Yol Yazıları ?V-

Abone Ol

Günümüzde arabalarla yolculuk yapmak insan için bir kolaylık. Ama doğanın ve hayatın ayrıntılarını yakalamak ve yaşamak güç.

Niğde yi geçerken akşam güneşi tortop olmuş, kıpkızıl bir güzellik yaymış. Bozkırlarda güneşin batışını izlemek güzel, insan etkileniyor. Her şey gözlerimizin önünden hızla akıp gidiyor. Güneşin batışını arabanın aynasından izledim bir süre. Güneşe ters istikamete gidiyoruz.

Yeni bir geçit. Notlarımı okumada zorlanıyorum. Arabanın titreşiminde aldığım notların bazılarını okuyamıyorum.

Toroslar göründü. Hasan Bey: "Toroslar önümüzde babayiğit gibi duruyor" diyor. Yolumuzu bir çizgi gibi kesiyor. Bu yükselen dağlar nasıl aşılacak

Çaykavak: Rakım 1600. Anadolu coğrafyasını sürekli inip çıkacağız.

Toroslar önümüzü kesiyor, gözlerim korkuyor. Bu dağlar nasıl aşılacak Yayalar bu dağları nasıl aştı zamanında, bu dağlara kimler sığındı savaşlarda, kimler kendine mesken edindi

Saat 20.00. Yollar kıvrımlı, ilerliyoruz. Toroslar burnumuzun dibinde, havasını soluyoruz. Yollar iyice sıkıştı, araçlar ağır ilerliyor. Yol uzadıkça sabırsızlık başlıyor. Bir yanımız demiryolu. Sultan Abdülhamit in Torosları aşarak yaptığı demiryolu. Bağdat, Hicaz demiryolları ve onların serüvenleri gözlerimin önünden geçiyor. O zamanın büyük hayalleri ve erişilen hedefleri. Bugün o hayallerin çok gerisinde duruluyor. İnsanların kendilerini küçük görmelerinin bir sonucudur bu.

Bizim oraya ait bir deyim aklıma geliyor, not düşünüyorum. "Biz sizi hayırla gördük". Bu bir selâm ve esenlemedir. Buna verilen karşılık ise: "Hayırla geldiniz, hayır ve kurtuluş içinde olun" Kürtçedeki kimi deyimler çevrilirken tam karşılık bulamayabiliyor. Her dilin kendine özgü bir mantığı vardır. Bu mantık kendi içinde ruhuna özgü kavramlar üretiyor. İslâm bilinci içinde olanlar millet olma duygusunu ancak böyle düzlemde kavram üretebiliyorlar. Her şeyi hayırla anmak ve hayır dilemek, insan doğasının en güzel yanını oluşturuyor. Bir medeniyet ve kültür kendi kavramlarıyla kendisini de tanımlıyor.

Dostların sevgi iletileri insana güç veriyor. Sanal dünya buz üstüne yazılmış yazıdır. Onu yazıya dönüştürmedikçe ve kalıcı olmasını sağlamadıkça bir anlamı olmuyor.

"Seni sana, seni yollara, seni oralara bırakıyorum. Seni bana, beni başka kollara terk ediyorum." Sanal dünyanın insan üzerinde her sözcüğün etkisi ağırdır. İnsana güç vermesi bakımından önemlidir.

Eskiden insanlar yollara terk olunduğunda, irtibat kesilir, haber alınamaz, tevekkül içinde sabırla beklenilirdi. Bir yerden bir yere varıldıktan sonra, ancak bir mektup ile haber verilebilinirdi. Teknoloji, her şeyi ayağımıza getirmişken, bazen bütün sırlarımızı da açığa vuruyor gibidir.

Yaz ayında, gece ılıklığında, Toroslar ın eteklerinde yolculuk yapmak, insanı bir dünyadan bir başkasına taşıyor. Hasan Durmuş Bey, İstanbul da sabah namazını edadan sonra tek başına, buraya kadar, tam on altı on yedi saat soluksuz sürdü arabayı. Maşallahı var, Allah nazardan korusun.

Adana ya gecenin saat yirmi üçüne doğru vardık. Millî Gazete bürosunda soluklandığımızda yorulduğumuzun farkına vardık. Adana nın sıcağı, geceye rağmen yüzümüzü yalıyor. Adana ya ilk gelişim. Bende ne çok ilkler var, bunu fark ediyorum. Bu geliş de bir geliş olarak sayılmaz.

Adana büro sorumluları ile tanışıyorum ben, diğer arkadaşlarımız onlarla eskiden beri muarefe halindeler pek tabiî.

Akşam yemeğini hafif yiyelim dedik. Karpuz, peynir, domates, zeytin, iyi gidiyor. Televizyonlarda dünya kupası, insanlar televizyonlara kilitlenmişler. Bir süre biz de baktık. Adana büro sorumlularımız, Ramazan bey ve kardeşleri apartmanlarının üst dairesini bizim için boşaltmışlar.

Yol boyunca dostlukların pekişmesi birbirimizi tanımamızı da sağlıyor.

Eskiden beri insanı en iyi tanımanın yolunun yol arkadaşlığından geçtiğini söylerler. Belki de bu yolculuğun bize sağladığı önemli şeyler var. Konferanslarımız sırasında verdiğimiz örneklerden ve anlattıklarımızdan sonra, Gazali nin önemsediğim bir ifadesini sık yinelediğimde aldığım karşılık beni çok daha mutlu etmişti. Gazali, "Aklımı gerdim, gerdim, gerdim, kopmak üzere iken bıraktım." İnsanoğlunun sınırlılığını tanımlayan bu ifadeye aldığım karşılıklar da bunu tamamlayıcı nitelikte. "Tecrübe aklın hocasıdır.", ya da "İnsan akla, akıl tecrübeye muhtaçtır." Geleneğimizin gücünü, birikimini ve yönünü tanımlaması bakımından oldukça önemli vurgulardır bunlar.

Adana da, gece Neşet Bey le ikimiz, apartmanın dördüncü katında, terasta asma çardağının altında uyuduk. Deliksiz bir uyku gecesi. Sabah ezanı ve kuşların cıvıltılarıyla uyandık.

Hayat burada bir başka başlıyor güne. Biz de öyle başladık.

Hayrola