Futbol takımlarının transfer çalışmalarını yakından takip
ediyoruz. Kiminin ismini duyunca gülüyoruz, kiminin ismini duyunca da neden
olmasın diyoruz. Her futbol takımı kadrosunu güçlendirmek için kaliteli
isimleri kendi takımlarında görmeyi istiyor. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş
ve Trabzonspor ismi duyulan yıldızları alarak hem tribünlere seyirci çekmeyi,
hem de forma satışlarından kâr yapmayı amaçlıyor. Bunun yanı sıra da tabii ki
Türkiye Ligi’nde şampiyon olmak en önemli hedef.
Türkiye’ye kaliteli yıldızlar gelir mi Şöyle bir geriye
baktığımızda Toni Schumacher, Ferdinand, Jean-Marie Pfaff, Hagi, Taffarel,
Roberto Carlos, Guti, Quaresma, Fernandes, Alex, Sabin İlie, Ricardinho,
Kleberson, Kuntz, Münch, Gunti, Revivo, Rapaij, Van Hooijdonk, Pascal Nouma,
Frank de Boor, Okocha, Popescu, Filipescu, Şota, Madida, Amokachi, Uche, Högh,
Nilsen, Kosecki, Anelka, Ortega, Kewel, Kennet Andersson, Appiah gibi yıldızlar
Türkiye’de top koşturduğunu görüyoruz. Şimdi kulüplerin maddi olanakları eskiye
nazaran daha iyi durumda, özellikle şampiyonluğa oynayan takımlarımızın
antrenman sahaları üst düzeyde. Avrupa Kupaları’nda her ne kadar başarısız
görünsek de yapılan transferlerle dünya futbolunda adımızı sık sık duyuruyoruz.
Ülkemize gelen futbolcuların vergiden muaf olduklarını da düşünürsek bazı yaşı
ilerlemiş yıldızların futbol hayatlarının son transferlerini yapmak için
Türkiye’ye gelmesine şaşmamak lazım.
Fakat, Türk futbolunun lokomotifi olarak tabir edilen
Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’un son on yılda
gerçekleştirdiği yabancı transferlere şöyle bir baktığımızda, çoğunun
fiyaskoyla sonuçlandığını üzülerek görüyoruz. Galatasaray’da Kamerunlu Iorfa,
Yugoslav Kuzmanovski, İngiliz Marsh ve Venison, Pino, Stancu, Sana, Xavier ile
Rumen Lutu; Beşiktaş’ta Polonyalı Zeyer, Perulu Francesco, Arjantinli Nartallo,
Bulgar Letchkov ve Nijeryalı Ohen, Ailton, Higuain, Alves; Fenerbahçe’de
Polonyalı Jakolcewicz ve Soczynski, Yugoslav Tangja, Boşnak Hotiç, Alman
Wagenhaus, Bulgar Kostadinov, İngiliz Atkinson, Rumen Sabin İlie, İspanyol
Guiza, Kemerunlu Bienvenu, Brezilyalı Simao, İspanyol, Josiko, Şilili Maldano,
Rus Beschastnykh ve Brezilyalı Sergio; Trabzonspor’da Yugoslav Petranoviç,
Ukraynalı Shelepnitsky ve Kalitvintsev, Gürcü Katcharava, Beradze, Nemsadze ve
Djamarauli, Rus Litchkin, Çek Rada, Kamerunlu Misse Misse ve İngiliz Campbell,
beklenileni veremeyerek hayal kırıklığına sebep olan oyuncuların başında geldi.
***
Bugünlerde özellikle Fenerbahçe ve Galatasaray’ın ismi
Belhanda ve Sneijder ile sık sık anılıyor. Galatasaray, İnter ve Sneijder ile
anlaştı, fakat yengeyi ikna edemiyor. Bu transfer bilmecesi bir kaç gün içinde
çözülecek. Sneijder gelirse bana göre büyük bir transfer olur. 28 yaşındaki
Hollandalı yıldızın kalitesini tartışmaya gerek yok. Galatasaray’a faydalı olur
mu Uyum sorununu kısa sürede çözerse çok faydalı olur. Böyle yıldızlar özellikle
Şampiyonlar Ligi’ni vitrin olarak gördükleri için sarı-kırmızılılara Avrupa
kupalarında büyük güç katacaktır. Tabii ki Schalke maçında bir kazaya uğramaz
ise…
***
Fenerbahçe ise kronik hastalığını yine yaşıyor. Aziz
Yıldırım dönemi ile birlikte Ortega, Anelka, Kennet Anderson, Roberto Carlos,
Van Hooijdonk, Alex gibi yıldızları seyretme imkânı bulduk. Fakat aynı Aziz
Yıldırım döneminde bir futbolcunun peşinden haftalarca, aylarca koşturup
transferinin gerçekleştiremeyip son anda Simao, Josiko, Bienvenu, Maldanado,
Beschastnykh gibi sıradan futbolcular transfer edilerek hayal kırıklığı da
yaşadık. Fenerbahçe bu sebeple kaç kez Avrupa Kupaları’ndan elendi siz düşünün.
Avrupa’da hüsranla neticelenen sonuçlardan sonra transfer yapılıyor. Çünkü
Fenerbahçe Avrupa’da başarıyı hedeflemiyor. Varsa yoksa Türkiye Ligi
şampiyonluğu düşünülüyor. Fenerbahçeli yöneticiler bir şeyi hep unutuyor:
Türkiye Şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi’nde oynamak için bir araçtır, amaç
değil. Asıl hedef Şampiyonlar Ligi olmalıdır. Takımın değerini, prestijini
vizyonunu artırmak için buralarda başarılı olmak gerekir. Fenerbahçe’de bırakın
takımın değerini düşürmeyi, kaybedilen yıllar ve sokağa atılan paralar kimsenin
umrunda olmuyor. Her seferinde bundan ders alındığını düşünsek de yine aynı
hatalar devam ediyor. Aykut Kocaman’ın istifa krizi ile birlikte geri döndürme
çabaları ve verilen üç yabancı transfer sözünün ardından geçen süre zarfında
bir arpa boyu ilerleme olmaması bizlere yine aynı senaryoyu hatırlatıyor. Biz
bu filmi görmüştük dedirtiyor.