Adı ne olursa
olsun şans oyunu niteliğinde olan, emek veya sermaye riski taşımayan, sonunda
oynayana kazanç veya zarar getiren zar, oyun kağıtları, müşterek bahis gibi her
türlü şans ve talih oyunları, büyük olsun küçük olsun hepsi kumar sayılmaktadır.
Çünkü dinimize göre helâl kazancın, alınterine dayanması gerekir. Böyle bir
oyunu başlangıçta para koymaksızın eğlence ve vakit geçirmek için oynamak da
inceliklerini öğrenerek kumara yol açacağı ve kişide kumar töhmeti doğuracağı
için caiz olmaz. Binaenaleyh Müslümanların bilmeden oynadığı ve bu sebeple
durmadan günaha girdiği bir takım kumarlar vardır ki, bu oyunlar bilhassa
yılbaşında oynandığı için izahına zaruret hâsıl olmuştur. Şöyle ki : a- Millî
ve millisiz bütün piyango biletleri, eşya piyango biletleri kumar olup bunları
almak, satmak kesinlikle haramdır. Bunlardan kazanılan para da gayr-ı meşrudur,
haramdır. Faiz, kumar, rüşvet, piyango v.b. haram yolla elde edilen gelirin
cami, okul yapımında kullanılması veya vakıflara bağışlanması dinimize göre
caiz değildir. Haram kazanç ile hayır yapılamaz. Bunların resmî kurumlar
tarafından tertip ve organize edilmesi, himaye görmesi veya bir kuruluşun,
herhangi bir kurumun menfatına olması onun dînen meşrû ve câiz olduğu anlamına
asla gelmez. Çünkü helal ve haram kılıcı sadece ALLAH Teâlâ dır. Bu hükmü
hiçbir kimse, hiçbir kuruluş ve hiçbir merci değiştiremez. Bunu inkâr eden
kâfir olur. İnkâr etmeden uymayan da günahkâr olur. Hiç şüphe yok ki şans oyunlarından biri olan
piyango da bir kumardır. Çünkü cahiliyye devrinde araplar on adet ok sapı ile
bir nevi kumar ve şans oyunu oynarlardı. Bunların yedisinde bazı paylar yazılı
idi, üçü de boştu. Güvenilir bir kimse, bir torbanın içinden bunları,
katılanlar adına teker teker çekerdi. Dolu çıkanlar maldan hisselerini alır
fakirlere verirlerdi. Boş çıkanlar ise bu malın parasını öderlerdi. Kumarların
belki de en az zararlısı olmasına rağmen dinimiz İslâm bunu da yasaklamış,
ortaya mal ve para konarak oynanacak hiçbir şans oyununa izin vermemiş,
fukaraya yardım edilecekse bunu herkesin, helal kazancından ayırarak yardım
etmesini istemiştir. Kumar toplumda hoş
görülmeyen, kötü bir eylem olarak kabul edilirken ne yazık ki piyango için
toplumda yersiz ve zararlı bir hoşgörü geliştirilmiştir. Zira, resmî kurumlar
tarafından piyangolar tertip edilmesi ve piyango kelimesinin önüne milli gibi
toplum için önemli kavramlardan birinin eklenmesi, piyangonun hak etmediği bir
hoşgörü kazanmasına ve bu da toplum içinde kumarın yaygınlaşmasına yol
açmaktadır. Şu hususu da önemle vurgulamak istiyorum: İnsanları sefalete ve
devamlı bir çıkmaza sürükleyen Kumar belasına özenti de çoğu zaman bu geceye
mahsus olan Yılbaşı Piyangosu ile başlıyor. Kumarın bir türüne bulaşan veya
alışan bir kişi diğer kumar türlerine de kolaylıkla alışabilir. Kumar
alışkanlıkları ise çoğu zaman bir psikolojik hastalık halini alarak kişiyi,
aileyi ve toplumu olumsuz yönde etkileyip sarsabilmektedir. Ülkemiz için
olumsuz gelişmelerden biri de yılbaşı ile piyango arasında kurulan olumsuz
ilişkidir. Adeta bu iki kavram arasına bir şartlı refleks geliştirilmiş ve
sanki piyango bileti almak yılbaşı kutlamalarının olmazsa olmaz şartı gibi
kabul edilmeye başlanmıştır. Zaten kendi yılbaşısı yerine hıristiyanların
yılbaşısını kutlamaya başlayarak kültürel yozlaşma süreci yaşayan toplumda, bir
de piyango yoluyla kumar hoş görülür, yaşanır ve yaygınlaşır olmuştur. Kendi
yerli kültürümüzün hoş görmediği kumar, ilerleme ve aydınlanma (!) amacına
yönelik batılılaşma sürecinin bünyemize soktuğu bulaşıcı bir hastalık halinde
toplum ve fert sağlığını tehdit etmektedir. Bugünün Türkiye sinde bazı resmî kuruluşlar, toplumu piyango bileti
almaya teşvik edip, beş-on gün umut ve hayal içinde yaşatıp oyaladıktan sonra
büyük çoğunluğu bir hayal kırıklığına uğratırken çok az sayıda kişiyi sonuçta
sevindirmekte, böylece gereksiz yere toplum içinde kıskançlık ve öfke ortaya
çıkarılmaktadır. Problemlerin çözümü için umudunu piyangodan çıkacak paraya
bağlayan ve olmayınca da umutlarını tüketerek depresyona giren kişiler yanında,
hazırlıksız olarak çok büyük paralara kavuşan kişilerde de çeşitli şok
reaksiyonları ortaya çıkabilmekte ve bazen kişi veya aile felaketlerine
rastlanmaktadır. Kişinin zenginliğinin de yavaş yavaş ve sindire sindire ortaya
çıkması gerekir. Yoksa halkın deyimi ile haram paranın azdırdığı bir toplum
dışı kişi ile karşı karşıya kalabiliriz. Milli piyango zengini olup da doğru
dürüst mutlu(!) olmuş birine henüz şahit olmadık. Kim ki milli piyango zengini
olmuşsa bir şekilde kurulu düzenini bozmuş ve çoğunlukla da yoldan çıkmıştır.
Milli piyango zengini olup da bugün hâlâ bu serveti elinde tutan kimse var mı
Bu büyük servet büyük tantanalar ile gelir ve sessiz sedasız çeker gider kimse
farkına bile varmaz. Büyük ikramiye isabet ettiğinde şanslı(!) kişinin etrafını
saranlar, para elden çıktığında sırra kadem basarlar. Sırtlarını çevirir
giderler. Helal ve haram endişesi taşıyan kişiler için elbette, milli piyango
gibi şans oyunlarının bir değeri olamaz. Amma helal ve haram endişesi
taşımayanların, milli piyango gibi emeksiz kazançları elde etmekte bir beis
görmeyenlerin sonu hep hüsran olmuştur. Gönül ister ki, kimse bu çirkin oyuna
alet olmasın. Emeksiz kazançlarla mutlu olunamayacağını herkes kabullenmeli. Bu
oyun yıllardır oynanıyor ve bu ikramiyeler ile zengin olmuş kişilerden mutlu
olan yok. Hatta mevcut mutlulukları bile bozuluyor. Helal ve haram kavramları
bizim için çok önemli. Az da olsa helal kazanç ile mutlu olmayı öğrenelim,
helal kazancın keyfini çıkaralım. Haram yollardan elde edilmiş büyük kazançların
ise insanları asla mutlu etmediğini hiç unutmayalım.