Yılan hikâyesine dönen başkanlık sistemi

Abone Ol

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Çok partili döneme geçildikten sonra, siyaset kurumunda

sık sık tıkanıklıklar yaşandı. Bunları askeri darbelerle çözebileceklerini

sananlar oldu. Ama nafile! Darbeler problemleri daha da artırmaktan başka bir

işe yaramadı.

Milli Görüş partileri, cumhurbaşkanını doğrudan halkın

seçmesiyle parlamenter sistemin bazı arızalarının giderilebileceğini savundu.

Daha MSP döneminde bu görüşün seslendirilmesi başkanlık sisteminin ilk

sinyalleri oldu.

Turgut Özal da başkanlık sisteminden söz etti. Fakat bu

sistemin federasyon modeliyle yürüyebileceğini açıklaması halkı ürküttü. Çünkü

federasyon modelinin Türkiye nin yapısını bozacağı ve ülkeyi bölünme sürecine

götüreceği algısı oluştu.

Başkanlık sisteminden en çok söz eden R. T. Erdoğan oldu.

Fakat Erdoğan, net çizgileriyle sistemin nasıl yürüyeceği konusuna açıklık

getirmedi. Dahası; Erdoğan başkanlık sistemini kendi gücünü pekiştirmek için

istediği algısı oluşturdu. Sık sık siyasi partilerle cedelleşmesi, hükümete

müdahale etmesi kamuoyunu tedirgin etti.

Erdoğan a bu konuda AKP içinden de ciddi eleştiriler

geldi. Beraber yola çıktıkları Bülent Arınç bu tür müdahalelerden birinde

taşmış, sınırlarını biraz da sertçe hatırlatmıştı: Bu ülkede Hükümet var, sana

ne oluyor. (23. 3. 2015)

Sayın Arınç; Türkiye de başkanlık sistemi, alt yapısı

olmadan kurulamaz. 4. Dünya ülkelerinden başkanlık sistemini alıp monte

edemeyiz. Montaj usulü başkanlık yürümez (5. 4. 2015) diyerek konunun

netleşmesini istemişti.

Erdoğan, çeşitli yöntemlerle iç muhaliflerini devre dışı

bırakmayı başarmışsa da, bu onun her söylediğinin doğru olduğunu göstermez.

TABİİ SEYRİNDE ELE

ALINMALI

AKP, başkanlık sistemini Yeni Anayasa yla birlikte ele

almakta ısrar ediyor. Hatta başkanlık sistemini anayasanın olmazsa olmazı

olarak görüyor. Anayasa değişikliğine evet diyen siyasi partiler, başkanlık

sistemine sıcak bakmıyor.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ın konuyla

ilgili şu sözü basına yansıdı: Zaten 2007 de Türkiye fiilen başkanlık

sistemine geçti. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi ve 2 dönem seçilebilmesi fiilen

başkanlık sistemidir.

Bu söz kraldan fazla kralcılıktan başka nasıl izah

edilir   Cumhurbaşkanını doğrudan halk

seçmemiştir. Önce, Meclis 3 kişiyi aday göstermiş, halk da bu adaylardan birini

tercih etmek zorunda bırakılmıştır. Halk, cumhurbaşkanını doğrudan seçmiş

olsaydı, durum çok farklı olurdu.

Başkanlık sistemine geçiş için birkaç ön hazırlık

yapılmış olması, fiilen başkanlık sistemine geçildiğini göstermez. Bu sözü

doğru kabul edersek Meclis i ve halkı devre dışı bırakmış olmaz mıyız Kaldı ki

daha başkanlık sistemiyle ilgili net bir çalışma bile ortaya konulamamıştır.

Cumhurbaşkanı nın seçimleri yönlendirmesi hiç de hayra

alamet değildir. Özellikle Batı basını ağız birliği etmişçesine 1 Kasım seçim

sonuçlarını, -cumhurbaşkanlığı seçimi olmadığı halde-  Erdoğan ın zaferi şeklinde vermiştir.

Erdoğan da, Hayır, bu AKP nin zaferidir diyememiştir. Erbakan Hoca, başarıyı

kendinden bilmezdi. Baştan sona kendi emeği olan başarıları bile, Bu Milli

Görüş ün başarısıdır derdi.

YERLİ BİR

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Başkanlık sisteminin milletimizin bünyesine uygun olması

şarttır. Dünyada 40 civarındaki ülkede bu sistem var. Hepsi o ülkelerin

şartlarıyla uyumlu farklılıklarla yürümektedir. Erdoğan gibi çok kişi, daha

istikrarlı olduğu gerekçesiyle ABD deki başkanlık sistemini örnek

almaktadırlar.

Peki, ABD deki başkanlık sisteminin hangi şartlardan

doğduğu, nasıl işlediği, bizim toplumumuza uyup uymayacağı iyi analiz edilmiş

midir Mesela ABD Devlet Başkanı yönetimde tek yetkili değildir. Yönetimi

Kongre, Senato, Temsilciler Meclisi benzeri bazı kurumlarla birlikte

paylaşmaktadırlar. Yine, cumhurbaşkanı kendisini ABD başkanından daha yetkili

mevkide göremez. Eğer bunu yaparsa, yoksa başkan olursa her şeyi tekeline mi

alacak tereddüdü oluşturur.

Başkanlık sistemine karşı değiliz. Ancak, bize göre

olanını istiyoruz. Baştan beri, Türk vatandaşı kimdir sorusunun cevabı

dolaşmaktadır halk arasında: İsviçre medeni kanununa göre evlenen, İtalyan

ceza yasasına göre cezalandırılan, Alman Ceza Mahkemeleri usulüne göre

yargılanan, Fransız İdari Hukuku na göre idare edilen ve İslam hukukuna göre

gömülen kişidir. (A. G. Dergisi, Mehmet Biten, Dip Not, Ağustos 2015)

Toplumu yabancılaştıracak bir sistem istemiyoruz. Kadim

değerlerimiz dikkate alınmalı, Osmanlı daki eyalet sistemi iyi incelenmeli,

devlet ve milletimizin bütünlüğünü esas alan bize göre bir başkanlık sistemi

üzerinde çalışılmalıdır.

Başkanlık sistemi ve Yeni Anayasa çalışmaları ayrı ayrı

ele alınmalıdır. Yeni Anayasa nın içine dayatma unsuru olarak konulmuş bir

başkanlık sistemi istemiyoruz.