Ülke ekonomisinin içine düştüğü sıkıntılı durum, sokaktaki vatandaş kadar ekonomiye yön verenleri de huzursuz ediyor.
Ekonomiyi rayına oturtmak için almış oldukları önlemlerin bir türlü sıkıntıyı giderememesi karşısında “önümüzdeki yıllara” yönelik randevular veriliyor.
İktidar sözcüleri, ekonomiyi rayına oturtmak için gereken önlemleri aldıklarını iddia ediyorlar.
Geçim sıkıntısı çeken kitleler “ne zaman düzelecek” diye soruyorlar. İktidar sözcülerinin verdiği cevap “öyle hemen olmaz, hele biraz dişinizi sıkın” mealinde oluyor.
Ekonominin ancak “önümüzdeki yıllarda” rayına oturabileceği müjdesini(!) veriyorlar.
Oysa bu haber müjde(!) olmaktan çıkalı yıllar oluyor.
Zira yıllardır hep aynı şey söyleniyor.
Ama bir türlü söylenenlerin hayata geçtiği görülmüyor.
Önümüzdeki yıllar müjdesinin(!) temelinde elbette “Mart Şubat’tan iyi olacak, Nisan da Mart’tan iyi olacak” söylemi yatıyor.
Bugün için ekonomiyi düzeltmeye güçleri yetmeyenler, mutlu günler için hep yarınları işaret ediyorlar.
İktidar koltuklarına oturalı yaklaşık çeyrek asır oldu!
Bu süre zarfında hep güzel yarınlara randevu verildi!
Sokaktaki vatandaşlar da “yarın işler rayına oturacak” beklentisi içine girdi.
Ancak bu beklenti bir hayal olmanın ötesine geçemedi.
Ekonomi bir türlü rayına oturmadı ya da oturtulamadı!
Ekonominin rayına oturtulamamasının kuşkusuz birden çok sebebi bulunuyor.
Ama sebeplerin başında “ekonomiyi sadece biz biliriz” inadının sergilenmiş olması geliyor.
“Biz biliriz, biz ne dersek o” yaklaşımları sonunda bugünkü sıkıntıları omuzlamış durumdayız.
Şimdi yine aynı politika izleniyor.
Ve yıllardır gerçekleşemeyen bu randevunun şimdi gerçekleşeceği zannediliyor.
Sokaktaki vatandaşın bu tür vaatlere artık karnı tok!
Böyle vaatlere ne inanan var ne de bunların gerçekleşeceğini uman var!
İktidar sözcüleri, bu tür söylemlerle ancak kendi kendilerini avutuyorlar.
Allah-u âlem onlar da söylediklerinin gerçekleşme şansının olmadığını biliyorlar ama böyle konuşmaktan kendilerini alamıyorlar!