Yol yorgunu olmak

Abone Ol

Bizi kuşatan şeyler yüzünden, ya da çıktığımız yolda

gereksiz nesneler yüklendiğimizden yürüyüşümüz tavsamalı, aksak ve süreç

bitkinlik ile sonlanıyor neredeyse. Zihinlerimizi allak bulak eden bir mağma

var üzerimizde. Bunlar kimi zaman tanımlanamazlar. İnsan, eşya karşısında,

olayların yoğunluğunda yönsüz ve yolsuz hâle gelebiliyor. Günümüz insanı

edimsiz ve isteksiz.

Gereksizlikler bizi bütünüyle kuşatmış zihinlerimiz bizi

asıl yapacaklarımızdan alıkoyuyor. Düşünme, fehmetme, algılama yetilerimiz

köreliyor. Dolayısıyla asıl yapacaklarımızı yapamıyoruz.

Geçmiş zamanda kimi konforlardan yakınıyorduk. Bunlar

bundan on on beş yıl önce daha çok ev eşyası ile sınırlıydı. Evden sokağa

çıktığımızda bizi meşgul eden fazla bir şey yoktu. Çantalarımız olurdu, onlar da

kitap doluydu. İnsanların meşguliyet alanları farklıydı. Televizyon, koltuklar,

mobilyalar ve benzeri nesneler evlerimizi kuşatmış ve onlarla yoğunlaşılıyordu.

Bugün bunların ötesinde daha farklı nesneler hayatımızda. Hayatımızın her anı

ve alanı etki altında. Ceplerimizde taşıdığımız nesneler değişti. Onlara olan

gönül bağlarımız öylesine kuvvetleniyor ki, onların dışında hiçbir şeyi

göremiyoruz. Bilgisayarlar, en modern cep telefonları, arabalar, yazlıklar, en

lüks konutlar. Tam bir doyumsuzluk hâli yaşanıyor. Biri edinildiğinde bu

yeterli görülemeyebiliyor. Dahası arzulanıyor.

Yaşanmakta olan hayat bu anlamda tam bir bencillik

içeriyor. Bireyler artık tek başlarına yaşamayı tercih ediyorlar. Küçük

daireler veya konutlar. Günü gün eden yaşama biçimi. Kendi dışında hiç kimseyi

görmeme, tanımama duygusu ağır basıyor.

Sorumsuzluk ve yol yürümeme gibi bir hayat anlayışı.

Bu dönüşüm insanlığın asıl açmazı ve dramı.

Serazat bir yolculukta, birey kendi türküsünü

mırıldanırken, yolculuğunda hareketli, devingen ve diri olunuyor. Böylesi bir

yolculukta kayıtsız kalmadan yolun gereklerini yerine getirmek insanı daha

anlamlı kılıyor. Bütün bunlar için yol bilinci gerekli. Ya da bir başka deyişle

yol sorumluluğu.

Eşya veya benzer nesne ve durumlar insana aşırı yük. İnsan

bunların altında eziliyor. Kendini gereksiz nesnelere mahkûm edince yol yürüme

bilincini de yitiriyor.

Müslümanız.

Allah katında sorumluyuz. O nu bilme tanıma, anlama,

kavrama çabası yol için en gerekli olanıdır.

Müslümanız, iman etmişiz. Allah Elçisi bu yolun en önemli

rehberi. Onun yolunda olmak, onunla birlikte yürümek onun gibi olmayı da

gerekli kılar. Eşya ve insan algısı veya yaratılan nesnelere bakış insanı konum

ve durumuna göre belirler. Hangi insan katmanında olduğumuz, hangi gruba dâhil

olduğumuz yol yürüyüş biçimimiz bizi tanımlar.

Müslümanız, yönetim veya yönetilen olmamız veya hangi

konumda bulunursak bulunalım bizim kendimize göre sorumluluklarımız var. Her

insanın sorumluluk alanı ve yükü farklı. Kimileri bunun en ağır olanını,

kimileri de takati oranında yükümlenirler.

Aşırılıklar insanı yorar ve yıpratır. En doğalı gücün

kaldırabilecek kadar olanı.

Şiirsiz bir dünya.

Evet şiir var ve artık benin ve bencilliğin kuşatmasında.

Kendinden ve bunalımlarından başka bir şey görmüyor. Kirli bir hayatın

bulamacında devinip duruyor. Temiz ve duru olanı değil kirli olanı ve karmış

bir yolu tercih ediyor. Bu da onu ve yolculuğunu anlamsız kılıyor. Birey kendi

kirinden veya üzerine sıçrayanlardan kurtulmak yerine o yola sapıyor. Doğru ve

sahih bildiği yol u kirletiyor.

Roman ve öykü de böyle. Bir uygarlığın izlerini taşımak

ve o ruhu yansıtmak yerine saçmalık veya modernlik veya günümüz insanının

absürtlüğüne ortak olmak adına bulaşık olanı tercih ediyor.

Her şeyden önce insan yola çıkmadan ve yolculuğunda

arınmalı. Temiz olanı tercih etmeli. Yol arkadaşlığı da bunun kadar önemli.

Müslümanız, Müslüman olma bilinciyle bireysel olarak da

nasıl yaşanması gerekiyorsa öyle yaşanmalı. Yoksa yürünen yolun ve hayatın

hiçbir anlamı olmaz. Bu hâlle yol da yürünmez. Yürünen yol yol olmaz.