Siyasi hayatımız 1960’lara geri dönmüştür. Çünkü siyaset,
fikri temellerinden sürekli uzaklaştırılıyor. Mevcut siyaset, bir mefkureye
karşı olma, bir fikri sorunu çözme veya kuvvetli bir paradigma oluşturma yerine
karşılıklı güç devşirme olarak sürdürülmeye çalışılıyor. Ve maalesef toplumun
sağcılaştırılarak kimliksizleştirilmesi de söz konusudur.
Siyasetin omurgasızlaştığı böyle bir dönemde acaba hangi
zihni çalışmalarla pergelin sabit ucunu yeniden güçlendirebiliriz
Bugün, batı yanlısı, gözü batıya kaymış zihniyetlerin hiçbir
fikri ve sözünün kalmamış, hem kuruluşlarıyla, hem de değerleriyle çökmüş
olması pergelin sabit ucuna yatırım yapılması için yeterlidir. Üstelik,
yıllardır baskılar altında eğilmeden, inançlarından taviz vermeden,
çizgilerinden sapmadan beşeriyetin sorunlarını çözmek için yeni yol ve
yöntemleri arayanların yapacağı çalışmalar dışında geleceğe ışık tutacak başka
çalışma da kalmamıştır. Bu yüzden yerimizi net bir biçimde ifade etmek
durumdayız. Bu ise, bildiklerimizle amel etmeyi, bilmediklerimizi de öğrenmeyi
gerekli kılıyor.
İnsanımızın referanssız kaldığı, kapının nasıl aralanması
gerektiğini bilemediği bir dönem yaşıyoruz. Üstelik referans arayışında olsa da
ağır bedeller ödemeye zorlanması ve bu bedel ödemekten kaçış, sorunları
kördüğüm noktasına sürüklemektedir. İnsana, et ve kemik yığını olmadığını,
iradesiyle olaylara ve şartlara yön verebileceğini yeniden keşfettirecek siyasi
formatlamaya ihtiyaç var! Bu sayede, haktan yana, insanlıktan yana olanlarla,
zulümden ve sömürüden yana olanların safları netleşmiş olacaktır. Elbette bunu
alışılmış siyasal ıstılahlarla yapmamız mümkün değildir. Çünkü, otuz sene önce
emperyalizm soyuttu fakat şimdi somut…
Düşünce nimeti en kıymetli nimettir. Cenab-ı Allah’ın en
büyük nimeti imandan sonra akıldır. Bu yüzden fikri çalışmalar bedeni
çalışmalar kadar hatta onlardan daha önemlidir. Milletimizin tercihleriyle
çizilmiş bir coğrafyada millet aleyhine olacakları engellemeye, millet lehinde
olacakları hızlandırmaya çabalamak en önemli çalışmadır. Bu önemin farkına
varmak, heyecanı arttırmak, azmi ve aşkı kuvvetlendirmek için de gerekiyor.
Maksadımızın gönül eğlendirmek değil tam tersi aşkımızı ve azmimizi bilemek
olduğunun şuuruna varmalıyız.
Bu ülkede denenmemiş hiçbir siyasi parti kalmamıştır. Son on
yıllık iktidar da deneme yanılma yolunun son adımı olmuştur. Ortaya çıkan
gerçek ise, içinde millet sevgisi olmayanın bu ülkeye vereceği bir şeyi
kalmadığıdır. Ama milletini sevenler ümitvar olsun. Çünkü, fedekârlığı öldüren
reel politik uygulamalar, kendisini kurtaracak bir fedekâr bulamayacağından
meydan yine milletini sevenlere kalacaktır. Milletini seven pergelin sabit
ucuna yatırım yapsın. Yoksa siz hâlâ günü kurtarmanın peşinden mi gidiyorsunuz