Yetkililer! Kıymayın Çocuklarımızın Geleceğine!

Abone Ol

            6 Şubat Kahramanmaraş merkezli yaşanan deprem o bölgedeki insanlarımızın dünyalarını değiştirdi. Gecenin ortasında yaşadıkları depremin bir kâbus olması için dualar ediyorlar. Ama depremden sonra yaşadıklarımız maalesef gerçek. Gerçekler de acı. Yıllardır alınmayan tedbirlerin, ihalelere fesat karıştırmanın, seçim önceleri alelacele bütçeye para ve iktidar partilerine oy kazandırmak için çıkarılan imar aflarının, işi ehline vermenin, devlet ve kamuyu ilgilendirilen makamlara “onun, bunun yakınlarını” getirmenin sonucunu deprem acı bir şekilde hepimizin yüzüne vurdu. Fay hattı üzerine yapılan on-on beş katlı binaların yıkılmasının suçunu da depreme yüklemeyelim.

            Deprem sonucu ortaya çıkan fecaat tablosuyla daha baş edememişken şimdi de bölgeden gelen sel haberleri acılarımıza acı ekliyor. Bölgede yaşayan milletimiz başlarına yıkılan evlerinden/yuvalarından sonra sığındıkları çadırların içinde de şimdi sel kurbanı oldular. Sürekli devam eden artçılarla hep diken üstünde yaşayan insanımız şimdi de selin getirdiği felaketten yine kendi imkânları ile kurtulmaya çalışıyor. AFAD’ın internet sitesinde yazdığı gibi “Afete Hazır Türkiye” başlığındaki gibi hazır olmadığımız her gün ortaya çıkıyor. Geçtiğimiz yıllarda Karadeniz Bölgesi'ndeki sellerde, orman yangınlarında; şimdilerde deprem ve sellerde.

            AFAD’ın internet sitesinde afete hazırlık ile ilgili, “Afete Hazır Türkiye Projesi ile; Bireyden başlayarak toplumun tüm kesimine, afetlerin ilk 72 saatine hazırlıklı olmaları için afete hazırlık kültürünü kazandırmak, bireylerde farkındalık yaratmak,  bireylerle yaşadıkları mekânlarda alabilecekleri temel önlemleri paylaşmak, bireylerin afetlerde doğru davranış şekillerini öğrenmelerini ve uygulamalarını sağlamak, afet ve acil durum planlarının yapılmasına yönelik bilgilendirme yaparak, alınabilecek temel önlemleri paylaşmak, bireylerin afet eğitimi alabileceği mekânları yaygınlaştırmak ve kolay ulaşabilecekleri altyapıları kurmak, ülke genelinde çeşitli kanallarla verilen afet eğitimlerini standart hale getirmek, uluslararası organizasyonlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalardan da yararlanmak ve yeterli bilgi, tecrübeye sahip akredite olmuş eğitim yollarının oluşturulması amaçlanmaktadır” yazan bu sözler sayfada güzel, iyi, doğru durduğu gibi hayatta gerçekliğini bulamadı.

            Bu konuyu bu hafta geçelim, gelelim bu hafta herkesin dikkatini çekmesi gereken konuya. Evet, deprem oldu, sel oldu; hayat devam ediyor, etmeli de. Özellikle deprem bölgesinde eğitim meselesine. Bu bölgemizdeki çocuklarımız diğer bölgede yaşayan çocuklarımızla aynı merkezi sınavlara tabi tutulacak.

            Deprem bölgesinde yaşayan çocuklarımızın geleceğinden endişe eden ve çocuklarımıza karşı vazifemizi hatırlatan Adıyamanlı Mehmet Güzel Beyefendi günlerdir bu konunun önemine dikkat çekmeye çalışıyor. İktidar ve muhalefet parti mensuplarına seslenerek gündem oluşturmaya çalışıyor.

            Mehmet Beyefendi paylaşımlarında ısrarla şu konuları ele alıyorlar: “ Adıyaman’da çok acı var, çok… Birçok ev moloz yığınına döndü. Kalan birçok ev de ağır hasarlı. Depremin vurmadığı ev yok. Her kesimden birçok insan öldü. Bugünler itibariyle Adıyaman hayalet şehir görünümünde. Akşamları şehirde bir tane binada ışık yok… Zenginler şehri terk etmiş. Durumu olmayanlar bez çadırlarda! Umarım gelir görürsünüz. Duymak, televizyondan seyretmek ayrı bizzat görmek başka! Deprem bölgelerinde insanlar evsiz, banyo bile lüks…

            Gece yatarken eşofmanla gecelikle değil hazır kıta asker gibi günlük kıyafetleriyle uyuyor, onunla yaşıyorlar. Adıyaman’ın desteğe ihtiyacı var... (Bunu tüm bölge olarak anlayın.) Kadınından erkeğine, çocuğundan gencine, gencinden yaşlısına, genç kızlarından kadınlarına hepsinin çokça desteğe ihtiyacı var... Ekonomik destek, psikolojik destek, eğitim desteği vs vs…

            Özellikle öğrenciler bugün çok mağdur. Kolu kanadı kırılan gençlerin elinden tutulmalı, ayağa kaldırıp onlara destek olunmalıdır. 4 senelik lise hayatlarında 2 sene okula gittiler ama 3.5 yıldan sorumlular. Depremzedeli bir YKS öğrencisinin bir ay boyunca paragraf çözmemesi kitap bile açamaması bir kâbustur. Birçoğu evlerine bile giremiyor. Hâlâ deprem olduğunda evden bağrış çağrış çıkıyorlar. Bu halde depremzedeli çocuklara sınav mı yapacaklar? Şartlar aynı değil, şartlar eşit değil! İnsanların hayatında 40 gün yok oldu! Tekrar ediyorum sınav tarihine karar verenlerin bölgede bir hafta yaşamasını istiyorum. Oturdukları koltuklarında bölgeyi hissedemedikleri çok açık. Ne kadar çabuk normale dönüldü anlayamıyorum. İnsanların evi yok, kitapları yok! Bu psikolojiyle nasıl çalışacaklar bunu hiç mi akledemiyorsunuz?

            Bari bir şeyi adalet ile yapın…

            Adaletsiz sınav sınav değildir.

            #YKS2023 #YÖK #tcmeb"

             Deprem bölgesinde insanlarımız temel insanî yaşam şartlarına kavuşamamışken çocuklarımızın diğer bölgelerdeki öğrencilerle aynı sınava tabi tutulması adaletsizlik değil mi?

            Zamanında eğitim hakkı gasp edilmiş biri olarak akranlarımla aramda açılmaz bir mesafe oluştu. Hâlâ o mesafeyi kapatmak için çabalıyorum. Ki benim eğitim hakkım gasp edilirken ailemden ve sevdiklerimden can kaybı yoktu. Şimdi o bölge ölümün soğuk nefesi değmeyen aile yok. Eğitim hakkım gasp edilirken yıllardır yuva diye sığındığım evim başıma yıkılmamıştı. Ev diye sığındığım çadır su altında kalmamıştı. Ders kitaplarım enkaz altında kalmamıştı. Her gün, ‘Acaba bugün yine deprem mi olacak, canımız tehdit altında mı?’ tedirginliği yaşamamıştım. Normal zamanlarda da at yarışında gibi koşturduğumuz gençlerimiz omzunda şimdi hayatta kalabilme yükünü taşıyorlar. Yakınları kaybetme korkusu içinde bir de gelecekleri hakkında endişeyi taşıyorlar.

            Eğitimci Prof. Selahattin Turan’ın teklifini buraya bırakıp yetkili kişilerin bu konuda bari adaletli iş yapmalarını talep edelim.

            “Depremzede öğrenciler; LGS sınavından muaf tutulmalı, bulundukları ilde; -istedikleri- liselere gidebilme imkânı sağlanmalıdır.”