Yiyecekleri zakkum olanlar

Abone Ol

Ramazan bizim için her anlamda bir tefekkür ayıdır. Kendini bekletmeye alma, tüm heva ve heveslerini durdurma, nefsini dinlendirme ve dinleme ayıdır. Yığıp durduğumuz günahlarımızı azaltma, tıktıkça tıktığımız midelerimizi rahatlama ayıdır.

“Bir ayınızı bana adayın ve durup gidişatınıza göz atın” der Rahman bize. Bu ayda hiç olmadığı kadar O’na kulak vermemizi ister. Bu ayda hiç yapmadığımız kadar düşünmemizi, anlamamızı bekler.

Koskoca bir yılın bir ayını yoğun bir şekilde Rabbimize ayırmak fikri bize de çok sıcak ve cazip gelse ve her Ramazan öncesi bu ayı en güzel şekilde değerlendirmek üzere içimizde bir umut büyütsek de yaşadığımız açlık ve susuzluk, çoğu zaman hayırlı adımlar atmamızı engeller.

Sahi günler ne kadar da uzun ve açlık ne kadar da zor değil mi Hele susuzluk

Başka hiçbir zaman bu denli anlayamayacağımız açların halinden az da olsa anlarız bu ayda. Akşam iftar sofrasında yiyecek yemekleri olmadığı ve zaten günlerdir de aç oldukları için çaresizlikten intihar eden babanın acısı, aç olan ama akşam sofrası için düşündüğümüz çeşit çeşit yiyeceklerle birlikte oturur midemize. Yutkunmak isteriz, yutkunamayız. Yüzümüz kızarır. “Senin tuttuğun da oruç mu” deriz kendi kendimize.

Ya da mazlum ve mağdur coğrafyalardaki kardeşlerimizi düşünürüz. Sahurlarını gizli yapan, iftarlarını bomba sesleriyle açan, bir bayram yaşamayacakları halde yine de bizden daha feyizli ibadet eden insanlarla yüreklerimizi yan yana getirir ve onların gayretinden biraz da bize dokunsun isteriz.

Akşama kadar midemiz çalışmadığı, beynimiz de midemize yönelik çalışmadığı için çok daha berrak bir zihinle düşünme fırsatı bulur, belki pek çok şeyi düşünüp ibret almaya imkân buluruz. Varsa çeşitli işlerimiz yapar ama mümkün olduğunca kendimizi rahatlatmaya, az da olsa günün bir kısmında uyumaya çalışırız.

Sonra akşam olduğunda ve ezanlar okunmaya başladığında soğuk sularla, hurmalarla oruçlarımızı açar, buz gibi meyve sularıyla, çeşit çeşit yemekler ve farklı meyvelerle açlığımızı gideririz. Sanırız ki bu günlük bize ayrılan ibret saati programı bitti. Fakat belki de üzerimize alınmamız gereken en büyük dersi ve mukabelelerde defalarca kez okuduğumuz Kur’an’ımızın pek çok ayetinde bize işaret edilen hakikati düşünmeyiz.

Evet, bu dünyada ne kadar uzun günlerde oruç tutarsak tutalım, Rabbimizin verdiği nimetlerle açlık ve susuzluğumuzu bir şekilde gideriyoruz elhamdülillah. Fakat kutsal kitabımızda cehennem ehline “acıktık” dedikleri zaman darı dikeni veya zakkum ağacı, “susadık” dedikleri zaman ise kaynar su verileceğini okuyoruz da bunu kendimize yormak çoğu zaman aklımıza gelmiyor.

Oysa Ramazan en çok da bunu düşünmek içindir. Akşamına tamamen geçecek bir açlıkla sonsuz açlığı, birkaç bardak suyla kanacak bir susuzlukla sonsuz susuzluğu kıyaslamamızı ve ona göre tedbirler almamızı ister Mevla’mız.

“Şüphesiz zakkum ağacı günahkârların cehennemdeki yiyecekleridir. Zakkum ağacı erimiş maden gibidir. İnsanların karnında tıpkı sıcak suyun kaynaması gibi kaynar.”  Der ve cehennemi hak edecek her türlü hareketten kurtulmamızı ister.

“Eğer onlar (susuzluktan) feryad ve yardım isterlerse (kaynamış ve) kaim bir sıvıya benzer, yüzleri kavuran bir su ile yardım olunacaklar”  der ve tüm kötülüklerimizden sıyrılmamızı bekler.

Büyük olsun küçük olsun günahlarımız, nefsimizi hesaba çekmemizi, tevbe etmemizi, kendimizi temizlememizi öğütler.

O halde geçip gitmekte olan misafiri biraz daha iyi anlayalım. Bir yıllık kirlerimizden arınabilmek ve sonsuz cennet nimetlerine nail olabilmek için Ramazan fırsatını kaçırmayalım.

Herkes kendi nefsini tanır elbette. Namaz mı kılmıyoruz, içki mi içiyoruz, tesettüre mi riayet etmiyoruz, anne baba hakkını mı gözetmiyoruz, gıybet mi yapıyoruz, yalan mı söylüyoruz, harama mı bakıyoruz, haram lokma mı yiyoruz, faize mi bulaşıyoruz, Allah’ın dost bildiklerine düşman, düşman dediklerine dost mu diyoruz, gönül mü incitiyoruz, mazlum ah’ı mı alıyoruz, zina mı ediyoruz, haksız yere cana mı kıyıyoruz, zalimliğimizle insanları mı inletiyoruz, zulmün karşısında sessiz mi kalıyoruz, cihad farzını başka nesillere mi bırakıyoruz… Her ne varsa biriktirdiğimiz günah, hepsinden sıyrılmaya cehd edelim.

“Şayet zakkum ağacından (onun suyundan) bir damla dünya denizlerine düşseydi bütün insanların yaşamlarını alt üst ederdi. Peki ya, yiyecekleri zakkum olanların hali nice olur ”

1) Duhan Suresi: 43

2) Kehf Suresi: 29

3)  Tirmizî, Sıfatü Cehennem: 4; Hâkim, el-Müstedrek: 2/294