Gözlerimiz hep geçmişe gidiyor, bir şeyler arıyoruz dünden.
İyi bir şeyler olmalı bu… Dostluğun sağlam bir kale gibi durduğu o günlerde
hayat belki, belki değil muhakkak daha da zordu bugüne göre. Ancak yoksulluğun
içinde alın terine bulanan hayat sıkıntıları yaşasa da bugüne göre daha da
mutlu idi.
Sahi mutluluk zamana göre mi değişirdi Kendisi hep
zorlukların içinden mi çıkıp gelirdi Ya o basit gülüşlerimiz…
Bir tavır, bir davranış, bir hareketle her ne kadar mesut da
olsak mutluluğun bizim içimizde ayrı bir yeri vardır. Kimi zaman sıkıntılar
sonucunda kimi zaman da basit bir ifadeyle hayatımızın güzel renklerini katar
ve besler.
Fakat insanlık hep mutluluk için çaba harcamıyor; bilakis
kendi bencilliğinin pençesinden kurtuluş için bu duyguyu tatmak için
kıvrandıkça kıvranıyor.
Şairlere bakınız şiirlerinde hep sıkıntı ifadeleri; acı,
keder, öfke ve kin…
Siz bakmayın istisnai şairlere… İnsanlık için türküler,
ağıtlar yaktıklarına. Onların fikrinde yatan sadece bir rıza içindir. Ve bu
şairlerin de sayıları bir elin parmaklarını geçmez.
Bir de sahte gülüşler var ya çehrelerde…
Ah bu insanlar rollerini ne de güzel oynuyorlar. Bütün
insanlığı peşlerinde sürüklüyorlar. Sanatçılar gibi.
Politikacılar, topluma hitap eden iş adamları, girişimciler,
oyuncular, yönetmenler…
Ve bir yığın topluluk…
Ve bütün bu insanlar toplumun mutluluğu, refahı için
mücadele ediyorlar!
Ne güzel, ne ala!
Siyasi fikirler ve mücadeleler de hep bu insanlık için…
Hâlbuki uğruna her cephede savaştıkları halk kendi
savaşçılarına ne kadar da yabancılar.
Bu insanların çilesini çekiniz onların kılı dahi
kıpırdamasın.
Bu yüzden savunucuların başlarına gelmedik şey kalmıyor.
Değer mi bu insanlar için, bu topluluk, bu halk için bu mücadele.
Değer mi mahpuslara atılmak, işkence görmek, haksızlığa
uğramak,hakaretlere maruz kalmak! ...
Her gelen kendinden menkul iaşesine bakıyor.
Yalandıkça yalanlıyor.
Yapmadıkları şaklabanlıklar, atmadıkları taklalar kalmadı.
Her devrin adamlarıdır bunlar. Dün vardı bugün var yarında var olacaktır.
Mutluluk senin, benim, onun için.
Mutluluk bütün insanlık için.
Öyleyse iyi bir şeyler yapalım da mutlu olalım.
Bir zamanlar serin ağaçların dallarına salıncaklar
kurulurdu. Sallandıkça mutlu olmanın hazzı yaşanırdı. Şimdi çocukların
salıncakları yok.
Küreselleşen yozlaşmış bu küçülen dünyada ilişkileri dumura
uğratan teknolojik aygıtlarla mutlu oluyor artık.
Mutlu ise eğer çocuklar anlayın işte o kadar mutlular.
Ah vahşi kapitalizm! İnsanların gözüne görünmekle kalmadın
adeta ruhuna girdin. İş, emek, alın teri, adalet, eşitlik, hakkaniyet…
Bu kavramlar insanları nasıl da mutlu ederdi. Şimdi sömürü
çarkının, istismar duvarına çarpılışın serencamı hâsıl olmakta; bugün dünün
mutluluğunu özlemle aramakta ve anmaktadır.
İnsanlar vicdani duygularını kaybetmeye başladıklarında çok
acımasız olurlar. Vicdan, ahlaki hayatta yerini alan güzel davranışlarla
beslenen bir yetimizdir. Onun başını alıp aramızdan kayboluşu insanlık için bir
felakettir.
Bu felakete asla izin verilmemelidir yoksa mutluluk sahte
gülüşlere yerleşir kalır.