İNCİRLİK’İN yabancı ülkelerce kullanılacağına dair anlaşma olduğu açıklanınca, sadece kendim duyacak şekilde, “eyvah!” dedim. O anda düşüncelerimi kendimden başkasına söylemedim, yazmadım. Zira ne vakit böyle bir anlaşma olsa, ülkemiz çok büyük sıkıntılara mâruz kalmaktaydı. Bilhassa 2003’ten sonra… Körfez Savaşı esnasında, daha sonra “Çekiç Güç”ün ülkemize gelmesinden sonra ülkemiz sancıdan kıvranmaya başladı. Taşeron terör örgütü, Çekiç Güç’ün gölgesinde ve himayesinde yapacağını yaptı. Yüzlerce şehit verdik. Sonunda merhum Erbakan’ın Başbakan olduğu iktidar pek çok güzel icraatlarına bir yenisini ekleyerek Çekiç Güç’ü ülkemizden gönderdi. Ondan sonra terör hâdiselerinde hızlı bir düşüş oldu. Şimdi yine mâhut anlaşmanın hemen akabinde terör hâdiseleri tırmanmaya başladı. Bilhassa güvenlik kuvvetlerine karşı hâince saldırılar arttı. Son olarak, Jandarma Binbaşı Arslan Kulaksız’ın ve Piyade Uzman Çavuş Ziya Sarpkaya’nın şehit edilmeleri yüreğimizi dağladı. Bu değerli vatan evlatlarının, şehit polislerimizin ve terörde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın bir kılına bin Amerika’yı değişmem. İşte tam da yüreğimizin kor gibi yandığı bu noktada yüksek sesle soruyorum: Ne oluyor beyler, nedir bu 90 senedir başımıza gelenler Yoksa bizler “gizli esir” mi olduk
Geçen asrın başında bu ülke insanları topyekûn şanlı bir mücadele verdi. Cephelerde “Allah! Allah” sedaları yankılandı. Yüz binlerce şehit verdik. Peki, zaferden sonra neler oldu Tek Parti-Tek Şef devrinde, yani bugün koalisyonun bir ayağını teşkil etmesi gündemde olan CHP’nin tek başına iktidar olduğu devrede bu ülke insanlarının inanç değerleri temelinden yıkılmak, kökten silinmek, değiştirilmek istendi. GDO’lu ürünler gibi, “Genetiği değiştirilen bir nesil” yetiştirilmeye çalışıldı. O günden sonra da ülkemizde sancılar bitmek bilmedi.
NATO’ya girmek uğruna Kore savaşı’na katıldık. Evet, Mehmetcik siyasîlerin yanlış kararına rağmen zaferler kazandı, ama ağır bir bedel ödedik. Peki, belki on Türkiye inşa edecek kadar masraf yapmamıza rağmen NATO’nun bize ne faydası oldu İşte şimdi sınırlarımızdan alevler fışkırıyor. NATO ise yalnızca “kınayarak (kına yakarak değilmiş) tam destek vermekle” yetiniyor. Peki, BM’nin bize ne faydası oldu Beş şergada ağa’nın borusu ötüyor. Diğer ülkeler kös dinler gibi seyretmekten başka işe yaramıyor.
Peki, AB’ye girme uğruna nelerimizi fedâ ettik Yalnızca AKP iktidarı zamanında on bine yakın kanun çıkartıldı. (Halkın canını fena halde yakacak, hürriyetleri tahdit edecek, inancımıza ters olanları ayrı bir mevzu)
Şöyle bir geriye dönüp 90 yıla bakın: Devamlı taviz, devamlı taviz… Devamlı geçen asrın başında ülkemizi işgâl edenlerin dediklerine evet demeler, devamlı onlara benzemeye çalışmalar… Sahi ne oluyor beyler !.. Bizim kendimize has tarihimiz, değerlerimiz, yürüyüşümüz yok mu Biz o malum ecnebilerden, onların komitelerinden ne fayda gördük Ya da onlardan bize ne hayır gelir Bu ülkenin “âkil insanları” (Bana göre ülkenin bütün insanları (tımarhanede yatanlar hariç) âkil insandır) geliniz baş başa verip düşünelim: Sahi neden hep tâviz veren biz oluyoruz Neden İstanbul işgâl edildiğinde Galata Kulesi’nin üzerindeki İngiliz bayrağına, işgâl kuvvetlerinin harp gemilerinin üzerindeki bayraklara öfke ile bakıyorken, şimdi ülkemizdeki düzinelerle ecnebi bayraklarına bön bön bakıyoruz Neden “bu ülkede bir tek ay yıldızlı bayrak dalgalanır!” demiyoruz. Bize ne oldu Yoksa bağımsızlık, falan hikâye mi Yarın rûz û mahşerde o yüz binlerce şehid ve gâzi ecdâdın yüzüne nasıl bakacağız “Biz bunun için mi can verdik Bu cennet vatanda kahraman güvenlik kuvvetleri mensupları kalleşçe vurulsunlar, kardeş kardeşin boğazına sarılsın diye mi Ecnebi bayrakları üslerde, göklerde dalgalansın diye mi ” derlerse onlara ne cevap vereceğiz Sayın idareciler, eliniz kolunuz ve de diliniz bağlıysa, bizlere kaş göz işareti yapın, biz anlarız ve gereğini yaparız. Yeter artık!..