Yaşlı bir kadın, elli yıllık evi ile birlikte yıkılan hayallerini yeniden inşa etmeye
çalışıyor. Gözlerini dikmiş, sanki
uzaklardan gelecek bir yolcuyu gözler gibi bir hal sergiliyor Huzur bulduğu
bahçesini, her sabah teşbihini çektiği avluyu ve komşularla çay içtiği
gölgeliği yâd edip hüzünleniyor.
Büyüklerimiz, gidenin ardından ağlamanın bir şeye faydası
olmadığını söylerler. Fakat ağlamak, bazen içimizdeki acıyı sırtlayıp götürür. Ağlamak tıpkı konuşmak ve
neşelenmek gibi doğal ve insana has bir duygudur.
İstanbul gibi büyük kentlerde yaşayan yaşlılar için bir
deşarj aracı, neşe kaynağıdır bahçe. Evlerinin önündeki birkaç metrekarelik
bahçe, bu insanların çocuklarına ve kaybedilen nesnelere olan özlemlerini bir
nebze de olsa hafifletiyor. O yüzden
çocukları ile birlikte büyüttüğü bahçenin yıkılışını seyretmek yaşlı kadına
büyük acı veriyor.
Yaşamınızı kolaylaştıran ya da hayatımızda yer alan
nesneler ile aramızda bir bağ vardır. O yüzden yaşadığı mekândan uzaklaşmak
insana büyük acı verir. Zira burada yaşanmışlıkların, acı tatlı hatıraların
izleri vardır. Bu izler geride buruk bir kalp ve derin bir acı bırakır. O acıyı
hissedebilmek için karşınızdaki kişinin duygularına odaklanmanız yeterli.
Yaşlı kadın, bahçesinden söz ederken heyecanlanıyor, ellerini duvara yaslıyor ve ne zaman canım
sıkılsa, şuradaki ceviz ağacının altına geçer biraz gölgelenir, etrafı seyreder
ve rahatlardım diyor, o günlere geri dönüyor. Hayatta istediği çok şey de
değildi aslında. Bir gölgelik ağaç ve yeşile bezenmiş bir toprak parçası
O bu hasretini çok basit fakat anlaşılır cümlelerle
anlatmaya devam ediyor: Gün ışıdığında
bahçeye geçer ve kahvaltıyı burada yapardım. Komşularla burada
hasbıhalleşirdik, uzun süren çay sohbetlerimiz olurdu. Torunlarım için
büyüttüğüm gülleri gözüm gibi korurdum. Mevsimlik çiçekleri bahçenin kıyısına eker ve onlarla konuşurdum.
Bahçemde iki erik, bir ceviz, bir şeftali ve armut ağacı vardı. Bu küçücük
alanda ağaçların dalları meyveyi sırtlar ve mahallenin çocuklarını
sevindirirdi. Artık apartmanda yaşayacağım, kışın soba derdim olmayacak, ev
rahat olacak ama bunlar bana evimin bahçesinde yaşadığım o huzuru veremez ki
Bir kadının yıkılan evinden ziyade bahçesi için iç
geçirip hüzünlenmesine bir anlam veremeyebilirsiniz. Fakat unutmayınız ki, siz
hayatınızdaki en değerli şeyi kaybettiğinizde ne hissediyorsanız o da onu
hissediyor.