeki tezler, kendisine batı dışında hiçbir alternatif sunulmayan halkımızın zihnini dönüştürmek için kullanılan, yıllardır bu ülkenin dümenini tek rotaya ayarlayanların tenakuz dolu argümanlarıdır. Batı medeniyetini putlaştıran, batılı yaşam tarzını insanlarına dayatan, gardrop devrimciliğiyle muasır medeniyetler seviyesine ulaşılabileceğini zanneden bu güruh, bu ülkenin gelişimine ve zihinsel terakkisine her zaman set koymuşlar, engel olmuşlardır. Medeniyeti sadece, refah, tüketim çılgınlığı, konforizm, sosyal haklar ve kim kime dum duma yaşam tarzı olarak takdim eden bu kesim, batılıların bu değerleri sağladığı altyapıyı nasıl kazandıklarını hep göz ardı etmişler, o medeniyetin temelindeki sömürü düzenini, gözyaşını, kan ve barutu, siyasi Ali Cengiz Oyunlarını, kapitalizm vurgunlarını hiç dikkate almamışlardır. Batılıların refah içindeki yaşamlarının bedeli, sömürge ülkelerinde ödenmiştir Batılı insanın sosyal güvenliği ve refahı, yer altı ve yerüstü kaynakları füturzuca sömürülen ülkelerden devşirilmiştir. Haksız rekabet koşullarıyla sindirilen sektörlerden edinilmiştir Batı medeniyetinin temelinde, emekleri sömürülen insanların alınteri vardır

Türkiye, coğrafi boyutuyla hem batının hem doğunun köprüsü pozisyonundadır. "Batı olmazsa, doğu hiç olmaz Türkiye, yönünü batıdan çeviremez" tezi, içi boş bir slogandan ibarettir. Ülkeler, medeniyet perspektiflerini, muasırlaşma ideallerini, zihinsel terakkilerini, ekonomik, kültürel, sosyal pencerelerini sadece bir yöne açılacak şekilde inşa edemezler. Türkiye nin yaptığı yanlış budur "AB trenine binelim Gideceğimiz garda refah var, zenginlik var, adalet var, iş var, aş var" safsatalarıyla milleti uyutmanın hiçbir alemi yok. Türkiye, öncelikle kendi ayakları üzerinde durabilecek, insanlarına her türlü sosyal güvenlik ve hakkı tesis edebilecek bir yapıyı, kendi imkanlarıyla, yer altı ve yerüstü zenginlikleriyle inşa edebilmenin derdini yaşamalıdır. "AB trenine binersek herşey olacak, zenginlik gelecek" şeklindeki söylemlerin anlamı şudur:"Biz batı standartlarını yakalayacak işleri beceremiyoruz. Biz yapamıyoruz, eğer onların himmeti olursa, hep beraber kurtulacağız" Bu tavır beceriksizliktir, basiretsizliktir, iş bilmemedir, yöneticilik zaafiyetidir, boş hayaller uğruna insanları perişan etmedir.

İlerleme raporu açıklandı Rapor için zaten herkes bir şeyler söylüyor. Tarihten gelen misyonuyla, Ortadoğu da lider ülke olabilme potansiyeliyle Türkiye nin böylesi raporlara muhatap olması, AB kapısında Afrika dilencisi pozisyonuna düşürülmesi gerçekten çok acı. Oysa yapılacak iş çok basit: Kendimiz olmaya çalışmak. Aynaya bakıp üstü başımızı düzeltmek. Bulunduğumuz coğrafya dan batıya doğuya, kuzeye güneye açacağımız pencerelerle, kendi dinamiklerimizle ayağa kalkacağımız bir zemin hazırlamak. Batı penceresini kapatalım diyen yok Vizyonumuzu, ufkumuzu açacağımız, stratejik hamleler yapacağımız diğer pencereleri neden görmezden geliyoruz