Geçmişin mücahitlerinin çağa ayak uydurarak müteahhit olması neticesinde İslami camia lüks ile tanışmaya başladı. Lüks’e tanışan insanların ne mücahitliği kaldı ne de hassasiyetleri. O sefayı sürebilmek adına bu sefer her şeye müsait olmaya başladılar.
Yüzlerce m2’lik evlere sığmayanlar rezidanslara, tripleks villalara, güvenlikli sitelere kaçmaya başladılar. Eskiden doğan görünümlü şahine binenler şimdi yüzlerce bin liralık binitleriyle şehirde dolaşmaktalar. Yarım ekmek döner ve ayran ile karnını doyuranlar şimdilerde binlerce lirayı bir yemek için sarf etmekteler. Mahmutpaşa’dan giyinenler şimdilerde Parislerde moda günleri takip etmekteler.
Elbette helal kazanç ile bu yaşamı sürmek en doğal hakları. Toplum içinde elbette Müslüman da zengin olmalı. Hem zengin Müslüman fakire göre daha çok fayda sağlamakta ama bizim yeşil burjuvazi artık kendini varoşlara layık görmediğinden özel sitelere, kendileri için yapılmış ya da başlangıçta sosyal konut olarak yapılan ama zamanla kendi zümresini oluşturan muhitleri tercih etmeye başladılar. Artık fakir görmüyor, fakirliğin nasıl bir şey olduğunu hatırlamak bile istemiyorlar. Göstermelik yardım kuruluşlarına bağışlar ile gönüllerini teskin ediyor ve o kendilerine eski günlerini hatırlatacak her şeyden uzak duruyorlar artık.
Unutuverdik birer birer
İslam coğrafyası kan ağlamakta. Her yerde zulüm ve kan var. Ülkemizin durumu da bıçak sırtı konumunda sayılır. Buna rağmen her yere yardıma koşmak ve ümit olmak zorundayız bu ülkenin insanları olarak.
Ne zaman ayağa kalkacak olsak, ne zaman bir konuya yoğunlaşacak olsak heyecanlanıveriyoruz. Günlerce çeşitli protesto etkinlikleri ile gündemimizi dolduruyor ama belli bir süre sonra adını anmaz oluyoruz her nedense.
Yıllardır kanayan yara Filistin, Afganistan, Çeçenistan, Doğu Türkistan, Keşmiş… unutulan kareler olarak hafızan dehlizlerinde duruyorlar. Peki ya Mısır, Suriye onlar daha taze oysa. Şimdilerde sosyal medyada bile pek adlarını anan kalmadı. Yazılı ve görsel basında ise pek yer bulamaz oldular kendilerine. Daha doğrusu sadece haber değeri olarak varlar. Oysa ümmet bizlerden bir silkeleniş, bir ayağa kalkış, dik duruş beklemekte. İslam birliği bizlerin uyanışını beklemektedir. Ellerini semaya açanlar uzaklara dalıp giderken hep bizlerden gelecek bir sese kulak kabartmaktalar. Oysa çok değil bir asır önce dedelerimiz nerede bir yardıma muhtaç duysa koşarlar ve meseleyi çözerlerdi ama teşbihin ipi kopup imame de kaybolunca taneler dağılıverdi etrafa.
Vebalimiz büyük ve yükümüz ağır. Fakat ne olursa olsun bu kutlu davayı yürütecek olanlar da bir avuç insan neticede. Yılmadan yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Yılmadan, eğilmeden, bükülmeden…
Minik bir tebessüm
Eşe hediye
3 adam oturmuş eşlerine aldıkları hediyelerden bahsediyorlarmış. Birincisi demiş ki, “karıma öyle bir hediye aldım ki, 6 saniyede 0’dan 100’e çıkıyor.” Diğerleri anlamamışlar. “Ne aldın ” diye sormuşlar.
“Beyaz bir Porsche aldım. Çok mutlu oldu.” diye cevap vermiş.
İkinci adam demiş ki, “Ben de geçen doğum gününde karıma 4 saniyede 0’dan 100’e çıkan bir şey almıştım.” Hemen anlamışlar tabi ki: “Heey, yoksa Ferrari mi aldın ” Adam gülümsemiş: “Evet, kıpkırmızı bir Ferrari aldım. Gerçekten de ona çok yakıştı.” demiş.
Bu sefer üçüncü adama sormuşlar: “Peki sen ne aldın karına ” Adam demiş ki: “Ben öyle bir şey aldım ki; sadece 1 saniyede 0’dan 100’e çıkıyor.”
Adamlar şaşırmışlar: “Atıyorsun!” demişler, “Öyle bir araba olmaz ki!”
Adam cevap vermiş: ”Araba aldığımı kim söyledi Tartı aldım üstüne çıkınca 1 saniyede 0’dan 100’e çıkıyor.”
İlgilisine notlar:
• Gül gibi görünüp diken gibi batandan, dost gibi görünüp yılan gibi sokandan Allah’a sığınmak lazım.
• Hayatta gülmenizi isteyecek tek kişi fotoğrafınızı çekecek olan kişidir.