Kültür tarihimiz bize hâlâ sırlarla doludur. Ayrıntılarımızı yeterince bilmiyoruz. Ne olduğunun farkında değiliz.
[Yol yazılarım kesintiye uğruyor, ister istemez. Sıcak bir dönemi yaşıyoruz ve biz bu dönemin yazan tanıklarıyız. Sorumluluktan kaçamıyoruz. Çünkü dilsiz şeytan olmak bize hiç yakışmıyor.]
Mardin, ülkemizin açık hava müzelerinden biri ve bizim medeniyetimizin ruhunu yansıtan önemli özellikleri bulunuyor. İslâm medeniyeti tarihinin en somut örneklerini barındırıyor. Nedense Batı düşüncesine karşı yenilgi ruhunu taşıyanlar kendi uygarlıklarından daha çok yabancıların, özellikle batılıların tarihini ve kültürünü öne çıkarmayı bir hüner belliyorlar. Uzun zaman Kasımiye Medresesi kapalı tutulmuş. Mardin e gidenler daha çok Hıristiyanlara ait kiliselere ve çevrelere götürülmüş.
Saadet Partisi Mardin İl Başkanı sevgili Timurağaoğlu, konferans ve ikindi namazının hemen ardından bizi ısrarla Kasımiye Medresesine götürme düşüncesinde ve biraz da sabırsız davranıyor. Mardin bizim için bir ilk ve bir yenilik. Nereye takılsak orada kalacağız. Akşam vakti de yaklaşıyor. Bir dağın dolambaçlı yolarından ve şehrin girintilerinden Mardin ovasını ayaklarımızın altına alarak Kasımiye Medresesinde kendimizi buluyoruz. Başkan bize bilgi aktarırken ve aktarmak üzereyken zaman doluyor. Müze müdürü ısrarla bizleri çıkarma telâşında. İstanbul dan geldiğimizi, yazı yazdığımızı, birkaç dakika daha izin ricamıza bile aldırmıyor. "Kul hakkı var, ben sizlere izin verirsem başkalarına da vermek zorundayım" diyor. Gene de hızla bazı ayrıntıları aktardıktan ve bizleri dış kapıya çıkardıktan sonra bildiklerini, gayet ustaca aktarıyor.
Medresenin iki mescidi bulunuyor içeride. Girişte sol tarafta Şafiilerin medresesi yer alıyor. Bu mescit Hanefilere ait olanından daha büyük. Gerekçesi, bölgede Şafiilerin daha yoğun yaşıyor olmasıdır. Şafii mescidine giden koridorun sağında kiler yer alıyor. Kilerin duvarlarında geçmişten kalma yağ tabakalarına kümelenmiş tozlar belirgin. İçeri girildiğinde bir serinlik içinde buluyorsunuz kendinizi. O arada başka hücreler de bulunuyor. Mescidin akustiği öylesine düzenlenmiş ki, siz içeride yavaş konuşsanız bile koridorda ve onu çevreleyen hücrelerde rahatlıkla duyulabiliniyor. Şafiilere ait bölme bağımsız. Hanefi mescidine büyük avludan giriliyor.
Kubbede dört noktada boşluklar bulunuyor. Bu boşluklar ses düzenini sağlamada önemli bir etkiye sahipler. Koridorda talebelerin dinlenme yerleri, oturma boşlukları bulunuyor. Talebeyi rahatlatmak ve çalıştırmak için tam bir düzen kurulu. Bu aradan çıkıp avluya girildiğinde ortada bir büyük havuz ve havuzun çevresinde 23 adet öğrenci hücresi bulunuyor. Hücrelere basık ve küçük kapıdan iki büklüm olarak girilebiliniyor. İçi yüksek ve ferah. Aydınlatma mumlarla ve yağlarla yapılmakta. Nedeni öğrenci içeride iken hem dikkat dağılmasını önlemek hem de çalışma disiplinini arttırmak içindir. Burada hiçbir şey nedensiz değil. Her hücrede bir havlandırma bacası bulunmaktadır ve her hücre bir meslek grubuna ait. İlk başta tıpa ait olanı. Bugün tıp dünyasında kullanılan arma orada taşların üzerine kazınmış durumda. Onun hemen yanında eczacılık hücresi. Bir hücrede çok çok üç ya da dört öğrenci yer alabilir. Bazı hücrelerin armaları kazınmış veya sökülmüş. Anlaşılıyor ki, bu medresede çok sayıda öğrenci barındırmıyor. Ama burada eğitim alanlar oldukça iyi yetiştirildikleri anlaşılıyor. Her bilim dalına ait iki hücre bulunuyor Medrese Akkoyunlular zamanında Sultan Cihangir bey oğlu Sultan Kasımiye zamanında yapılmaya başlanmış. Adını da Sultan Kasımiye den almakta. Bu bilim dalları bizim kültürümde önemle yer alan alanlarla ilgilidir. Tıp, Fizik, Kimya, Eczacılık, Fıkıh, Hadis, Edebiyat bunlardan bazıları. Her bilim gruplarının kendi aralarında veya topluca tartışma yaptıkları yerler bulunuyor. Bu öbekler havuz başında tartıştıklarında, konuştuklarında diğer gruplar pek rahatsız olmuyor. Su şırıltısı avludaki sesleri bastırıyor.
Desenler lale ağırlıklı. Lalenin kültürümüzde önemli bir yeri bulunuyor. Yan yana iki boynu bükük laleyi ters çevirdiğinizde 99 sayısı belirmektedir ki, bu, Esmaü l-Hüsnayı hatırlatmaktadır.
Hemen her şey simgeseldir. Her simgenin bir karşılığı bulunmaktadır. Hayatın bütün yönlerini kuşatan bu güzellikleri daha ayrıntılı irdelemek ve incelemek gerekmektedir.