Erbakan Hoca’nın Dar-ı Bekaya irtihalinin dördüncü sene-i devriyesi nedeniyle yurdumuzun pek çok yerinde anma törenleri tertip edildi. Herkes anladığı kadarıyla, dilinin döndüğünce Erbakan’ı anlattı. Kimileri içten samimi duygularla, kimileri siyasi beylik laflarla, kimileri de inceden alayla kurdular cümlelerini.
Yolunu kendilerine yol edinenler var ülkemizde. Her türlü anlaşmaya ve stratejik müttefikliğe razı olup hayatında hiçbir dava karşıtı ile yoldaşlık yapmayan Erbakan’ı kendi fiillerine referans gösterenler çıktı. Onun yolunda olduğunu söyleyip anlattığı bunca şeyden habersiz bir hayat sürenler de var. Milli Görüş davasına sahip çıkma adına Milli Görüşle bağdaşmayan işlere davayı kamufle edenler de var elbette. Bir de katışıksız, saf bir duygu ile samimi Milli Görüşlü olup, her ne pahasına olursa olsun davasına sadık olanlar var.
Sudan bahanelerle birbirlerine ağza alınmayacak sözler sarf edenler de Onun yolunda olduğunu söylüyorlar. Oysa düşmanına bile kibar bir şekilde hitap ederdi Erbakan. Yaşarken bir kardeşinin davanın dışına itilmesine razı olmazdı kendisi ama Onun yolunda olanlar birbirlerini hainlikle, davaya ihanetle suçluyorlar. Teşkilat çalışmalarına katılmak bir kenarda dursun çalışanları gördükçe inceden alay edenler de yolunu yol edinmişler. Milli Görüş’e tabi olduğunu söyleyip hayatında davasından eser barındırmayanlar da hep o yolun yolcusudurlar. Kişi var kendinde, ailesinde, işinde Milli Görüşle uzaktan yakında alakası yok. Ama ne hikmetse her ağzını açtığında Milli Görüş de Milli Görüş diyor. Milli Görüş’ü diline pelesenk edenler bir yerlere varmanın hesaplarını yapıyorlar içten içe.
Milli Görüşlüler olarak ciddi bir imtihandayız yine. Zira artık ifrat tefrit arasında ince çizgiye geldik zannediyorum. Elbette Erbakan Hoca bizim liderimiz ve örnek almamız gereken şahsiyettir. Unutulmamalı ki o da bir fani idi ve her nefis gibi ölümü tatmıştır ama fikirleri, “Dava”sı hâlâ yaşamaya devam ediyor. Kendisi din önderi değildi. Siyasi bir lider ve çok iyi bir dindardı. “Dava”sına bağlıydı ve o dava uğrunda son nefesine kadar mücadele etmişti. O, davaya kendisi inandığı gibi binlerce, on binlerce, milyonlarca insanı da inandırdı. Unutulmasın ki önce kendi inandı. Aksiyoner bir liderdi. Takâtının son raddesine kadar mücadele etti. Sadece kendini değil, dava kardeşlerini, ülkesini, Müslümanların tamamını hatta tüm insanlığı kurtarmak için çırpındı. Bu uğurda ne kadar engel çıkarılırsa çıkarılsın karşısına yılmadan mücadele etti.
İmtihandayız dedik ya şimdi Milli Görüş’ü duymamış dimağlara günümüz insanlarının anlayacağı cümleler kurarak yeniden anlatmanın bir yolunu bulmalıyız. Önce kendi nefsimizde yaşayarak ailemize, arkadaşlarımıza, akrabalarımıza ve çevremize yaşantımızla örnek olmalıyız. Bizler her işimizi en iyi şekilde yapmalı ve “işte Milli Görüşlü böyle olur” dedirtmeliyiz. Eğer iş yeri sahibiysek o işyeri adaletin ve başarının adresi olmalı. Şayet “Bunlar işlerinde böyle başarılı ise ülkenin başına geldiklerinde neler yapmazlar” cümlesini kurduramıyorsak insanlara bir yerlerde bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Milli Görüş’e bağlı olanlar birbirlerine sağlam iplerle bağlı değillerse ve kimse kimsenin halinden anlamıyorsa biz bir şeyleri yanlış anlamışız sanırım. Eğer bir oy için kahvede oyun oynayanı önemseyip dava kardeşin hatırına gelmiyorsa biz aile de kardeş de olamamışız demektir.
Erbakan’ın Hatıratından Bir Kesit
Asker Ağlamaz
“Mahkemenin (Mamak) başkanı olan askeri hâkim, mahkeme bittikten sonra yakın dostumuz olarak bizi ziyarete geldi.
Dedi ki, “Her şeyden önce, size bir şey arz edeceğim”.
“Buyurun nedir o ” dedim.
Anlatmaya başladı. “Ben, asker bir adamım. Asker ağlamaz. Sizin yargılamanızı yaparken ağladığımızı gördünüz. Ben ahdettim. Bugünler geçtiği zaman asker olarak bu ağlamamızın sebebini anlatayım, bu vecibe üzerimden gitsin diye. Benim 90 yaşında bir annem var. Namazlıktan kalkmaz. Ve takvimi de takip eder. Sizin mahkemeniz olduğu günü, bilir. Kapıdan çıkarken, oğlum yine bunların mahkemesine gidiyorsun değil mi Bunlar iyi çocuklardır. Göreyim seni, sakın ha kendilerine bir zarar verme diyerek beni evden göndermiş olduğu için, işte sizin karşınıza geldiğimiz zaman annemin bu tembihatını hatırladım. İşte bundan dolayı asker olduğum halde ağladım. Yoksa asker ağlamaz. Sırf, annemin size olan şefkati ve sevgisi buna neden olmuştur.”
Erbakan’ın Dilinden:
•Namaz dinin direği, cihad ise zirvesidir. Biz siyaset değil cihad yapıyoruz.
•Irak’ta ölen bir tek çocuğun vebalini, yedi sülaleniz alnını secdeden kaldırmasa da ödeyemeyecektir.
•Aşk, azim ve Millî Görüş tekeden bile süt çıkarır.
•Biz mantar zihniyetli değiliz, biz çınar ağacıyız.
•Herkes Milli Görüşçüdür ama farkında değildir.