Allah fakirlere yardım etsin.
Kar, tipi, rüzgârla iyice derinleşen yoksulluk.
Yaz böyle değil.
Suya, denize, göle yazılan bir asudelikle,
Domates ekmeğini parlak güneş ışıkları altında yiyip doymakta insanlar.
Ya da bahçesine ektiği birkaç yeşil soğanı ekmeğine katık edebilmekte.
Üç beş zeytinle öğünü geçirebilmekte.
Temiz hava, masmavi bulutlar, sapsarı yakıcı güneş adeta mükellef zeytin ekmek sofrasının yakın dostları.
Zaten fazla yemek de istememekte yazın sıcağında kimse.
Ama kış.
Hava soğuyunca insanlar daha fazla yemek istemekte.
Çoğu insanın yeterince ısınamadığı soğuk hava koşullarında, mutfağına kapanıp sıcak çaylar eşliğinde daha çeşitli, zengin yemek istediği fakat protein ağırlıklı beslenmeden muaf, mağduriyet manzumesi çıkmakta ortaya.
Bu karlı kış günlerinde kara yazgılı yoksullar takılırken zihinlere,
Haberlere de yurttan yoksul insan manzaraları düşmekte.
İnsan onurunu ayaklar altına alan zengin marketlerin duyarsızlığı gün geçmesin ki sosyal medyada paylaşılmasın.
Balıkesir, Edremit ilçesi Akçay’da çekilen görüntüler ancak minik kedilere, ya da kuşlara, hayvanata yapılacak muamele; insanlara reva görülmüştü.
Her zaman olduğu gibi bir zincir market, bozulmaya yüz tutmuş sebze ve meyveleri çöp konteynırına dökmekte.
Ardından hayvan leşlerinin, en pis atıkların atıldığı çöp konteynırına küçük kediler gibi insanlar üşüşmekte.
Çöpe üşüşen insanlar biraz daha iyi durumdaki sebzeleri seçmek için yarışmakta.
Ki orası Doğu ya da Güneydoğu bile değil.
Edremit Akçay.
Ege’nin en zengin yerlerinden.
Toprağı bereketli, üretim yapılan bolluk bir diyar.
Ne ki burada da yoksulların varsıllığı bir ülke klasiği.
Zengin marketler neden ucuzlatmayıp çöpe atıyor; insanlar pahalı alsın, kendileri çok kazansın diye Halk düşmanlığı yapmaktan utanmıyor.
Siz o halkın sırtından her gün kazancınıza milyarlar eklemektesiniz.
Lakin çöpe atacağınız sebzenizi, meyvenizi ucuzluk reyonuna alıp yoksul halkın istifadesine sunarak, hem israf gibi bir suç işlemekten kurtulacak hem fakir dostu olarak anılmanın onurunu taşıyacaksınız oysa.
Bu paragrafta yazdığımı elin Avrupa’ sı yaşamakta.
Kaç kez batı şehirlerinde gördüm, kabuğu kararan muzunu, cildi buruşan elmasını çöpe atmak yerine 1 Euro dan 20 Cente düşürmekte, insanlarda onları paraları ile alıp bir çöp başında onurları kırılmadan sofralarına taşıyabilmekte.
Yazın böyle kaç haberle kahroldum;
“Üretici domatesini toplayamadan tarlasını sürüyor”
Bursa Karacabey’de üretici, satıştan alacağı para, toplama maliyetini karşılamadığı gerekçesiyle domatesleri toplamadan, ürününü toprağa karıştırdı”.
Bazı üreticiler de ürünlerini kepçeyle yerlere döküp ezmiş, halka vermemişti.
Elbet çiftçi de haklı, masraf ediyor, kazanç sağlayamıyor.
Lakin nimete bu nankörlük affedilir gibi değil.
Sen kazanamadıysan, bırak yoksullar sevinsin, kepçe ile ezeceğine, toprağa karıştıracağına yoksullara dağıt yüzlerini güldür.
Bir başka haber, ahvalimizi anlatmakta;
“Türkiye gelir eşitsizliğinde Avrupa birincisi,
DİSK-AR, Türkiye’nin gelir eşitsizliğinde AB ülkeleri arasında birinci olduğuna dikkat çekti, “Türkiye'de hane halkı fertlerinin gelirlerine bakıldığında işveren gelirlerinin çok daha hızlı arttığı görülmektedir.”
Ramazan gelmekte,
İnsanlar daha fazla zorlanacaklar, halkın çoğunluğu emekli ve asgari ücretli; yetkililer insanların hangi koşullarda oruç tutacaklarının muhasebesini iyi yapmalıdırlar.
Zengin marketler, ürünlerini çöpe atmayıp ucuzlatarak, halkına yardımcı olarak daha ahlaklı daha erdemli olmayı öğrenmelidirler.