Yılbaşının yaklaşmasıyla birlikte “ümit tacirleri,” başta
piyango biletleri olmak üzere “insanları sömürmeye” devam ediyorlar.
Yılbaşı nedeniyle oynanan tombala, fırdöndü, iskambil, taş
oyunları, oyun makineleri gibi şans oyunlarının her çeşidi büyük kampanyalarla
özendiriliyor.
İnsanları eğlendirme (!) bahanesiyle, alkollü içkilerin
reklamları, kadın ve erkeklerin kepazelikleri pervasızca sergileniyor.
Yoksulluğun alabildiğine yayıldığı bir dünyada, milyonlarca
insan, bir ekmek dahi bulamazken, çöplere atılan gıdaların hesapları nasıl
verilecek ..
Hiç farkında değiliz ama, yılbaşı kutlamalarında, “bir
milleti içerden yıkmanın” en sinsi oyunu deneniyor.
Eğlence adı altında, “gayri meşru ilişkilerin” sınırsızca
yapıldığı bu gecede, aslında “ bir neslin nasıl yozlaştırılacağı” provaları
yapılıyor.
Noel Baba kutlamaları nereden geliyor
Esasen Hrıstiyanlıkta bile yeri bulunmayan “Noel
kutlamaları,” gökteki aya tapan putperestlerin, daha sonra güneşi ilah
seçmeleriyle gelişti.
“24 Aralık’ta Güneş’in daha geç battığını görerek “tanrımız
bizimle daha çok beraber oldu” diye kabul ettiler.
“24 Aralık -1 Ocak tarihleri” arasında kalan süreyi içkiler
içerek, domuz ve hindiler keserek danslarla kutlamaya başladılar.
Bu gelenek Hıristiyanlık dini tarafından benimsenmiş, resmi
literatüre mitolojik bir kişilik olarak geçmiştir.
Daha sonra “Noel baba” ile özdeşleştirilerek bir kültür
haline getirilmiştir.
Bu kültür akımını da, hâkimiyetleri altındaki ülkelere ihraç
ederek hegemonya kurmaya çalışmışlardır.
Hâlâ da çalışıyorlar...
Yılbaşı kutlamalarına gelince…
Yılbaşı kutlamaları, “Hz. İsa” nın doğumundan yaklaşık “350
yıl” sonra Roma’da ortaya çıktı.
Roma İmparatorluğu, güneş perestlik ile Hristiyanlığı
birleştirerek, Güneş tanrısını doğum günü olarak kabul etti.
“24 Aralık’a” kadar güneş biraz daha erken battığından
senenin en kısa günleri olarak biliniyor.
Batıda güneşe tapanlar, tanrıları olan güneş, her gün biraz
daha erken kendilerini terk edince buna üzülüyorlardı.
“25 Aralık”ta günler tekrar uzamaya başlayınca, tanrıları
kendileriyle kalmaya razı olmuşlar.
Daha sonra bu durum, “yeniden doğmuş” anlamına geldiğinden
mutluluklarını, danslarla, içkilerle ışıklandırmalarla, ağaçlarla, yeşillendirmelerle,
hindi kesme ziyafetleriyle kutlamaya başlamışlar.
İşte, “25 Aralık - 1 Ocak” arası bu sebeple eğlence ve tatil
olarak kabul edilmiştir.
Tahrif olmuş bir dinin akıbeti
Görüldüğü gibi Hz. İsa Aleyhisselamın doğumuyla, yılbaşı
kutlamalarının uzaktan yakından hiç bir ilgisi yoktur.
“Noel’i, Protestanlar ve Katolikler 25 Aralık’ta
kutluyorlar.”
“Ortodokslar ise, 6 Ocak’ta kutluyorlar.”
Daha sonra Hristiyan âlemi tarafından bu fark kaldırılmak
istendi.
“Sonunda yılın ilk günü ağırlıklı olarak kutlanmaya
başlandı.”
İster Noel olsun, ister yılbaşı olsun, ikisi de değiştirile
değiştirile günümüze kadar gelmiş ve Hz. İsa’nın doğumu olarak tüm dünya
inandırılmıştır.
Kendi kimliğimizin gereğini yapmak
İster yılbaşı kutlamaları olsun, ister Noel olsun, her iki
anlayış, Türk milletinin karakterine, tarihine, dinine ve kültürel değerlerine
tamamıyla ters düşen davranışlardır.
Her millet, kendi kültüründen, geleneğinden, toprağından,
tarihinden ve dini inançlarından güç alır.
Bu değerlerin dışındaki tutum ve davranışlar, birçok
sapmalara ve yozlaşmalara yol açar.
Kendi kültürel değerlerinden kopan milletler, bunalımlara ve
krizlere düşerler.
Atalarımız, hiç bir dönemde bir başka milletin yaşantısına
ve ideolojisine ihtiyaç duymamışlardır.
Kendi kendilerine her zaman yetmişlerdir.
Yılbaşına ait sorularımız var.
- Hangi yılbaşı, 24 ve 25 Aralık mı, 31 Aralık mı, 6 Ocak
mı
- Biz onların yılbaşını kutluyoruz da onlar bizim
yılbaşımızı nede kutlamıyorlar
- Çevre koruyucuları, yılbaşında kesilen çam ağaçları için
neden hiç seslerini çıkarmıyorlar
- Hayvan hakları savunucuları, kesilen hindiler için neden
hiçbir şey yapmıyorlar
- Yılbaşında, kadın başta olmak üzere, insanların düştükleri
rezilliklerle ilgili, insan hakları savunucuları neden seslerini hiç çıkarmıyorlar.
– Geçtiğimiz yıl, Keşan müftüsünün söylediğini bu sene de
ben tekrar ediyorum: “Neol babanız, madem doğru bir modeldir, neden kapıdan
değil de bacadan giriyor ”
Bir de isteğimiz var!
“Milli Piyango”nun önündeki “Milli kelimesi” kaldırılsın.
Kumarın millisi olur mu ..