AKP, 20 yıllık iktidarı sonrası iyice yoruldu. Mental yorgunluğunu kendileri de kabul etti. Sırf bu yüzden görevi bıraktırılanların sayısı hiç de az değil. Artık çözüm üretemez, umut vermez duruma geldiler. Yeniden iktidar olacaklarına dair söyledikleri sözler, iktidar hırsından başka bir şey değil. 20 yılın sonunda iktidardan gidecek olduklarını içlerine sindiremiyorlar. Bilin ki, hayat insana “sınırsız iktidar olmadığını” öğretir.
Son senelerde ne yapsalar ümit olamıyor, heyecan verici çözümler üretemiyorlar. Yeni söylemleri yok. Sözleri bitti, sepetlerinde pamukları kalmadı. Kendilerini nadasa alsalar, iyiliklerine olur, diye düşünüyorum. Çözüm diye ortaya koydukları hep geri tepiyor. Vatandaşın zararına sonuçlar veriyor. Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulaması ile, devamlı kur oranlarının yükselmesi sonucu, Türkiye parasına yatırım yapanların kur farkını vatandaşa ödetmek adalet midir?
AKP, zengini daha zengin yaptı; fakiri de daha fakir! Bir tarafta hükümetten nemalanan bir avuç azınlık; diğer tarafta geçim sıkıntısı içinde kıvranan çoğunluklar! Artık kimse AKP’den çözüm beklemesin. Çünkü daha sıkıntının varlığını bile kabul etmiş değiller! Krizi önlemek için tasarruf tedbirleri almayan tek ülkeyiz. Niçin? “İtibardan tasarruf olmazmış” da(!).
Durmadan borç alıyoruz. Bu paralar ödenmeyecek mi? Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye atıyorsunuz! Bu saatten sonra; israf, yolsuzluk ve rüşvet iddialarının ayyuka çıktığı bir hükümetten çözüm beklemek, ham hayalden başka bir şey olabilir mi?
ÇIKIŞ YOLU ARIYORUZ
AKP, problemlere çözüm sunamayınca; muhalefete, Altılı Masa’ya saldırıyor. Çözüm yerine çirkin sözler ediyor. Kötü söz, söyleyenin sıfatıdır. Altılı Masa yeni bir başlangıç; yeni bir inşa süreci başlattı. Altı parti düzenli olarak toplanıyor, Türkiye’nin meselelerini görüşüyorlar. Güzel bir sinerji oluşturdular. Oyları düzenli bir şekilde yükselişte! Hükümet bunu niçin kıskanır, bilmem ki! Siz, diğer partilerle de toplanıp Türkiye’nin meselelerine çözüm aramadınız ki!
İktidar, muhalefete haksızca saldırmakla hangi kirli işlerini örtmeye çalışıyor, dersiniz? İsrail’le normalleşme faciasını mı? Terörü besleyip amaçlarına uygun kullanan ABD ile stratejik ortak olmayı mı? Sınırsız ahlâk tahribatına sebep olduklarını mı? İhaleleri yalnız 5 şirkete verdiklerini mi? 3-5 maaşlı bürokratlarını mı? Paramızı pul haline getirişlerini mi? Dış politikalarının iflâs edişini mi? Gerisini de siz söyleyin!
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Altılı Masa’yı karalamaya çalışanlara şöyle seslenmişti: “Rahat olunuz! Irak ya da Suriye’yi işgal için, ABD ya da İsrail’le bir araya gelip ittifak yapmıyoruz. Bu ülkenin nefes alabilmesi için, ‘bu ülkenin insanları ile’ bir çıkış yolu arıyoruz.” (4.10.2022)
İktidar ve muhalefetin, ülkesinin problemlerini çözmek için bir araya gelemediği başka ülke biliyor musunuz? Merkel, Türkiye’ye gelmişti. Avrupa’daki çok partili hükümetler konuşuluyordu. “Başkanlık Sistemi’ne geçmek ister misiniz?” sorusunu, “Biz, birbirimizden memnunuz” şeklinde cevaplamıştı.
MANZARA ORTADA
DİĞER ülkelerdeki siyasi partiler birbiriyle konuşuyor, anlaşıyor, uzlaşıyorlar. Seçimlerde, seçmen ‘hep birlikte’, “Ey AKP zihniyeti! Biz kardeşler topluluğuyuz. Bizi ayrıştırmanıza, birbirimize düşman etmenize fırsat vermeyeceğiz. Yarın, Türkiye’ye bir saldırı olursa, biz 85 milyon olarak ‘hep birlikte’ direneceğiz” diyebilmelidir. Tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi… Tıpkı diğer vatan savunmalarımızda olduğu gibi…
AKP eridikçe ne yapacağını bilemez duruma geliyor. Amasra maden faciasındaki “tedbirsizlikler” devletin “denetleme kurumu” olan Sayıştay raporlarıyla ortaya çıktı. Üç sene arka arkaya uyarılmalarına rağmen tedbir almadılar. Gelişmiş ülkelerde böyle bir hükümet 1 gün bile görevini sürdürebilir mi? Devlet imkânlarını, TV’leri tek taraflı kullanarak varlıklarını sürdürüyorlar! Devlet imkânlarını paylaşmayı öğrenemediler. Amasra’daki grizu patlamasında, eşi Mehmet Bulut’u kaybeden Buse Bulut bacımız, eşinin 15 gün önce, madende gaz kokusu var, bizi patlatacaklar, diyerek şunları anlatmıştı: “Soma gibi üstünü örtecekler. Kaza değil, öldürdüler! Bakın, cinayet bu! Havalandırmaların yapımını üç ay ertelediler.” (18 Ekim 2022)
Bir de “kader”i suçluyorsunuz. Tedbirsizliğinizin suçunu inancımıza yükleyemezsiniz. Diyanet’ten bir açıklama gelmedi; ama, isterseniz Mehmet Akif’i dinleyelim: “Kadermiş, öyle mi? Hâşâ, bu söz değil doğru; / Belânı istedin, Allah da verdi… Doğrusu bu.”
AKP, bildiğini okumayı, yanlışına bahane aramayı bırakmalıdır. İstişareye, farklı fikir ve çözümlere açık olmalıdır. Potansiyeli yüksek bir ülkeyiz. Bilinmeli ki, Türkiye “bir kişi”den büyüktür.