Yirmisekiz Kasım İkibinyirmibir

Abone Ol

Pazar günü (28 Kasım 2021 Pazar) sabah ezanına iki saat kala gece dördü yirmi geçe telefon çalıyor. Saat ikide yatmışım daha yatalı iki saat olmuş. Babam arıyor. Korkarak açıyorum telefonu, “Oğlum annen gitti” diyor. “Nasıl yani, ne, neden, ne oldu baba?” diyorum. “Oğlum annen Allah’ın rahmetine kavuştu. İlk önce seni aradım. Daha kimsenin haberi yok. Herkes uyuyor, kimseyi arama” diyor. Sadece kendi sesine yeğenimin uyandığını söylüyor. O an kafamda her şey uçup gidiyor. Kafam duruyor. Aklım çalışmıyor. Yeğenimi arıyorum, “Deden ne diyor, rüya mı gördü yoksa” diyorum. “Dayı nenem vefat etti” diyor. “Tamam yeğenim” diyorum telefonu kapatıyorum. Eşimle birlikte birbuçuk saat gözyaşından sonra eşim bilet bakmayacak mısın diyor. Uçak bileti alınabilecek telefondaki uygulamayı açıp ben işlemi yapayım sen takip et yanlış yaparsam uyar ayrıca ben bugün gideyim siz de çocuklarla yarın gelin diyorum, normal şartlarda gideceğin gün Kahramanmaraş’a uçak bileti bulmak zordur önceden almak gerekir ama bir tane bilet buluyorum…

Mahalledeki iki taksi durağını arıyorum, birinde araç var. Taksiye binince takside sigara içmek yasak ve maske takmak zorunlu olduğunu bildiğim için şoföre, “Annem vefat etti, dokuzbuçuk uçağına yetişmem lazım, ya ağlayacağım ya sigara içeceğim” diyorum. Taksici, “İç hocam, sana serbest” diyor. Allah’tan taksici dinli imanlı biri, rahmet diledikten sonra dünyanın geçiciliğinden asıl yurdun ahiret olduğundan bahsediyor yol boyu. İstanbul Havalimanı’na bir saatlik yolda beş tane sigara içmişim takside. “Benim kafam karışık beni İç Hatlar’ın kapısında indir” diyorum. Orada indiriyor, sabah saat sekiz ama hava yağmurlu ortalık halen karanlık, güvenlikçiyi göstererek onun bana yardımcı olacağını söylüyor. “Annem vefat etti, dokuzbuçuk uçağına yetişmem lazım” diyorum güvenlikçiye. Hemen gideceğim yeri tarif ediyor, güvenlikten geçerken insanlar talep etmediğim halde sıralarını bana veriyor baş sağlığı dileyerek. Bekleme salonuna varıyorum. İçimden sürekli kaynayıp geleni tutmak için dişlerimi sıkıyorum, sürekli bir öte bir beri gidiyorum. Bu arada haberi alan dostlarım arıyor baş sağlığı için. Ağabeyimi arayıp, “Ben şu an havaalanındayım, uçakla geleceğim, ben gelmeden mezarlığa götürmeyin, annemi son kez görmek istiyorum” diyorum. Ağabeyim beni bekleteceklerini söylüyor. Uçak rötar yapıyor, saat onbirde kalkacağı bilgisi veriliyor. Görevliye sigara içilecek yer olup olmadığını soruyorum, terasta var diyerek tarif ediyor. Terasa gidiyorum, birbuçuk saat içinde on tane sigara içiyorum. Onbirde uçak kalkıyor. Saat oniki ellide Kahramanmaraş’a iniyorum. Yeğenim beni arabasıyla alıyor, hastaneye gidiyoruz. Hastanenin morgunda ağabeyim yüzünü açıyor, gülümsüyor gibi, görür görmez saatlerdir içimden kaynayıp gelen sesli bir şekilde taşıyor…

Bir gün önce yani 27 Kasım Cumartesi günü kahvaltıda eşime rüyamı anlatmış, “Annem beni bekliyor” demiştim. Eşim, “Öyle deme annem iyileşecek inşallah” demişti. 29 Kasım Pazartesi gününe bilet almıştım, bir ay yoğun bakımda kalmış yeni çıkarılmış annemi canlı olarak göreyim diye memlekete gidecektim. 28 Kasım Pazar günü, beni beklemedi…

Cenaze çok kalabalık, şehrin çeşitli mahallelerinden ve şehir dışından gelen aile dostlarımız, tüm akrabalarımız, yakın dostlarımız, tanıdık tanımadık bizi yalnız bırakmadı, mezarlıkta dağ taş insan. Kur’an okundu, dualar yapıldı. Mezarlıktan döndükten sonra… Sonraki gün gece yatağa yattıktan sonra düşünüyorum şu an ne yapıyor diye. Düşündükçe anneme sonsuz bir özlem duyuyorum…

Vefat edenin özel eşyaları toplanır, varsa çocukları hatıra olarak alacaklarını alır, çoğu ihtiyaç sahiplerine dağıtılır. Üç gün sonra ağabeyimin arabasıyla annemin özel eşyalarını toplamaya gidiyoruz eşim, ablalarım, ağabeyim ve babamla. Eve yaklaşırken kırk yıldır bildiğim ve her yaz gittiğim ev bana çok yabancı geliyor. Babamın evi bahçenin içindedir. Sonbaharda ağaçların sapsarı yaprakları yere dökülmüş, hüzünlü ruhumuz daha da hüzünleniyor. Dış kapıdan eve girince hepimiz içimizde tutmakta güçlük çektiğimizi artık bırakıyoruz. Bir müddet sonra işimizi görüyoruz. Daha sonra Kur’an okuyoruz, dua ediyoruz. Ben evin girdiğim her odasında annemin kokusunu alıyorum. Her zaman yaptığı gibi annem sanki az sonra bahçeden elinde bir elmayla gelecek, “Al oğlum bunu sana getirdim ye bakalım” diyecek…

Yaslandığım dağ gerçek yurda göç eyledi!

Not: Annemin vefatından dolayı cenazeye iştirak eden, telefonla arayan, mesaj atan, taziyede bulunan, sosyal medyadan yazan, dua ederek başsağlığı dileyen bütün dostlara, değerli şair ve yazarlara, gazetemizin değerli yazar, yönetici ve çalışanlarına, kıymetli okurlarımıza, saygıdeğer gazeteci ve siyasetçilere, acımızı paylaşan tanıdık tanımadık herkese çok teşekkür ederim.