Cansuyu yardımlaşma ve dayanışma derneği, 12 ilde ‘‘yoksulum‘‘ diyen bin 188 kişiyle görüştü.
Türkiye‘de yoksulluk algısı araştırmasına göre, yoksulların yüzde 85‘i bin liranın altında aylık gelire sahip yoksulların yüzde 69‘u bir işte çalışmıyor yoksulların yüzde 64‘ü, yoksulluğun en temel nedeninin işsizlik olduğunu belirtiyor katılımcıların yüzde 63‘ü son 1 yılda ekonomik durumunun kötüleştiğini ifade ediyor yoksulların öncelikli beklentisi çalışarak geçimlerini sağlayabilecekleri bir iş bulunması‘‘
"Yoksulum" diyenlerin kendilerini tarifi, Türkiye‘de yoksulluğun fotoğrafını ortaya çıkardı. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, yoksulluk, yoksullara yapılan yardımlar ve yardım kuruluşlarına ilişkin algıların hem yoksulların hem de yardım edenlerin bakış açısından ortaya konulması amacıyla Türkiye‘de Yoksulluk Algısı Araştırması yaptı.
Araştırma, 12 ilde 2 bin 413 kişinin katılımıyla gerçekleştirilirken, bu kişilerin bin 188‘i, durumunu ‘‘yoksul‘‘ olarak nitelendirenlerden seçildi. Araştırmaya göre, yoksulların yaş gruplarına göre dağılımında ilk sırayı 25 yaşından küçük gençler (yüzde 24.7) oluşturuyor. Bu durum, genç nüfus içindeki işsizlik oranının yüksek olmasıyla açıklanıyor. Yaş ortalaması yükseldikçe katılımcıların yoksulluk algısı da değişiyor. Belli bir yaş düzeyine ulaşanların temel ihtiyaçlarını karşılayabildikleri, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla tatmin duygusunun güçlendiği görülüyor.
Yoksulluk algısı evli insanlarda daha yüksek düzeyde seyrediyor. Kendilerini yoksul olarak değerlendirenlerin yüzde 61‘ini evliler oluşturuyor. Bu sonuçta, evli bireylerin bekarlara göre hayatın zorlukları ile daha fazla mücadele etmeleri ve ailenin temel ihtiyaçlarını karşılamak açısından daha çok çaba harcamalarının etkili olduğu belirtiliyor.
Eğitim durumları açısından değerlendirildiğinde yoksulluk algısı taşıyan katılımcıların yaklaşık yarısını (yüzde 48.6) ilköğretim mezunları oluştururken, bu sıralamayı lise mezunları (yüzde 21.8) ve üniversite mezunları (yüzde 15.8) takip ediyor. Eğitim düzeyi düşük ve belli bir niteliğe sahip olmayan iş gücü sınıfının, aynı zamanda toplumun en yoksul kesimini oluşturduğu, bunun yanında eğitim düzeyi yükseldikçe kişilerin iş bulmaları kolaylaştığı gibi, yoksulluk düşüncesinin de etkisini yitirdiği ifade ediliyor.
Yoksulların yarısı apartman dairesinde, dörtte biri gecekonduda oturuyor. Geri kalanlar ise çoğu gecekondu niteliğindeki müstakil evlerde yaşıyor.
Ekonomik sıkıntı içerisinde bulunan bireylerin bu sıkıntıları aşmak için kullandıkları yöntemlerin başında komşu ya da akrabalardan borç para almak (yüzde 25) geliyor.
Türkiye‘de aile dinamiklerinin kendi içinde dayanışma duygusunu güçlü bir şekilde koruduğunu gösteren bu yaklaşımın yanı sıra, katılımcıların birtakım ihtiyaçlarıyla ilgili tasarruf önlemleri almaları da (yüzde 24.5) iç yapı desteğiyle sorunların üstesinden gelme arzusunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte ekonomik sorunlarını aşmak düşüncesiyle ek iş yapmak isteyenlerin oranı (yüzde 18.8) mevcut iş koşullarından elde edilen paranın maddi rahatlamayı sağlayacak yeterlilikte olmadığını gösteriyor. Yoksulluğun harcamalara etkisi değerlendirildiğinde, katılımcıların yüzde 41.9‘u ilk olarak sosyal aktivitelerinde, yüzde 34.7‘si de ilk olarak giyim harcamlarında kısıtlamaya gittiğini belirtiyor.
5 kişiden birinin düzenli işi var
Kendini yoksul olarak tanımlayanların yüzde 69‘u bir işte çalışmıyor. Yoksullar arasında sürekli bir işe sahip olanların oranı ise yüzde 20‘de kalıyor. ‘‘Son bir yılda ekonomik durumunuzda nasıl bir değişim yaşandı‘‘ sorusuna, katılımcıların yarısından fazlasının (yüzde 63.5) ‘‘kötüleşti‘‘ yanıtı vermesi de dikkati çekiyor. Aynı gelir durumunu muhafaza ettiğini belirtenlerin oranı yüzde 32.1‘e, ekonomik durumunun iyileştiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 4.4‘e karşılık geliyor.
Yoksulların yüzde 52‘si Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı olarak sağlık hizmeti alıyor. Yeşilkartlıların oranı ise yüzde 21.4.
Katılımcıların yüzde 37.5‘i kendilerine meslek kazandırılması halinde mevcut durumlarından kurtulacaklarını ifade ediyor. Meslek sahibi olup da uygun bir iş bulunması halinde yoksulluktan kurtulacaklarını düşünenlerin oranı yüzde 22,5, devletin ya da insani yardım kuruluşlarının yapacağı yardımlarla yoksulluktan kurtulmayı bekleyenlerin oranı yüzde 21. Yoksulluktan kurtulmak için herhangi bir çözüm olmadığını düşünenlerin oranı ise yüzde 15,1.
Geri çevrilen az
Yoksulluktan yakınan bireylerin yardım taleplerinin karşılanmasında genel olarak olumlu bir tepki ile karşılaştıkları görülüyor. Katılımcıların yüzde 71‘i herhangi bir kişi, kurum veya dernekten yardım talebinin geri çevrilmediğini belirtiyor.
Kendilerini yoksul olarak niteleyen katılımcıların yoksulluktan kurtulmak için yakın çevrelerinden en öncelikli beklentilerinin ‘‘çalışarak geçimlerini sağlayabilecekleri bir iş bulunması‘‘ (yüzde 50) olduğu görülüyor.
Yakın çevreden eğitim, sağlık, yiyecek, giyecek, yakacak ve barınma gibi ihtiyaçların karşılanmasına yönelik bir beklentinin çok sınırlı düzeyde kalması (yüzde 4), buna rağmen aylık düzenli para yardımı yapılması konusunda daha istekli davranılması (yüzde 18,9) yoksul bireylerin ihtiyaçları ile ilgili harcamayı kendilerinin yapmak istemesi şeklinde yorumlanıyor.
"Asgari ücret, yoksulluk yerine açlık sınırında"
Yoksulların yüzde 85‘i bin liranın altında aylık gelire sahip. Bu oranın yüzde 29‘unu 500 liradan az gelire sahip olanlar oluşturuyor. Yüzde 8‘lik bir kesimin ise hiç geliri bulunmuyor.
Katılımcıların yaklaşık yarısının (yüzde 47) aylık gelirinin 500-1000 lira arasında yoğunlaşmasının, toplumun yoksulluğa bakışını yansıtması bakımından dikkat çektiği belirtiliyor. Bu durumun, katılımcıların asgari ücret olarak belirlenen ücretin neredeyse 2 katına ulaşan gelir politikalarını yoksullukla eşdeğer kabul ettiklerini gösteriyor. Mevcut koşullarda asgari ücretin yoksulluktan ziyade açlık sınırını belirleyen bir özellik taşıdığıvurgulanıyor. Araştırmaya yansıyan toplumsal algının, yoksulluğun sadece temel ihtiyaçların karşılanmasıyla ortadan kalkmadığı ve sosyal gereksinimlerin de karşılanabileceği adil bir gelir dağılımının gerekli olduğunu gösterdiği belirtiliyor.
Katılımcıların yarısından fazlasının (yüzde 56) kirada oturması, yoksullaşmanın barınma ihtiyacı ile orantısal bir bağı olduğunu ortaya koyuyor. Kendi evinde oturan ve buna rağmen yoksul olduğunu belirten katılımcıların yüzde 33‘lük oranı da dikkat çekiyor.
Temel neden işsizlik
Araştırmanın dikkat çeken diğer bazı sonuçları şöyle: -Katılımcılar öncelikli ilk üç ihtiyacı gıda (yüzde 29.9), barınma (yüzde 18.9) ve sağlık (yüzde 14.5) olarak sıralanıyor.
-Yardım kuruluşlarının yürüttüğü kampanyalardan veya yoksullukla mücadele konusunda geliştirdiği projelerden katılımcıların yüzde 90‘ının bilgisi yok.-Yoksulların yüzde 64.8‘i, yoksulluğun en temel nedeninin işsizlik olduğunu belirtiyor. Yapılan iş karşılığında hak edilen ücreti alamamaktan kaynaklanan bir yoksulluk sorunu olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 20.
-Yoksul kişilerin yardım almak için başvurduğu kurumlar sıralamasında belediyeler ön plana çıkarken (yüzde 26.5), bu sıralamada muhtarlıklar da (yüzde 22.6) önemli bir yer tutuyor.
-Yoksulların yardım alınacak kurum konusundaki tercihi devlet kurumlarından yana. Katılımcıların yüzde 86‘sı öncelikle devletin yardım kuruluşlarından yardım almak istiyor.